Aradığınız içtihada ulaşın
Mahkeme türünü seçin veya doğrudan konu ve karar numarasıyla arayın.
4.000 karar
Karar tarihine göre yeniden eskiyeYargıtay 1. Hukuk Dairesi
Ölünceye Kadar Bakma Devrinde Makul Oranın Metrekareyle Değil Değerle Araştırılması
- Esas
- 2024/5245 E.
- Karar
- 2026/1763 K.
Editoryal özet: Mirasçı, annesinin bakım sözleşmesiyle diğer mirasçıya devrettiği taşınmaz paylarının mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürmüştür. Alt mahkemeler, devredilen ve kalan payların metrekare karşılıklarını karşılaştırarak oranı makul bulmuştur. Daire bu soyut alan hesabını yetersiz görmüştür. Devredilen hisselerle muriste kalan taşınmazların aynı akit tarihindeki rayiç değerlerinin bilirkişiyle belirlenmesini istemiştir. Bu değerler, sağlık, yaş, aile ilişkileri ve gerçek bakım amacıyla birlikte değerlendirilerek irade açıklığa kavuşturulmalıdır. Eksik inceleme nedeniyle ret hükmü bozulmuştur; belirli bir sabit yüzdeye veya kesin muvazaa sonucuna hükmedilmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.
- Esas
- 2025/3812 E.
- Karar
- 2026/1206 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili; müvekkilinin 28.06.2021 tarihinde 2021 model ... marka, sıfır kilometre... model aracı davalılardan ... Ticaret T. A....den 1.226.873,91 TL bedelle satın aldığını, 11 kw'lık araç müvekkiline anlatılmış olmasına rağmen 7,4 kwlık aracın satıldığını, aracın satın alınmasından yaklaşık 1 ay sonra araç ekranının nerdeyse tamamen kapandığını ve çalışmamaya başladığını, yedek parça ve sorunun çözümü için müvekkilinin toplam 4 ay beklediğini, araç teslim alındığında ise aracın trafik yardım sisteminin çalışmadığını ve tekrardan servise götürüldüğünü, araç teslim alındıktan sonra bu sefer de sürüş yol yardım sistemi ve navigasyonun çalışmadığını, araç servisten çıktıktan birkaç hafta sonra sürüş esnasında aks seviye ikazı uyarısı verdiğini, aracın sol arkasının çöktüğünü ve yolda kaldığını, aracın çekiciyle getirildiği servise 15.12.2021 tarihinde girdiğini, yapılan kontrollerde aracın kompresöründe arıza olduğunun belirtildiğini, aracın halen serviste olduğunu ve tamir edilerek müvekkiline teslim edilmediğini, dava konusu olan aracın satın alındığı günden itibaren sürekli arıza verdiğini ve müvekkilinin sürekli olarak servise gitmek zorunda kaldığını, mevzuatta belirtilen azami tamir süresinin fazlasıyla aşıldığını ileri sürerek; dava konusu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini talep etmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
- Esas
- 2025/9501 E.
- Karar
- 2026/2635 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Mahkemenin aşkın zararına dair vakıa ileri sürmeyen davacının, yalnızca genel ekonomik koşullardaki değişme iddiasının munzam zarar olarak kabul edilemeyeceği, davacının ölçülebilir ve somut(gerçek) bir zararının ortaya konulmadığı gerekçesinin hatalı olduğu ve Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olduğunu, b.Mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında munzam zararın varlığının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulü gerektiğini beyan etmektedir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Kesinleşmeden Anlaşmalı Boşanma İradesinden Dönülmesinde Çekişmeli Yargılama
- Esas
- 2025/10352 E.
- Karar
- 2026/2521 K.
Editoryal özet: Anlaşmalı boşanma hükmünü protokolden ve anlaşmalı boşanma talebinden vazgeçtiğini bildirerek temyiz eden eşin iradesi değerlendirildi. Kesinleşmeye kadar mali sonuçlar ve çocuk düzenlemelerini de kapsayan anlaşma iradesinden dönmeyi engelleyen hüküm bulunmadığı belirtildi. Dilekçeler, vakıalar ve deliller için süre verilip ön inceleme ve tahkikat yapılarak çekişmeli usulde karar verilmesi gerektiği kabul edildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Kira Alacağı ve Tahliyede Temyiz Sınırı ile Ödeme İspatı
- Esas
- 2025/4181 E.
- Karar
- 2026/1194 K.
Editoryal özet: Artış şartına göre eksik kalan kiralar için açılan itirazın iptali ve tahliye davasında, kiracı uyarlama davasına ve ödeme savunmasına dayanmıştır. Daire, uyarlama talebinin reddinin kesinleştiğini ve hesaplanan bakiye borcun ödendiğinin ispatlanmadığını belirterek hükmü onamıştır. Likit alacak için icra inkâr tazminatını ve takip sonrası ödemelerin infazda dikkate alınmasını uygun bulmuştur. Ayrıca tahliyede üç aylık kira üzerinden dava tarihine göre temyiz sınırını değerlendirmiştir. Arabuluculuk açıklaması, davanın açıldığı tarihteki koşullara ilişkindir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi
Site Yönetimindeki Usulsüzlük ile Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Ayrılması
- Esas
- 2021/37317 E.
- Karar
- 2026/2595 K.
Editoryal özet: Site başkanının işletme projesini bildirmemesi, harcamaları onaylatmaması ve karar defterini değiştirerek işçi çıkarması incelendi. Defter tahrifi nedeniyle ayrı kesinleşmiş sahtecilik hükmü bulunmasına karşın, site malı veya parasının tevdi dışında kullanılarak yarar sağlandığına dair kesin delil saptanmadı. Yönetim ihmallerinin hukuki sorumluluk doğurabilmesi, güveni kötüye kullanmanın unsurlarının yerine geçmedi.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Suç: Nitelikli yağma
- Esas
- 2024/5140 E.
- Karar
- 2026/2048 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Sanık hakkında 16.02.2022 günü eşi müşteki ...'in, banka kartını alarak evden ayrılması üzerine, müştekinin kartı iptal ettirdiği, sanığın 18.02.2022 günü müştekiyle evde tartıştığı, sanığın "o zaman bana para vereceksin yada bankadan çekip vereceksin", diye mağduru zorla bankaya götürmeye çalıştığı, müştekinin kabul etmemesi ve direnmesi üzerine, müştekiyi darp ettiği olayda, sanık ile mağdurun olay tarihinde kendi beyanları ve Uyap Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi üzerinde yapılan incelemede halen evli olduklarının anlaşıldığı, tarafların, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun eşler arası mal rejimini düzenleyen hükümlerine göre evlenmeden önce veya sonra (noterde düzenleme veya onaylama şeklinde) 'mal rejimi sözleşmesi' yapıp yapmadıkları, ya da evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirmiş olup olmadıkları, sözleşme yapmışlar ise kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edip etmedikleri, böyle ise hangisini seçtikleri ve bu rejime ilişkin düzenlemeler kapsamında suça konu edilen banka kartının kime ait olduğu hususlarının etraflıca araştırılması, mal rejimi sözleşmesi yapılmamış ise eşler arasında edinilmiş mallara 'katılma rejimi'nin uygulanması asıl olacağından, banka kartının eşlerin ortak gelirlerinden olduğu anlaşılacağından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında sanık hakkında 18.02.2022 tarihli eyleminden 5237 sayılı Kanun'un 86/2-3-a-e maddelerinde düzenlenen kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde yağma suçundan cezalandırılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Suçlar: Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
- Esas
- 2024/362 E.
- Karar
- 2026/2007 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Sanıklar hakkında nitelikli yağma ve ayrıca sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebebinin var olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Müşteki ...'nın (...) sanıklarla herhangi bir hukuki ilişkinin tarafı olmaması sebebiyle nitelikli yağma suçundan bozma isteyen tebliğnamedeki görüş benimsenmemiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
Tereke Temsilcisi Atandıktan Sonra Davayı Takip ve Kanun Yoluna Başvuru Yetkisi
- Esas
- 2026/956 E.
- Karar
- 2026/1662 K.
Editoryal özet: Muris muvazaasına dayanarak terekeye iade istenen davada yargılama sırasında tereke temsilcisi atanmıştır. İlk ret hükmünü temsilci istinaf etmemiş, davacı mirasçı etmiş; sonrasında temsilci katılma yoluyla temyize başvurmuştur. Daire, temsilci atanmasıyla terekeyi temsil ve davayı takip yetkisinin ona geçtiğini açıklamıştır. Mirasçının esas yönünden temyiz yetkisi bulunmadığını, usulüne uygun tebligata rağmen istinaf etmeyen temsilcinin de sonraki BAM kararını temyiz edemeyeceğini belirtmiştir. Her iki dilekçe reddedilmiştir. Bu sonuç muris muvazaasının maddi koşullarının Yargıtayca esastan incelenip reddedildiği anlamına gelmez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, kiralanana yapılan faydalı ve zorunlu masraf alacağı istemine ilişkindir.
- Esas
- 2025/3909 E.
- Karar
- 2026/1190 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının, 07.05.2013 tarihli ve 9 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalıdan kiraladığı ve sözleşmenin başında metruk halde teslim aldığı kiralananı otel olarak kullanıma elverişli hale getirmek için faydalı ve zorunlu nitelikte masraflar yaptığını, süre sonunda kiralananı tahliye ettiğini, kiralanana yapılan masrafların Belediye tarafından benimsendiğini ve daha sonra kiralananın yapılan masraflar ile birlikte üçüncü kişiye kiraya verildiğini, boş halde bulunan kiralananın davacı tarafından yapılan masraflar ile işletilebilir hale geldiğini, yapılan işlere davalı tarafından rıza gösterildiğini, yasaklama getirilmediğini, 9 yıllık kira süresi boyunca da imalat ve masraflar sebebiyle "akte aykırılık" iddiasında bulunulmadığını, yapılan masrafların ve Belediyeye teslim edilen eşyaların mahkeme aracılığıyla tespit edildiğini, davalının uhdesinde kalan faydalı ve zorunlu masraflar ile zenginleştiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, 200.000,00 TL alacağın imal tarihinden, olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Ciro Kirasında Ödeme Savunmasıyla İtirazın Kaldırılması ve Kefaletin Araştırılması
- Esas
- 2026/421 E.
- Karar
- 2026/1495 K.
Editoryal özet: Kira bedeli ciroya bağlı sözleşmede borçlular kira ilişkisinden doğan tutarların ödendiğini savunmuştur. Çoğunluk, kiracı şirketin ilişkiyi kabul ettiğini ve ödeme belgesi sunmadığını belirterek itirazın kaldırılması talebinin kabulü gerektiğini açıklamıştır. Kefil yönünden ise el yazısı, azami tutar, tarih, uzayan dönemde süre ve miktar sınırı ile uygulanabilir eş rızasının araştırılmasını istemiştir. Bir üye, ciro kirasının miktarının ikrar edilmediğini ve genel yargılama gerektiğini savunmuştur. İstinaf kararı kaldırılıp ilk derece hükmü oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Dava türü: Karşılıklı Boşanma
- Esas
- 2025/7007 E.
- Karar
- 2026/2454 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından nafaka ve tazminatlar yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, nafaka ve tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.
