Kapsam
Bir borcun alacaklısıyla borçlusu aynı kişi haline gelirse kim kime ödeme yapacaktır? TBK m.135, bu sıfatların birleşmesiyle borcun sona ereceğini düzenler. Ancak üçüncü kişilerin önceden mevcut hakları ve birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması için özel sınırlar bulunur. İnceleme, borcun ödenmesinden veya alacaklının borcu bağışlayarak ibra etmesinden farklı bir sona erme nedenidir.
Yazı, özel bir sicil veya kıymetli evrak rejimine tabi olmayan kişilerarası borç ilişkisini esas alır. Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler kanunda açıkça saklıdır. Şirket birleşmesinin tescili, mirasçılık sıfatı veya alacak devrinin geçerliliği ayrı kurallara bağlı olabilir. Bunlardan biri çekişmeliyse önce gerçekten aynı kişide toplanma gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulur.
Aynı Kişi ve Aynı Alacak Koşulu
Sıfatların birleşmesi, ekonomik yakınlıktan daha fazlasını gerektirir. İki şirketin ortaklarının aynı olması veya bir kişinin şirketin bütün paylarına sahip bulunması, o şirketle kişinin hukukta aynı kişi olması demek değildir. Bu nedenle grup ilişkisi veya aile bağına dayanarak borcun sona erdiği ileri sürülemez. Hak sahibi ve borçlu kimliği ayrı tüzel kişilikler korunarak belirlenmelidir.
Aynı kişinin farklı sıfatlarla işlem yapması da dikkat gerektirir. Bir kurumun temsilcisi, temsil ettiği kurumun alacağını kendi alacağı gibi kullanamaz. Sıfatın geçişini gösteren gerçek hukuki sebep incelenir; vekalet verilmiş olması mülkiyet geçişi değildir. Tahsil yetkisiyle alacaklı olma birbirine karıştırılırsa gerçekte mevcut olmayan birleşme varsayılır.
Birleşmenin aynı alacak üzerinde gerçekleşmesi gerekir. Kişinin alacaklıya karşı başka bir karşı alacağının bulunması, takas tartışması yaratabilir; fakat tek başına m.135 anlamında birleşme değildir. Karşılıklı iki borçla tek borcun iki sıfatının toplanması farklı yapılardır. Dilekçede hangi alacağın hangi hukuki işlem sonucunda aynı kişide toplandığı açıkça gösterilmelidir.
Sıfat Geçişinin Belgelenmesi
Alacağın devir yoluyla borçlunun eline geçtiği ileri sürülebilir. Bu durumda önce devrin konusu, tarafları ve geçerlilik koşulları incelenir. Alacağı devretme vaadiyle gerçekleşmiş devir aynı şey değildir. Borçlunun yalnız bedel ödemiş veya satın alma görüşmesi yapmış olması, hakkın kendisine geçtiğini her durumda kanıtlamaz. Geçiş belgesi borcun kimliğiyle eşleştirilmelidir.
Miras veya başka hukuki halefiyet halinde de sıfatın gerçekten kimde toplandığı belirlenir. Birden çok hak sahibinin bulunduğu ihtimalde, tek kişinin bütün alacak üzerinde yetkili olduğu varsayılmamalıdır. Bu yazı mirasın paylaşımı veya mirasçılık belgesinin iptalini çözmez. Halefiyetin varlığı çekişmesiz görünse bile pay, kapsam ve tarih kayıtları dikkatle okunmalıdır.
Alacak borçluyla aynı kişide toplandığında, bunun hangi tarih itibarıyla gerçekleştiği önem taşır. Daha önce doğmuş faiz, yapılmış tahsilat veya üçüncü kişi işlemleri bu zaman çizelgesiyle incelenir. Sadece güncel durumun bilinmesi, geçmişteki her ödemenin de sebepsiz olduğu sonucuna götürmez. Önce her işlemin yapıldığı sıradaki hak durumu ortaya konmalıdır.
Üçüncü Kişinin Önceden Mevcut Hakkı
TBK m.135, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut haklarının birleşmeden etkilenmeyeceğini belirtir. Bu koruma, borçlu ile alacaklının birleşmeyi dışarıdaki hak sahiplerini yok eden araç gibi kullanmasını engeller. Hangi hakkın ne zaman doğduğu ve hangi alacağı kapsadığı belgelenmelidir. Genel bir üçüncü kişi iddiası kadar, hiçbir hak yokmuş gibi davranmak da hatalıdır.
Örneğin alacak üzerinde daha önceden kurulduğu ileri sürülen rehin veya başka hak varsa, yalnız borçlunun artık alacaklı olduğu açıklaması yeterli olmaz. Hakkın türü, kuruluş belgesi ve tarih sırası incelenir. İlgili kişinin dinlenmesi ve talebin ona etkisi değerlendirilmeden borcun bütün sonuçlarıyla sona erdiğine ilişkin geniş hüküm istenmemelidir.
Özel sicile veya kıymetli evraka tabi ilişkilerde ek düzenlemeler bulunabilir. Kanunun bu alanları saklı tuttuğu açıkça görülmelidir. Adi alacağa ilişkin sonucu bütün ipotek veya senet ilişkilerine aynen taşımak güvenli değildir. Her özel belgenin dolaşımı ve üçüncü kişi koruması kendi normuyla değerlendirilir; m.135 tek başına bütün sicil kayıtlarını kendiliğinden silen işlem sayılmaz.
Birleşmenin Geçmişe Etkili Ortadan Kalkması
Kanun, birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması halinde borcun varlığını sürdüreceğini düzenler. Bu nedenle sıfatların toplanmasına dayanak işlem sonradan tartışmalı hale gelmişse olayın niteliği önemlidir. Geleceğe etkili yeni değişim ile başlangıca etkili ortadan kalkma aynı değildir. Her iptal veya fesih sözcüğü aynı hukuki etkiyi göstermeyebilir.
Dayanak işlemin geçersizliği ileri sürülüyorsa ilgili karar veya anlaşma tam olarak okunmalıdır. Sadece sonuç kısmından “devir ortadan kalktı” ifadesi alınarak bütün ara işlemler hakkında kesin hüküm kurulmaz. Kimin hangi hakla yeniden talepte bulunabildiği, borcun kapsamı ve üçüncü kişilerin durumu ayrı incelenir. Belge tarihleri bu değerlendirmede temel rol oynar.
Bu özellik, tarafların borç dosyasını birleşme iddiası üzerine bütünüyle imha etmemesi gerektiğini de gösterir. Önceki sözleşme, ödeme ve teminat kayıtları saklanır. Daha sonra hukuki dayanak geriye etkili ortadan kalkarsa bu belgeler yeniden önem kazanabilir. Kayıt tutma, sona eren borcu yeniden yaratmak için değil hukuki gelişmenin denetlenebilmesi için gereklidir.
Görev, Süre ve Talep
Belirtilen genel kişilerarası borç kapsamındaki özel hukuk davasında asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Birleşmeye dayanak başka işlemin görevli mahkemesi farklı olabilir; örneğin mirasçılık sıfatını belirleme istemi bu borç davasıyla özdeş değildir. TTK'dan veya her iki ticari işletmeden kaynaklanan ilişki saptanırsa ticari görev ve dava şartı ayrıca ele alınır. Sıfat birleşmesi tek başına yeni bir özel mahkeme yaratmaz.
Talep, borcun birleşme nedeniyle sona erdiğinin ileri sürüldüğü somut çekişmeye uygun kurulmalıdır. Eda davasında savunma yapılmasıyla bağımsız tespit davası açılması aynı usul değildir. HMK m.106 bakımından tespit isteminin güncel hukuki yararı gösterilmelidir. Önceden yapılmış ödemenin iadesi isteniyorsa bunun ayrı hukuki sebebi ve gerçek miktarı açıklanır.
TBK m.135 bütün birleşme iddiaları için sabit bir başvuru günü öngörmez. Buna karşılık takip, dava cevabı veya dayanak işlemin iptali kendi sürelerine tabi olabilir. Birleşme savunması var diye bu süreler ihmal edilmez. Sözleşmesel alacağın zamanaşımında da ilgili özel hüküm ve muacceliyet değerlendirilir; sona erme iddiası bütün takvimleri otomatik ortadan kaldırmaz.
İspat Planı
İlk tablo borcun tarafları, konusu, tutarı ve dayanak belgesinden oluşur. İkinci tabloda alacak veya borçlu sıfatının geçişine neden olan işlem ve tarih yer alır. Üçüncü bölümde varsa üçüncü kişi hakları gösterilir. Böylece ekonomik ilişkiyle hukuki kimliğin karışması ve farklı borçların tek alacak gibi değerlendirilmesi önlenir.
HMK m.190 uyarınca birleşmeden lehine sonuç çıkaran kişi kurucu vakıalarını ortaya koymalıdır. İşlemin geçersizliğine veya önceki hakka dayanan diğer taraf da iddiasını somutlaştırır. Belgenin kısaltılmış özeti yerine imzalı ve ekleriyle birlikte tam nüsha korunur. Bilirkişiden hesap ve kayıt eşleşmesi istenebilir; sıfatların hukuken birleştiğine dair nihai değerlendirme mahkemeye aittir.
Uygulama Senaryosu
Bir borçlu, kendisine yöneltilen adi alacağın hukuken sahibi haline geldiğini gösteren devir belgesi sunmuş olsun. Borcun kimliği ve devir geçerliyse m.135 tartışılır. Ancak alacak üzerinde daha önce başka kişi lehine hak kurulduğu ileri sürülürse bunun etkisi ayrıca incelenir. Güncel devir belgesi, önceden mevcut bütün hakları yok sayma gerekçesi değildir.
Başka örnekte aynı ailedeki iki kişinin ekonomik hesapları birleştirilmiş, fakat alacak hukuken devredilmemiş olabilir. Bu durumda fiili yakınlık, sıfat birleşmesinin yerini tutmaz. Kişilerin farklı borçlar için kullandığı ortak hesap da aynı sonucu otomatik doğurmaz. Çözüm, kimin hangi alacağın sahibi olduğunu belgeden göstermektir.
Kayıt Değişikliği ile Hukuki Sonucun Ayrılması
Muhasebe veya kişisel hesap defterinde borcun kapatılması, sıfat birleşmesinin hukuki koşullarını tek başına kurmaz. Defter kaydı yardımcı delil olabilir; fakat alacağın gerçekten hangi işlemle aynı kişiye geçtiği ayrıca gösterilmelidir. Bunun tersine kayıt henüz düzeltilmemiş diye gerçekleşmiş hukuki geçiş de otomatik yok sayılamaz. Kayıtla hak durumu farklı inceleme alanlarıdır.
Birden fazla alacak kalemi varsa her birinde sıfatın kime ait olduğu belirlenir. Ana alacakta geçiş bulunması, farklı sözleşmeden doğan başka borcu kendiliğinden kapsamayabilir. Tutarların aynı olması da özdeş alacak olduklarını göstermez. Dosyada sözleşme tarihi, borç sebebi, vade ve varsa teminat bağlantısı ayrı sütunlara yazılarak karışma riski azaltılabilir.
Üçüncü kişinin önceki hakkı ileri sürülüyorsa o kişinin dayandığı belgenin tam kapsamı okunur. Sadece taraf adlarının benzemesi veya eski yazışmada teminattan söz edilmesi yeterli olmayabilir. Hak gerçekten aynı alacak üzerinde mi kurulmuş, geçerli mi ve hangi tarihte doğmuş soruları cevaplanır. Bu soruların her biri belge ve gerektiğinde başka kayıtla desteklenmelidir.
Hüküm sonucu da birleşmenin kapsamını aşmamalıdır. Yalnız belirli bir borcun sona erdiği kabul ediliyorsa, tarafların geçmişteki bütün mali ilişkilerinin tasfiye edildiği sonucu yazılmamalıdır. Kısmi veya ayrı alacak ihtimalleri değerlendirilir. Böylece sıfatların birleşmesi, gerçekte ilgisi olmayan borçları silen genel bir ibra kararı gibi kullanılmaz.
Sık Sorulan Uygulama Soruları
Aynı Ortağa Ait İki Şirket Tek Kişi Sayılır Mı?
Sırf ortaklık bağlantısı bunu sağlamaz. Tüzel kişilikler ve alacağın gerçek sahibi ayrı belirlenir.
Karşı Alacağım Varsa Borç Kendiliğinden Birleşir Mi?
Bu durum takas konusunu doğurabilir; aynı alacakta iki sıfatın toplanması farklıdır.
Birleşme Üçüncü Kişinin Önceki Hakkını Siler Mi?
TBK m.135 bu hakların etkilenmeyeceğini düzenler. Hak türü ve tarih sırası incelenmelidir.
Sonuç
Sıfatların birleşmesinde belirleyici olan ekonomik yakınlık değil aynı alacağın iki hukuki tarafının tek kişide toplanmasıdır. Üçüncü kişi hakları ve geçmişe etkili ortadan kalkma olasılığı değerlendirilmeden borcun her yönden bittiği sonucuna gidilmemelidir.
İlgili Yazılar
- Borcun üstlenilmesi ve borçlu değişimi: Başka borçlunun devreye girmesi, aynı kişide iki sıfatın toplanması değildir.
- Borcun yenilenmesi ve teminat: Yenileme iradesine dayalı sona erme, sıfat birleşmesinden farklı hukuki sebep taşır.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.135 ve genel borç hükümleri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.2, 106, 190 ve 199
Resmi kaynaklar 8 Kasım 2026 tarihinde kontrol edilmiştir. Örnekler kişisel veri içermeyen kurgulardır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
