Yargılama ve Usul Hukuku

Marka Davasına Kısmi Islahla Yeni Ticaret Unvanı Terkin Talebi Eklenememesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2026/58 E., 2026/4389 K., 8 Eylül 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Başlangıçta marka ihlali için açılan davaya kısmi ıslahla ticaret unvanından ibare terkini şeklinde yeni talep eklenmesi.

Marka sahibi, ihlalin tespiti ve önlenmesi davasına sonradan kısmi ıslahla ticaret unvanı terkini talebi eklemiştir. BAM, markasal fiilî kullanım kanıtlanmadığını ve faaliyet alanlarının farklı olduğunu belirterek ret sonucu kurmuştur. Yargıtay, unvan terkini için asıl dava dilekçesinde talep bulunmadığını, kısmi ıslahın aynı davada ikinci bir dava açma yoluna çevrilemeyeceğini açıklamıştır. Bu kısımda usulüne uygun dava bulunmaması gerekçesi esas alınmıştır. Yeniden yargılama gerekmediğinden ret sonucu, bu değişik gerekçeyle düzeltilerek onanmıştır.

Kararın sonucu

Diğer temyiz itirazları reddedildi; ticaret unvanı terkini kısmının ret gerekçesi usulüne uygun yeni talep bulunmaması olarak değiştirilip BAM kararı oybirliğiyle düzeltilerek onandı.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Daire,8 Mayıs 2026 tarihli İBBGK 2021/8 E.,2026/1 K. kararına atıf yapmaktadır. Burada doğrulanan kaynak bu 11.Hukuk Dairesi tam metnidir; atıf yapılan birleştirme kararının aslı ayrıca doğrulanmadan onun tam metni veya bağımsız kaydı üretilemez.

11. Hukuk Dairesi 2026/58 E. , 2026/4389 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/842 Esas, 2025/1467 Karar HÜKÜM :Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/419 E., 2022/48 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkilinin tanınmış ... markasını ticari ünvanında kullandığını ileri sürerek davacıya ait markaya tecavüzün tespitine, men'ine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari unvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca davalının ticari unvanının ve fiili kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun ileri sürülmesine rağmen tescilli ticari unvanının varlığı dışında fiili kullanımları ispat edecek herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, ... ibaresinin terkini talebi yönünden ise hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının tescilli unvanında ''...'' ibaresi yer almakla birlikte bu sözcüğü unvan kullanımının dışında ön plana çıkarıp vurgulayarak markasal olarak kullandığına ilişkin bir delilin yahut emarenin tespit edilemediği, bu itibarla ticaret unvanının tescilli olduğu şekliyle kullanımının markaya tecavüz teşkil etmediği yönündeki Mahkeme kararının yerinde olduğu; buna karşılık davacının markasının yalnızca terlik emtiasında tanındığı, davalının ise denizcilik alanında faaliyet gösterdiği, bu durumda tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının birbirinden farklı olduğu, mevcut delil durumuna göre ticaret unvan terkini koşulları oluşmadığından davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, davalının markasal kullanımının da bulunmaması da dikkate alınarak sessiz kalma süresinin ticaret unvanının tescil tarihinden başlatılıp dava açma hakkının yitirildiğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının, davacıya ait markadan doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men'i ve ref'i istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlık, dava dilekçesinde talep edilmemesine rağmen kısmen ıslah dilekçesi ile mevcut taleplere eklenen davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini istemi yönünden usulüne uygun açılmış bir davanın bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.05.2026 tarih ve 2021/8 E., 2026/1 K. sayılı ilamı ile Dairemizin yerleşik uygulamalarında da vurgulandığı üzere, kısmen ıslah yoluyla dava dilekçesinde yer almayan bir talebin sonradan dava konusu yapılması teknik anlamda ıslah kurumunun mevcut devam eden davada yeni bir dava/ikinci bir dava açma sonucu doğuracak şekilde kullanılması anlamına geleceği, bu durum kısmen ıslahı, âdeta ek dava açma yoluna dönüştüreceği, yasal düzenlemelerin buna cevaz vermediği açıkça ortadadır.

Bu çerçevede somut olaya dönüldüğünde, dava dilekçesinde yer almamasına rağmen davacı vekilinin kısmen ıslah yoluyla ileri sürdüğü davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini yönünden usulüne uygun açılmış davanın/talebin mevcut olmadığı kabul edileceğinden sözü edilen istemin bu gerekçe ile reddi yerine yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/4 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile anılan kararın değişik gerekçe ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 9e3647e0887e57e4ca4bfdc9ab2f904f228cad8bf9c7794e2f709be34125cf67

← Yargıtay kararlarına dönün