Aradığınız içtihada ulaşın
Mahkeme türünü seçin veya doğrudan konu ve karar numarasıyla arayın.
1.834 karar
Karar tarihine göre yeniden eskiyeYargıtay 2. Hukuk Dairesi
Boşanma Öncesi Taşınmaz Devrinde Borçların Varlığının Katılma Alacağını Azaltma Kastını Tek Başına Dışlamaması
- Esas
- 2025/4736 E.
- Karar
- 2026/4247 K.
Editoryal özet: Evlilik içinde edinilen taşınmaz, boşanma davasından dokuz ay önce üçüncü kişiye satılmıştır. Erkek eş satışın borçlar ve geçim için yapıldığını savunmuş, alt mahkemeler katılma alacağını azaltma kastını kabul etmemiştir. Daire, satış bedeliyle borç miktarının ilişkisini, başka mallardaki hacizleri, kişisel malların satışını ve alıcıyla borç ilişkisinin kanıtlanmamasını birlikte değerlendirmiştir. Salt borçların varlığının kastı dışlamaya yetmediğini belirterek bu taşınmaz için TMK m.229 uyarınca katılma alacağına hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bozma yalnız bu taşınmazla sınırlıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Çocuğun Belirsiz Velayet Tercihiyle Sosyal İnceleme Arasındaki Çelişki
- Esas
- 2026/1871 E.
- Karar
- 2026/4287 K.
Editoryal özet: Boşanma dosyasında önce anneye verilen velayet, bozma sonrasında babaya bırakılmıştır. Çocuk mevcut haftalık düzenin annesinin görüşüne uygun sürmesini istediğini söylemiş; uzmanlar babayı önermiştir. Daire çocuğun tercihini açık ve bilgilendirilmiş biçimde netleştirmeyi, üç kişilik heyetten yeni sosyal inceleme almayı ve görüşüne aykırı sonucun somut gerekçelerini açıklamayı gerekli görmüştür. Hüküm bozulmuştur. Çocuğun isteğinin mutlak bağlayıcı olduğu kabul edilmemiş; aksi kararın üstün yarar temelinde denetlenebilir ve somut gerekçeyle kurulması istenmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Taksirle Yaralamada Bozma Sonrası Şikayetten Vazgeçme Üzerine Düşme
- Esas
- 2026/524 E.
- Karar
- 2026/3956 K.
Editoryal özet: Katılanın talimat duruşmasında şikayetten vazgeçtiği, bu beyanın daha sonra sanığa okunduğu dosyada yeniden mahkumiyet kurulması incelendi. Daire, somut suçun şikayete bağlı niteliğini ve dosyadaki vazgeçmeyi gözeterek hükmü bozdu. Yeniden yargılama gerekmemesi nedeniyle kendisi kamu davasının düşmesine karar verdi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/3502 E., 2026/2300 K.
- Esas
- 2025/3502 E.
- Karar
- 2026/2300 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 15-16 yıl öncesine ait elektrik aboneliği sözleşmesi bulunduğunu, 2005-2006 yıllarına ait borca ilişkin başlatılan takibin kesinleştiğini, söz konusu borç ödenemediğinden borcun yapılandırıldığı 2011 tarihine kadar elektriğin de kullanılamadığını, yapılandırmadan sonra ise davalı şirket ile yeniden abonelik sözleşmesi imzalandığını, bu süre zarfında kullanılmaması nedeniyle eskiyen sulama sisteminin yenilenip 15.07.2011 tarihinden itibaren elektrik kullanılmaya başlandığını, ancak davalı şirket çalışanları tarafından 14.07.2012 tarihinde gerçeğe aykırı olarak kaçak elektrik kullanıldığına dair tutanak düzenlendiğini, sonrasında davalı şirketin normal tüketim bedeli olan 4.247,30 TL, kaçak elektrik tüketim bedeli olan 206.828,30 TL ve yapılandırmaya konu 4.439,46 TL ve 2.032,30 TL borç mükerrer olarak takibe konu edildiğini ileri sürerek; başlatılan takip nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tesbiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; yapılandırmaya rağmen davacının 20 12... yıllarına ait taksitleri ödemediğini, 14.07.2012 tarihinde yapılan kontrolde ise akım trafosu ve gerilim uçları boşa çıkartılmak sureti ile sayacın çalışmasının engellendiğinin tespit edildiğini, ilgili mevzuat uyarınca elektriğin verildiği 15.07.2011 tarihi esas alınarak kaçak elektrik faturası tanzim edildiğini, ödenmeyen taksitler ile kaçak faturasının tahsili için davacı aleyhine takip başlatıldığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Yüksek enflasyonda aşkın zarar sepet hesabı ve somut kredi zararıyla çift giderimin önlenmesi
- Esas
- 2025/1988 E.
- Karar
- 2026/1547 K.
Editoryal özet: Ödenmeyen eser bedeli nedeniyle hem enflasyon hem kredi maliyeti ileri sürülen munzam zarar davası reddedilmiştir. 6. Hukuk Dairesi yüksek enflasyonda somut zarar belgesine katı bağlılık yerine ekonomik göstergelerden oluşturulan sepetle zarar araştırılmasını benimsemiştir. Ancak soyut değer kaybı ve aynı gecikmeden doğan kredi zararı birlikte mükerrer giderim oluşturamaz; en fazla giderim sağlayan yöntem seçilmeli ve tahsil edilmiş temerrüt faizi düşülmelidir. Ret bozulmuştur. Daire nihai tutarı belirlememiştir; normal enflasyon dönemini ayrıca somut ispata bağlayan açıklama da vardır. Bu yaklaşım tüm dairelerin her dosyada aynı ispat ölçüsünü uyguladığı anlamına gelmez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Aynı krediye kefil iki şirketin temsil yetkilerinin ayrı incelenmesiyle birinde ret diğerinde kabul
- Esas
- 2025/4938 E.
- Karar
- 2026/2056 K.
Editoryal özet: Banka aynı krediye kefil iki şirkete takip yapmıştır. Davalılar yöneticilerin özel yetki ve gerekli imzalarının bulunmadığını savunmuştur. Alt derece bir şirkette esas sözleşmenin gerektirdiği yönetim kurulu kararı olmadan yöneticinin kefaletini geçersiz saymış; diğer şirketin kefaletini geçerli bulup kredi ve nakde dönen teminat mektubu alacağını ayrımlı kabul etmiştir. BAM ve 11. Hukuk Dairesi sonucu onamıştır. Bir şirkete ilişkin yetki eksikliği diğerine otomatik taşınmamış; her iç şirket talimatının üçüncü kişiye karşı her zaman ileri sürülebileceği genel kuralı da kurulmamıştır. Somut temsil düzeni ve belgeler belirleyicidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Bildirilen temlikten sonra devredenin borcu için gelen haciz ihbarnamesine ödeme yapılmasının devralan alacağını gidermemesi
- Esas
- 2025/3807 E.
- Karar
- 2026/1501 K.
Editoryal özet: Yemek hizmeti hakedişinin 1.500.000 TL kısmı devralınıp idareye bildirilmiştir. İdare sonraki haciz ihbarnamesi üzerine devredenin borçlu olduğu başka dosyaya sehven ödeme yapmıştır. Alt derece devralanın takibine itirazı iptal etmiş; alacak yargılama gerektirdiğinden icra inkar tazminatını reddetmiştir. 6. Hukuk Dairesi temlikte muvazaa ve organik bağ itirazlarına rağmen sonucu onamıştır. Her temlik bütün hacizlerden önce gelmez; bildirim, alacağın devri ve haciz/ödeme tarihleri bu dosyada sıralıdır. Şirketlerin aynı adresi tek başına bütün organik bağ veya tüzel kişilik sorumluluğunu kanıtlamamış; ayrı kapsamlı genel test kurulmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Dört Kişilik Sulh Heyeti ve Mahkeme Seçeneği İçeren Kaydın Geçerli Tahkim Şartı Sayılmaması
- Esas
- 2025/382 E.
- Karar
- 2026/262 K.
Editoryal özet: Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki kayıt, dört kişilik heyetin on beş günde sulh aramasını, sonuç alınamazsa İstanbul mahkemelerini öngörmüştür. BAM kaydı geçerli tahkim şartı sayarak davayı usulden reddetmiş ve bozma sonrası direnmiştir. HGK, hakem sayısının tek olmasını emreden HMK 415’e aykırı dört kişilik seçimi geçersiz bulmuştur. Ayrıca hem hakem hem mahkeme seçeneği içeren bu metinde açık ve kesin tahkim iradesi bulunmadığını kabul etmiştir. Tahkim itirazının reddi ve davanın esasına girilmesi için direnme değiştirilmiş/genişletilmiş gerekçeyle bozulmuştur. Tazminatın esası HGK tarafından kesin kabul edilmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, elektrik tüketim borcu nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
- Esas
- 2025/5462 E.
- Karar
- 2026/2207 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili; ödenmeyen elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla abone olan ... Köyü muhtarlığı ve fiili kullanıcı davalı Suluma Birliği Başkanlığı hakkında 27.615,90 TL asıl alacak, 4.227,08 TL gecikme zammı, 760,87 TL KDV, 16,20 TL kesip açma bedeli ve 2,92 TL kesip açma bedeli KDV'si olmak üzere toplam 32.622,97 TL üzerinden icra takibi başlattıklarını, 6360 sayılı Kanun gereğince tüzel kişiliği sona eren ... Köyünün ... Belediye Başkanlığına bağlanması sebebiyle husumeti davalı Belediyeye yönelttiklerini, takibin davalıların mesnetsiz itirazları nedeniyle durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... (...) Sulama Birliği vekili; dava konusu ... nolu aboneliğinin sahibinin ... Köy Muhtarlığı olduğunu, abonelik müvekkiline ait olmadığından borçtan sorumlu olmadığını, icra takibine aboneliğin kendileri ile ilgisi olmadığı için haklı olarak itiraz ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; davacının ... Köy Muhtarlığının tüzel kişiliğinin kalktığından bahisle davalı olarak müvekkili Belediyeyi gösterdiğini, 6360 sayılı Kanunda tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin alacak ve borç dağılımına ilişkin her türlü taşınır ve taşınmaz malların, hak alacak ve borçların komisyon kararı ile Bakanlıklara, Büyükşehir Belediyesi, bağlı kuruluşu veya ilçe belediyesine devredilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, ancak dava konusu borçla ilgili herhangi bir komisyon kararının bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin icra takibinine konu borçtan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, İİK'nın 89/3. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
- Esas
- 2025/4881 E.
- Karar
- 2026/2182 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili; müvekkili şirketin ısı, su tesisatı ve yapı malzemeleri alanında üretici konumda yer alan ve aynı zamanda bu alanda hizmet gösteren firma olduğunu, davalının alacaklısı olduğu icra dosyasından müvekkili şirkete 12.10.2023 tarihli 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) 89/3 maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesinin 17.10.2023 tarihinde tebliğ alındığını, daha önce gönderilen birinci ve ikinci haciz İhbarnamelerine sehven itiraz edilemediğini, icra dosyası borçlusu dava dışı ... ile müvekkili şirketin herhangi bir ilişkisinin olmadığını belirterek, icra dosyası borçlusunun İİK 89/3 haciz ihbarnamesi dolayısıyla müvekkili şirkete birinci, ikinci ve iş bu üçüncü haciz ihbarname tarihleri itibariyle hiçbir şekilde hak ve alacağının bulunmadığına, müvekkilinin herhangi bir borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; icra dosyasında hacze gidildiğinde haciz mahallinde davacı tarafından düzenlenen sevk irsaliyesinin tespiti üzerine haciz ihbarnamesi gönderildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne, davacının, davalıya Alanya İcra Müdürlüğünün 2019/13870 Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2025/349 E., 2026/253 K.
- Esas
- 2025/349 E.
- Karar
- 2026/253 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kabulüne karar verilmiştir. Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. TALEP Borçlu vekili; alacaklı vekilinin müvekkili aleyhine bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığını, icra dosyasında en son 27.09.2018 tarihinde işlem yapıldığını, üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Alternatif Bilirkişi Hesabında Gerekçeyle Hüküm Tutarının Çelişmesi
- Esas
- 2025/3537 E.
- Karar
- 2026/2170 K.
Editoryal özet: Avukatlık ücreti için başlatılan takiplere karşı menfi tespit ve birleşen aşkın zarar davaları görülmüştür. Bilirkişi faiz istenebilmesine göre iki alternatif hesap sunmuştur. Mahkeme gerekçesinde faiz istenemeyeceği seçeneğini benimsemiş, hüküm tutarını diğer seçenekten yazmıştır. Daire gerekçe ile hüküm çelişkisini ve infaz belirsizliğini saptayarak istinaf kararını kaldırıp ilk hükmü bozmuştur. Azlin haklılığı, ücretin tüm kapsamı ve aşkın zararın esası bu aşamada yeniden incelenmemiştir. Alt derecenin aşkın zarar ret gerekçesi nihai Yargıtay ilkesi olarak aktarılmamıştır.
Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.
