HUKUKİ ARAŞTIRMA

İçtihat Arşivi

Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, bölge adliye ve bölge idare mahkemesi kararlarını tek arşivde araştırın. Konuya veya karar numarasına göre daraltın, resmî tam metni inceleyin.

4.000 karar5 mahkeme türü28 hukuk alanıHukuk makaleleri →

4.000 karar

Karar tarihine göre yeniden eskiye
İdare Hukuku

Danıştay 7. Daire

7. Daire: İade/Mahsup

Esas
2018/1392 E.
Karar
2019/1172 K.
Resmî yayının özetini okuyun

Resmî yayının özetinden: "İdarece, iade/mahsuba konu edilen ürünün akaryakıtlara karıştırılabilen veya akaryakıt olarak kullanılabilen eşya olduğu yönünde somut ve geçerli bir tespit yapılmaksızın, 5015 sayılı Kanunu'nun 2. maddesinde tanımlanan ürün kapsamının geniş yorumlanması sonucu oluşturulan yazılı bir görüşten hareketle işlem tesis edildiği görülmekle birlikte, davacının iade/mahsup şartlarını yerine getirdiği, imal edilen ürünlerin GTİP pozisyonlarının, gerek 4760 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelinde, gerekse 5015 sayılı Kanunun 2. Maddesine istinaden çıkarılan EPDK kararında yer verilen GTİP numaraları arasında bulunmadığının anlaşılması karşısında, kanunda açıkça yer verilmeyen bir hususun yorum yolu ile yükümlülük haline getirilmesi vergilendirmede "yasallık", "hukuki güvenlik" ve "belirlilik" ilkelerine aykırılık oluşturduğu hakkında.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Hukuk Kararları

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/4613 E., 2019/3010 K.

Esas
2016/4613 E.
Karar
2019/3010 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Dava, davalı doktorların vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (B.K. 386, 390 md). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktorlar, hastalarının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken, bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı ve en emin yolu tercih etmelidir (Bkz. Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Ank.1982, Sh.236 vd). Gerçektende mesleki bir işgören (doktor )olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz bir özen göstermeyen vekil, B.K. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Fikri Mülkiyet ve Sınai Haklar Hukuku

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Giyim sloganının bütün olarak marka niteliği ve ayırt edicilik

Esas
2017/5172 E.
Karar
2019/1605 K.

Editoryal özet: Giyim ve perakende hizmetleri dahil farklı sınıflarda tescili istenen İngilizce slogan, kurum tarafından ayırt edici olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkemeler bazı sınıflar bakımından kurum kararını iptal etmiş, giyim ve ilgili perakende hizmetlerinde ise reklam mesajı niteliği gerekçesiyle ret sonucunu korumuştur. Yargıtay, sloganın ilgili mal ve hizmetleri çağrıştırmasının beklenebilir olduğunu; bütün olarak ayırt edici, markasal algılanabilir ve işletme kimliğiyle ilişkilendirilebilir bulunduğunu belirtmiştir. Davacının bu sınıflar bakımından talebinin reddi doğru görülmeyerek BAM kararı bozularak kaldırılmıştır. Karar 556 sayılı KHK dönemindedir; bütün sloganların tescil edilebileceğini veya kullanım yoluyla kazanılmış ayırt ediciliğin ayrıca ispatlandığını söylemez.

Kararın sonucuDavacı temyizi kabul edilerek BAM kararının bozularak kaldırılması; kurumun diğer itirazlarının reddi
Hukuk Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Dava, taraflar arasında akdedilen "Kaldıraçlı Alım Satım Alım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin" feshi ile uğranılan zararın tazminine ilişkindir.

Esas
2017/2348 E.
Karar
2019/82 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: davacı vekilince temyizi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 23.06.2016 tarihli ve 2016/90 E., 2016/6987 K. sayılı kararı ile: “…Davacı vekili, müvekkilinin yatırım amacıyla işlem yapmak üzere davalı şirkete başvuruda bulunarak, müvekkil ile davalı şirket arasında tüketici ve hizmet sağlayıcı ilişkisi kurulduğunu, buna göre müvekkili tarafından yatırım işlemlerine başlandığını, davalı şirketin hesaplarına havaleler yapıldığını, yapılan havale tutarlarının borsa işlemleri için davalı şirket tarafından talep olunmuşsa da yapılan işlemlerin sözleşme esaslarına aykırı olduğunu ileri sürerek, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin feshine, 58.000,00 TL zararının davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacının nihai tüketim amacıyla değil, kar elde etmek amacıyla kaldıraçlı alım-satım işlemleri ile türev araçları alım-satımı yapabilmek için mevzuatına göre kurulan “Aracı Kurum” statüsündeki müvekkili şirketle Çerçeve Sözleşme imzaladığını, davacının 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici olmadığını, ticari amaçla hareket eden gerçek kişi konumunda olduğunu, müvekkilinin bir finans kurumu olduğunu, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi olmayıp, yatırım amaçlı ticari iş olduğu, bu haliyle 6502 sayılı Kanun kapsamına girmediği, Borçlar Kanunu çerçevesinde ve TTK hükümlerine göre genel mahkemelerde inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle, görevsizliği ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Hukuk Kararları

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2017/9878 E., 2019/1391 K.

Esas
2017/9878 E.
Karar
2019/1391 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Dava, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacılardan ...'ın davalı hastanede doğduğu ve doğuma kadar geçen sürede davalı hastanede ve davalı doktor tarafından muayene ve takip edildiği sabittir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Sigorta ve Tazminat Hukuku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Esas
2017/1946 E.
Karar
2019/27 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın çalındığını, başvuruya rağmen davalı ... şirketinin ödeme yapmadığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile tazminat taleplerini 14.058,17 TL'ye yükselttiklerini bildirmiştir. Davalı vekili, dava açılmadan önce davacının araca ilişkin tüm hak ve alacaklarından feragat ettiğini müvekkil şirkete bildirdiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının, aracının bulunduğunu zannederek davalı ... şirketine feragat dilekçesi sunduğu, davacının gerçek iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.058,17 TL'nin davacının davalıya başvuru süresi ve vermiş olduğu ek süre de dikkate alınarak 19.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, 16/11/2011 tarihinde aracının park ettiği pazar yerinden çalındığını ileri sürerek karakola müracaat etmiş, davalı ... şirketine olayla ilgili ihbarda bulunmuştur. Davacı, henüz araç bulunmadan ve kendisine davalı ... tarafından ödeme yapılmadan, sigorta şirketine sunduğu 19/12/2011 tarihli dilekçede “... Aracımın 16/11/2011 tarihinde çalınmasıyla ilgili olarak kaskodan yararlanmak için şirketinize başvurulmuş ve bu hususta 2011/63135592 sayılı dosya açılmıştır. Ancak gördüğümüz lüzum üzerine aracım ile ilgili olarak talep ettiğim tüm hak ve alacaklarımdan feragat ediyorum. Tüm bu sebeplerle dosyanın işlemden kaldırılmasını saygı ile arz ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Gayrimenkul ve Tapu Hukuku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

Zorunlu Geçitte Aynı Malik Parselleri Arasında Kesintisiz Bağlantı

Esas
2016/10903 E.
Karar
2019/497 K.

Editoryal özet: Birden fazla taşınmaz yararına kurulan geçit, davacıların bazı parsellerini genel yola ulaştırmamıştır. Yargıtay, geçit güzergâhının en az zarar, objektif ihtiyaç ve taşınmaz bütünlüğü gözetilerek seçilmesini açıklamıştır. Somut olayda arada kalan ve yine davacılara ait parseller üzerinden bağlantı için akdi irtifak kurulmasına süre verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu bağlantılar tamamlandıktan sonra bütün yararlanan parsellerin genel yola kesintisiz ulaşacağı hüküm kurulmalıdır. Bazı parsellerin yol bağlantısı açıkta bırakıldığından karar bozulmuştur. Tarım aracı genişliğine ilişkin kaynak örneği de ihtiyacın özelliklerine göre gerekçelendirilmelidir.

Kararın sonucuDavacılara ait ara parsellerde akdi irtifak sağlanarak bütün taşınmazların genel yola kesintisiz bağlanması için geçit hükmü oybirliğiyle bozuldu.
Ticaret ve Şirketler Hukuku

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Sermaye artırımından doğmuş rüçhan hakkının başka ortağa devri

Esas
2017/1755 E.
Karar
2019/315 K.

Editoryal özet: Pay sahipleri bir ortağın sermaye artırımıyla doğan rüçhan hakkını diğer ortağa devretmesinin esas sözleşmeye aykırı olduğunu ve pay oranlarını azalttığını ileri sürmüştür. Ret kararı istinafta TTK m. 461/4’e dayanılarak korunmuştur. Yargıtay, devir tarihi gereği 6102 değil 6762 sayılı Kanunun uygulanması gerektiğini açıkça belirtmiş; eski Kanun m. 394 ve önceki içtihatlar da devre izin verdiğinden sonucu onamıştır. Karar rüçhan hakkının devredilebilirliğine ilişkindir. Genel kurulun haklı sebeple hakkı sınırlandırması veya kaldırmasında aranacak nisap ve eşit işlem koşulları bu dosyada hükme bağlanmamıştır.

Kararın sonucuYanlış kanun uygulamasına rağmen BAM kararının sonucu itibarıyla onanması
Hukuk Kararları

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2018/4167 E., 2018/12418 K.

Esas
2018/4167 E.
Karar
2018/12418 K.

Resmî metinden: Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun reddine dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Tüketici Hukuku

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

E-Ticaret Pazar Yerinin Eksik Satıcı Bilgisinden Ayıplı Hizmet Sorumluluğu

Esas
2017/5834 E.
Karar
2018/12148 K.

Editoryal özet: Tüketici, internet pazar yerinden aldığı ayıplı telefonlar için satıcıya ulaşamadığını ileri sürerek bedel iadesi istemiştir. Mahkeme platform aleyhine karar vermiş, Başsavcılık aracı hizmet sağlayıcının satıcı sayılmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma talep etmiştir. Yargıtay, platformun ayıplı maldan satıcı sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını; ancak kullanıcı sözleşmesi kapsamında sunduğu aracılık hizmetinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini açıklamıştır. Dosyada zorunlu güncel satıcı bilgilerinin bulunmaması ayıplı hizmet sayılarak bozma talebi reddedilmiştir. Karar 2018 mevzuatına dayanır; sonraki platform düzenlemeleri ve güncel yükümlülükler ayrıca incelenmelidir.

Kararın sonucuTüketici lehine platform sorumluluğunu kabul eden hükme karşı kanun yararına temyiz talebi oybirliğiyle reddedildi.
Bankacılık ve Finans Hukuku

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi

Şirket yetkilisinin ayrılması bildirimi ve kredi kartı için açık iptal talebi

Esas
2017/4604 E.
Karar
2018/6577 K.

Editoryal özet: Şirketten ayrılan eski ortağın kendisine verilen kartla nakit çekmesi üzerine şirket hem eski ortağı hem bankayı sorumlu tutmuştur. Mahkeme, müdürlük yetkisinin sona erdiğinin bankaca bilinmesini yeterli bulmuştur. Daire, bankaya yalnız imza sirküleri gönderildiğini; kartın geri alınması veya iptali için açık yazılı talep bulunmadığını belirlemiştir. Eski ortağın temyiz itirazları reddedilirken banka hakkındaki hüküm banka yararına bozulmuştur. Karar kart sisteminin ters ibraz süreleri veya teslim edilmeyen mal bedelinin iadesini çözmez. Şirket yetkisinin sona ermesi bildirimi ile belirli kartın kapatılması talebinin ayrı işlemler olması belirleyicidir.

Kararın sonucuEski ortağın temyiz itirazlarının reddi; banka yararına bozma
Hukuk Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı ileriye yönelik dönüşüm komisyonu alacağı (portföy tazminatı) istemine ilişkindir.

Esas
2017/116 E.
Karar
2018/1794 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.04.2013 tarihli ve 2011/5440 E. 2013/7505 K. sayılı kararı ile: “…Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin 07.04.2006 tarihinde davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, acentelik sözleşmesinin devamı sırasında davalı şirket adına müvekkilince hayat sigortalarının düzenlendiğini ve bu sigortalar nedeniyle müvekkilinin 10 yıl süre ile dönüşüm komisyonu alacağına hak kazandığını, talep edilmesine rağmen davalının bu borcunu ödemediğini ileri sürerek, 20.000 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22.12.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 145.641,92 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davacının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi hükümlerini ihlal ettiğini ve sözleşmenin müvekkilince haklı nedenlerle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı acentenin Haziran-Eylül 2004 dönemine ilişkin toplam 125.000 TL tutarındaki primleri davalıya devretmediği, alacağını tahsil amacıyla davalı tarafın, davacının sözleşmeye aykırı bu davranışı nedeniyle derhal sözleşmeyi feshetmediği, ancak sonrasında da davacı acentenin, sözleşmeden doğan davalı sigorta şirketinin menfaatlerini koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği, müşteri ilişkilerine dikkat etmediği, mükerrer prim tahsil ettiği, müşterilerin bilgisi dışında hayat sigortası poliçeleri düzenlediği, dolayısıyla davalı şirketin itibarını sarstığı, davacının devamlılık arzeden sözleşmeye aykırı davranışlarının diğer taraf için sözleşmeyi çekilmez hale getirdiği, davalının acentelik sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.