KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Sözleşmedeki aykırılığı giderme ihtarının araştırılması, fesih uyuşmazlığında ayrı talebin karara bağlanması ve sicilden terkin iddiasında taraf ehliyeti.
Tek satıcı, üreticinin münhasırlık sözleşmesini haksız feshettiğini ileri sürerek uyuşmazlığın giderilmesi ve kâr kaybı istemiştir. Önceki bozma sonrası mahkeme ihtar yapılmadığını kabul ederek tazminata hükmetmiştir. Yargıtay, feshin geçersizliğine ilişkin ayrı talep hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesini davacı yararına bozma nedeni saymıştır. Davalının fesih öncesi noter ihtarı gönderdiği savunmasının incelenmemesi ve şirketin sicilden terkin edildiği iddiası üzerine taraf ehliyetinin araştırılmaması da davalı yararına bozma nedenidir. Karar, ihtar yapılmadığını kesinleştirmemiştir; somut ihtar ve ehliyet eksiklikleri tamamlanmalıdır.
Kararın sonucu
Karara bağlanmayan talep nedeniyle davacı; ihtar ve taraf ehliyeti araştırması eksikliği nedeniyle davalı yararına hüküm oybirliğiyle bozuldu.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
11. Hukuk Dairesi 2022/3454 E. , 2022/5214 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.04.2019 tarih ve 2019/37 E. - 2019/343 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; taraflar arasında 10.10.2008 tarihinde akdolunan beş yıl süreli münhasır distrübütörlük sözleşmesi kapsamında müvekkilinin davalı yanca üretilen kardiyoloji ve radyoloji alanındaki bütün ürünlerin ve close pad adlı ürünün Türkiye ve yurt dışındaki tek satıcısı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini ifa ettiği halde, davalının üstlendiği taahhütlerine uymadığını, sözleşmenin 8. ve 13. maddesi hükümlerine aykırı davranarak kendi ad ve hesabına malzeme satışları yaptığını, tek yetkili satıcı olarak müvekkilini tayin etmesine rağmen davalının yaptığı bu satışlarla müvekkilini zor durumda bıraktığını, randımanlı satış yapmasını engellediğini, akabinde de taahhüt edilen 5.000 adet ürünün alınmadığı gerekçesiyle 21.07.2010 tarihinde sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasındaki muarazanın men'ine, davalı yanın ihlalleri nazara alınarak, müvekkilinin yoksun kaldığı kâr nedeniyle şimdilik 10.000.00 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı yanca taahhüt edilen miktarda mal alımı yapılmadığı gibi patenti müvekkiline ait sözleşme konusu tıbbi malzemelerin davacı tarafından çoğaltılarak satıldığını ve davacı iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece direnme kararı üzerine verilen Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.2018 tarihli ve 2017/19-1649 Esas ve 2018/1467 Karar sayılı bozma ilamına uyularak taraflar arasında yer alan distribütörlük sözleşmesinin 12/2.maddesi gereğince taraflardan herhangi birisi sözleşmeye aykırı davrandığında tarafların önce aykırı davranan tarafa aykırılığı gidermesi için ihtarname göndermesinin gerektiği, söz konusu ihtarnameye rağmen aykırılık giderilmediği takdirde sözleşmenin feshedilebileceği, davalı tarafından davacı tarafa aykırılığı gidermesi için herhangi bir ihtarname göndermeden direkt olarak sözleşmenin feshedildiği, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshinin haksız olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davacının zararının 50.863,60 TL olarak belirlendiği, davacının tazminat talebinin 10.000,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, söz konusu bedele 14/07/2011 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dava, distribütörlük sözleşmesinin feshinin geçerli olmadığı iddiasıyla tek satıcı tarafından ana dağıtıcı aleyhine açılan sözleşmenin feshi konusundaki muarazanın men’i ile yoksun kalınan kârın tazminini talebine ilişkindir. Mahkemece, davacının sözleşmede öngörülen 5.000 adet ürünü alamaması nedeniyle sözleşmenin davalı yanca haklı olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine dair kararı Dairemizin (Kapatılan 19 HD) 29.01.2014 tarih ve 2013/15743 E. – 2014/2122 K. ilamıyla, Sözleşmenin 12/2. maddesinde yer alan, sözleşmeye aykırılık halinde öncelikle karşı tarafın yazılı ihtarla bu aykırılığı gidermesi için uyarılması, buna rağmen aykırılığın giderilmemesi halinde sözleşmenin feshedilebileceğine ilişkin hükmün diğer delillerle değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece karara aynı gerekçeyle direnilmiş ise de Yargıtay HGK’nın da aynı doğrultuda verdiği bozma kararı karşısında Mahkemece bozmaya uyularak verilen son kararda, 10.000 TL kârpayı alacağının avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Davacının dava dilekçesinde, yoksun kaldığı kârpayı alacağı yanında, davalının sözleşmeyi feshinin geçersiz olduğu konusunda muarazanın men’ini talep etmesine rağmen, muarazanın men’i talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetli olmamış ve hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Davalı vekili; davacının fesihten önce 21.07.2010 tarihli noter ihtarnamesiyle uyarıldığını ileri sürmüş, ancak mahkemece bu konuda her hangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün bu nedenle de davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir. 3- Davacı taraf, davalı şirketin yargılama sırasında ticareti terk ettiğini ve ticaret sicilinin de terkin edildiğini ileri sürmüş olup, HMK’nın 114/1-d maddesi uyarınca tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması dava şartları arasında sayılmış olup, mahkemece bu hususun re’sen araştırılarak değerlendirilmesi gerekirken bu husus araştırılmadan hüküm kurulması da doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle de davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı, (2) ve (3) numaralı bentlerde yazılı sebeple de davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 23/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: c0edcd0f389dce164938ede9bd35ab4ffadb78d5f3ad74453f4b5175218b0e30
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün