Aradığınız içtihada ulaşın
Mahkeme türünü seçin veya doğrudan konu ve karar numarasıyla arayın.
1.834 karar
Karar tarihine göre yeniden eskiyeYargıtay 15. Hukuk Dairesi
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2017/2616 E., 2018/71 K.
- Esas
- 2017/2616 E.
- Karar
- 2018/71 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Dava, eser sözleşmesi kapsamında hatalı olarak yapıldığı ileri sürülen estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminata ilişkin olup, mahkemece maddi tazminatın reddine, manevi tazminatın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz olunmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacının karnında biriken yağlarını estetik müdahale ile aldırmak için davalı ile anlaştığı, davacının; 3.000,00 TL bedel ödeyerek 13.05.2011 tarihinde Özel ... Hastanesi'nde ameliyat olduğunu, ameliyat sonrası davalının, davacıya dikiş izlerinin ve yağ alma sonucu karın bölgesinde olan deformasyonun 6 ayda geçeceğini, 6 ay sonra yapılan işlemin tam olarak sonuç vereceğini beyan ettiğini, davacının geçirdiği operasyon sonucu göbek deliğinin yok olduğunu, göbek deliğinin olması gereken yerden sürekli iltihap aktığını, dikiş izlerinin olması gereken yerden yukarıda kaldığını, göbeğinde yamuk bir görüntü olduğunu buna rağmen davalının ikinci operasyonu yapmadığını, yapmak için para istediğini beyan ederek 8.000,00 TL maddi ( 3.000,00 TL davalıya ödenen ameliyat ücreti, 5.000,00 TL oluşan hasarın tekrar ameliyatla giderilmesi için gereken bedel) 15.000,00 TL manevi tazminatın 13.05.2011 tarihinden işleyecek yasal faizi tahsilini talep etmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Sürekli Gece Postasında Çalıştırılan İşçinin Haklı Feshi ve Görünürdeki İstifa
- Esas
- 2017/9668 E.
- Karar
- 2018/128 K.
Editoryal özet: Otel mutfağında aşçı olarak çalışan kişi sürekli gece vardiyasında görevlendirilmiş, gündüz çalışma talebi kabul edilmeyince işten ayrılmıştır. Mahkeme ayrılma dilekçesini istifa sayarak kıdem tazminatını reddetmiştir. Yargıtay, dilekçedeki gerçek iradenin ve çalışma düzeninin incelenmesini; kahvaltıcılık adının vardiya nöbetleşmesini ortadan kaldırmadığını açıklamıştır. Postalar halinde çalışma yapılan yerde yalnız bu işçinin sürekli aynı gece postasında tutulması mevzuata aykırı bulunmuş, koşulların uygulanmaması nedeniyle haklı fesih kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalının temyizi parasal kesinlikten reddedilmiş, davacı yönünden hüküm bozulmuştur. Her gece çalışması veya her istifa aynı sonucu doğurmaz.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi
Çekişmeli Karşı Alacağın Takasında Ayrı Davanın Beklenmesi
- Esas
- 2016/2005 E.
- Karar
- 2017/4537 K.
Editoryal özet: Yangın damperi bedeli için açılan itirazın iptali davasında alıcı, aynı satıcıyla yatın iç yapımına ilişkin başka sözleşmeden doğan fazla ödeme alacağını takas olarak ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi takasın gerçekleştiğini kabul ederek davayı reddetmiştir. Yargıtay, farklı sözleşmelerin ve çekişmenin takasa tek başına engel olmadığını açıklamış; somut karşı alacak hakkında ayrı davada verilen hükmün kesinleşmesi ve muacceliyetin denetlenemediğini belirtmiştir. Diğer dava bekletici mesele yapılmadan takas şartlarının gerçekleştiği kabul edilemeyeceği için karar bozulmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Miras Payı Devrinde Önceki Dava Beyanlarının İkrar ve Yazılı Şekil Bakımından İncelenmesi
- Esas
- 2015/14649 E.
- Karar
- 2017/16581 K.
Editoryal özet: Bir mirasçı, diğer mirasçıların elbirliği mülkiyetindeki taşınmaz paylarını haricen satın aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Başka bir ortaklığın giderilmesi dosyasında davalıların pay bedelini aldıkları ve haklarının kalmadığı yönünde beyanları bulunmaktadır. Yargıtay, bu beyanların TMK 677/1 kapsamında yazılı devir sözleşmesi yerine geçip geçmediğinin ve mahkeme içi ikrar niteliğinin tartışılması gerektiğini belirtmiştir. Davalılar isticvap edilmeden eksik incelemeyle ret kararı verilmesi nedeniyle hüküm bozulmuştur. Karar, bu beyanları kesin olarak geçerli devir veya ikrar saymamış; araştırma ve değerlendirme istemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2791 E., 2017/6770 K.
- Esas
- 2016/2791 E.
- Karar
- 2017/6770 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili, taraflar arasında 20.08.2009 tarihinde belirsiz süreli bir acentelik sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmenin 02.02.2012 tarihinde davalı ... şirketi tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin ve sözleşmede belirtilen ihbar süresine uyulmaksızın feshedildiğini, fesih işlemi sonucunda müvekkilinin ciddi bir ticari itibar ve ... kaybına uğradığını ileri sürerek, yoksun kalınan kâr ve denkleştirme işlemi (... tazminatı) sebebiyle şimdilik 1.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 26.510,50 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 26.510,50 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır. Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedildiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteklerinin reddi gerekir. 2- Dava, taraflar arasında düzenlenen sigorta acenteliği sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı, yoksun kalınan kâr ve ... tazminatı ile manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek ... tazminatına hükmedilmiş, sair talepler reddedilmiştir. Ancak, hükme temel alınan bilirkişi raporu karar vermeye elverişli değildir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2015/22085 E., 2017/11650 K.
- Esas
- 2015/22085 E.
- Karar
- 2017/11650 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Dava, davalı ... hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. 386, 390. md.). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.(BK.390/11) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) o nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacılardan ...’in davalı hastanede doğduğu ve doğuma kadar geçen sürede davalı hastanede ve davalı doktor tarafından muayene ve takip edildiği sabittir. Yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi
Aynı sosyal medya hesabında siyasi eleştiri ile kişiye yönelen sövmenin ayrılması
- Esas
- 2017/2089 E.
- Karar
- 2017/5263 K.
Editoryal özet: Devletin kurumlarını aşağılama suçundan verilen beraat incelenirken Daire aynı Facebook hesabındaki iki farklı ifadeyi ayırmıştır. Yazının bütününde geçen siyasi nitelemeyi eleştiri sınırında değerlendirebilir bulmuş; dönemin Başbakanına yönelen kısaltılmış sövmeyi ise onur ve saygınlığı hedefleyen hakaret kabul ederek TCK m. 125 gözetilmediği için beraati bozmuştur. Karar her sert siyasi sözün suç olduğunu söylemez; kullanılan ifade, hedef ve bağlam ayrı ele alınmıştır. Sonuç mahkumiyetin onanması değil beraatin bozulmasıdır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi
Suç: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
- Esas
- 2017/1634 E.
- Karar
- 2017/20792 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın beraatına ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığın, suça konu şirketin ortağı ve temsile yetkili müdürü olduğu, diğer ortağın, eşinin hastalığından dolayı şirket işleri ile yeterince ilgilenemediği, sanığın şirket işleri ile ilgilendiği dönemde dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre 1.337.000,00.TL şirkete ait parayı uhdesine geçirmek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda: Sanığın, “ev almak ve başka bir şirket kurmak için 900.000 TL kadar parayı ortak hesaptan çekip kullandığını”na yönelik savunması, dosyada mevcut 11.01.2011 tarihli tutanak içeriğinde ise 1.337.000 TL parayı kendi nam ve hesabına kullanmış olduğunu kabul etmesi karşısında; sanığın savunmasında kabul ettiği 900.000 TL'nin kendi hakkı olduğuna dair delil ve belge ibraz edemediği gibi diğer geri kalan 437.000 TL kısım hakkında sanığın neden uhdesinde bulunduğu hususunda herhangi bir delil ve belge ibraz edemediği gibi açıklayıcı beyanda da bulanamadığı bu hususları birlikte değerlendiğinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyeti yerine oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraatına hükmedilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Dava, taraflar arasında düzenlenen sigorta acenteliği sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı, portföy tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
- Esas
- 2016/12745 E.
- Karar
- 2017/4954 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 26.11.2008 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirket tarafından 06.06.2011 tarihli yazı ile 2011 Nisan ayı itibari ile yapılan kontrollerde oto sorumluluk branşındaki hasar prim oranının %105 gibi yüksek bir seviyeye ulaştığı, oto sorumluluk branşında şu anda %17 olan acente komisyonunun 07.06.2011 gününden başlayarak %5 olarak değiştirileceğinin bildirilerek komisyon oranının haksız olarak düşürüldüğünü, müvekkili şirket tarafından poliçesi düzenlenen araçların kaza yapmasında kusurunun bulunmadığını, davalı şirketin bu şekilde hareket etmesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin komisyon oranının %70 düşürülmesine rağmen faaliyetlerine devam ettiğini, daha sonra davalı şirket tarafından ... 5. Noterliğinin 14 Aralık 2011 tarihli ihtarı ile fesihname ve azilname düzenlendiğini, hiçbir gerekçe gösterilmeden acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme işleminin sağlanması ve müvekkili şirketin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı şirketlerin müvekkili şirkete 50.000 TL denkleştirme tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 30.01.2013 tarihli dilekçesi ile toplam 241.076 TL tazminatın faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2015/2145 E., 2017/8517 K.
- Esas
- 2015/2145 E.
- Karar
- 2017/8517 K.
Resmî metinden: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Yargıtay 11. Ceza Dairesi
Sahte kimlik aslının getirtilmesi ve objektif aldatma yeteneğinin belirlenmesi zorunluluğu
- Esas
- 2017/14297 E.
- Karar
- 2017/6146 K.
Editoryal özet: Sanığın başkasının adına kendi fotoğrafını yapıştırdığı kimliği kullandığı ileri sürülmüş; ancak kimlik aslı dosyada bulunmamıştır. Dairenin istemine başka bir abonelik formu gönderilmiştir. Daire gerçek belgenin getirtilip objektif aldatma yeteneği ve unsurlarının incelenmesini istemiştir. Somut fotokopiden bu özellik belirlenemediği için asıl bulunamazsa beraat gerektiği belirtilerek mahkumiyet bozulmuştur. Muhatabın dikkatsizliğiyle fiilen yanılması tek başına aldatma yeteneğini göstermez. Sonuç somut kimliğin aslı ve inceleme imkanına dayanır; her belge kaybının bütün suçlarda otomatik beraat doğurduğu söylenemez.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2015/493 E., 2017/7803 K.
- Esas
- 2015/493 E.
- Karar
- 2017/7803 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili, davalıların işleteni/ maliki/ sürücüsü olduğu aracın geri manevra yaparken davacıya çarpmasıyla oluşan kazada davacının ağır biçimde yaralandığını, birçok tedavi masrafı yapan ve bakıma muhtaç hale gelen davacının ayrıca işgücü kaybına uğradığını, kazadan önce oyunculuk yapan davacının aylık kazancının 2.000,00 TL. olduğunu, yaralanması nedeniyle manevi zarara da uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL. maddi ve 30.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 21.04.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 6.937,75 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekili, kazayı yapan aracın davalı şirket tarafından üstlenilen işte kullanılmadığını ve araç maliki de olmayan davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının yaşı itibariyle kazanç kaybına uğramasının mümkün olmadığını, davalı sürücünün kazada kusuru olmadığını, istenen tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.
