Gayrimenkul ve Tapu Hukuku

Araziye çıkılmadan düzenlenip iptal edilen kadastro tutanağının ihya edilememesi ve görev

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2026/3013 E., 2026/4545 K., 23 Haziran 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Kayıp geçerli tutanağın yeniden oluşturulması ile hiç usulüne uygun oluşmamış tutanağın yokluğu arasındaki fark

Malik hanesi açık taşınmaz için alt mahkemeler bulunamayan eski kadastro tutanağının ihyasını isteyerek dosyayı kadastro müdürlüğüne göndermiştir. 8. Hukuk Dairesi, eski tutanağın araziye çıkılmadan düzenlendiği için 1976 da iptal edildiğini ve sonrasında kanuna uygun yeni tutanak hazırlanmadığını saptamıştır. Hukuken yok belgenin ihyası mümkün değildir. Kadastro mahkemesinin görevi geçerli tutanağın düzenlenmesiyle başlayacağından görevsizlik kararı verilip dosya asliye hukuka gönderilmelidir. Taşınmaz kadastro bölgesinde olduğu için asliye hukuk yine 3402 sayılı Kanunu uygulayacaktır. Karar bozulmuştur; mülkiyetin kime ait olduğu ve zilyetlikle kazanım koşulları henüz sonuçlandırılmamıştır.

Kararın sonucu

BAM kararının ortadan kaldırılması ve görevsizlik verilmesi gerektiğinden ilk derece kararının oybirliğiyle bozulması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

8. Hukuk Dairesi 2026/3013 E. , 2026/4545 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1477 E., 2025/1855 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Cizre Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/37 E., 2022/61 K.,

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Şırnak ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 1974 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 parsel sayılı 294.500,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/13 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu belirtilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Asıl davanın davacıları ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yörede 1976 yılında tapulama çalışmalarında 1 parsel olarak tespit edildiğini, ancak dava konusu taşınmazında içerisinde bulunduğu bir kısım taşınmazların İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/13 Esas sayılı dosyasında davalı olması nedeniyle malik hanesinin boş bırakıldığını, İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/13 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesi verilen kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.05.1975 tarihli ve 1974/6928 Esas, 1975/2845 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine Mahkemenin 1976/3 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunduğunu ve yargılama aşamasında taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Tapulama Mahkemesine gönderildiğini, Tapulama Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 1976/16 Esas ve 1976/14 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın İdil Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/7 Esas, 1983/74 Karar sayılı kararı ile görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesine gönderilmesi üzerine, Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 07.05.2014 tarihli ve 1984/3784 Esas, 1984/3382 Karar sayılı ilamı ile görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verildiğini, dosyanın bu aşamadan sonra yeni bir esas numarası alıp almadığının tespit edilemediğini, dava konusu taşınmazın müvekkillerinin murislerinden intikal ettiğini ve fiili taksim ile müvekkillerine kaldığını, dava konusu taşınmazın malik hanesinin boş olduğunu ve kadastro çalışmalarına ait tutanakların bulunmadığını belirterek, kadastro tespit tutanaklarının ihya yolu ile yeniden düzenlemesini ve müvekkilleri adına tespitinin sağlanarak tutanakların askıya çıkarılmasını, kadastro tespitinin müvekkilleri adına yapılmaması durumunda kadastro tespitine itirazlarının kabulü ile taşınmazın müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen davanın davacıları ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkillerine ait olduğunu ve zilyetlikleri altında bulunduğunu, taşınmaza ait Osmanlı tapuları ve eski tapu kayıtlarının bulunduğunu belirterek, kadastro tespit tutanaklarının ihya yolu ile yeniden düzenlemesini ve müvekkilleri adına tespitinin sağlanarak tutanakların askıya çıkarılmasını, kadastro tespitinin müvekkilleri adına yapılmaması durumunda kadastro tespitine itirazlarının kabulü ile taşınmazın müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın askı ilan süresi içerisinde açılıp açılmadığı, Mahkemenin görevli olup olmadığı, zilyetlik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "...eldeki davanın ihya çalışması neticesinde oluşturulacak kadastro tutanağına peşin itiraz mahiyetinde olduğu değerlendirilmiştir. Kadastro davalarında tutanak aslının dosyada bulunması zorunludur ve tutanak aslı dosyaya getirtilmeden yargılamaya devam edilmesi ve davanın esastan çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Burada Mahkemece iki türlü yöntem benimsenebilir. İlk izlenecek yol, tutanağın ihyasının bekletici mesele kabul edilmesi, ihya çalışması sonunda oluşturulacak tutanak dosyaya girdikten sonra yargılamaya devam edilmesi ve dosyanın esastan çözüme kavuşturulması, ikinci izlenecek yol ise yukarda belirtilen özel daire kararlarında olduğu gibi tutanağın ihyası için dosyanın esasının kapatılarak nihai karar niteliği ile kadastro müdürlüğüne gönderilmesidir. Dosyanın mevcut durumu, Şırnak bölgesinde devam eden kadastro çalışmaları ve kamulaştırma faaliyetleri, teknik personel konusunda bölgedeki mevcut yetersizlikler, yapılmakta ve yapılacak olan çalışmaların bölge şartları nedeniyle makul sürede neticelendirilemeyeceğinin geçmiş deneyimlerden anlaşılması, dava dosyasını ilgilendiren ihya çalışmasının da bu somut durumlardan hareketle makul sürede başlamayacağı ve makul sürede sonuçlandırılamayacağı, dosyanın bu süre zarfında derdest kalmasının zaman ve emek kaybına yol açacağı, taraflar açısından da zaman, emek ve masraf kaybına sebebiyet vereceği kanaatine varılmış, davacı vekilinin ihya konusundaki beyanları da dikkate alınmış, yukarda belirtilen özel daire kararları da gözönüne alınarak eldeki dosyada ihya çalışmasının uzun süre bekletici mesele yapılması yerine esasının kapatılarak nihai karar niteliği ile kadastro müdürlüğüne gönderilmesinin usul ekonomisi ve bölge şartları dikkate alındığında ihya süresinin Mahkememizce de öngörülememesi sebebiyle daha isabetli ve az masraflı olacağı, bu hususun tarafların da menfaatine olacağı..." gerekçesiyle dava konusu parselin kadastro tutanağının, 1976 yılında iptal edilen tapulama tutanağındaki tespit ve sınırlanmalar dikkate alınmaksızın, ihyası ve askı ilanının yapılması amacıyla esasın kapatılarak dosyanın nihai karar niteliğiyle Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, ihya çalışması tamamlanıp ve askı ilan süresi bittikten sonra dosyanın olası itirazlarla birlikte gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "... dava konusu taşınmaz hakkında İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/13 Esas sayılı dosyasında tapusuz yerin tescili davası açıldığı, dava devam ederken kadastro tutanağının düzenlendiği, anılan dosya nedeniyle davalı olduğundan bahisle malik hanesinin boş bırakıldığı, dava dosyası muhtelif yargılama safhalarından geçtikten sonra İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/7 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamanın devam ettiği ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bu aşamadan sonra dosyada herhangi gibi bir işlem yapılmadığı gibi yapılan araştırmalara rağmen tutanak aslına ulaşılamadığı, kadastro davalarında tutanak aslının dosyada bulunmasının zorunlu olduğu, tutanak aslına ulaşılamaması durumunda tutanağın ihyasının gerektiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin bu doğrultudaki kabulünde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dosyada mübrez Şırnak Kadastro Müdürlüğünün 26.12.2019 tarihli yazısı ile tapulama tutanak örneğinin ön yüzü ve edinme sebebi kısımının örneğinin çıkartılarak İlk Derece Mahkemesi dosyasına gönderildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarih ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında açılan iş bu davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapuda malik hanesi boş olan dava konusu taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz hakkında usulüne uygun olarak düzenlenmiş kadastro tutanağının bulunup bulunmadığı, kadastro tutanağının ihyasının talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu parselin kadastro tutanağının bulunamaması nedeniyle 1976 yılında iptal edilen tapulama tutanağındaki tespit ve sınırlanmalar dikkatte alınmaksızın ihyası ve askı ilanının yapılması amacıyla dosyanın nihai karar niteliğiyle Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş ise de dosyada usulüne uygun olarak kadastro tutanağının varlığından söz etmek mümkün değildir. Şöyle ki; kadastro tutanağının bulunamaması nedeniyle tutanak tanzimi için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi durumunda, kadastro prosedürü yeni kadastro tespiti ile başlar ve tutanak askı ilanına alınarak olağan usullere göre kadastro tamamlanır. Yeni tutanak düzenlenmesi için tutanak örneğinin bulunması halinde ise sadece tutanak örneği gönderilerek yeni tutanak düzenlettirilip yargılamaya devam olunur. Bir başka ifadeyle, kadastro tutanağının bulunamaması halinde tutanak tanzimi için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilebilmesi için öncelikle usulüne uygun düzenleşmiş bir tutanağın bulunması zorunludur. Akabinde İlk Derece Mahkemesince yapılan tüm araştırmalara rağmen kadastro tutanağına ulaşılamaması halinde kadastro prosedürü uygulanmak üzere dosya Kadastro Müdürlüğüne gönderilir. Somut olayda, Tapulama Mahkemesinin 16.06.1976 tarihli kararıyla, dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazında içinde bulunduğu toplam 8 parça taşınmaz için düzenlenen kadastro tutanaklarının araziye çıkılmadan düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Müdürlüğüne iade/iptal edildiği ve bu iade/iptalden sonra Kadastro Müdürlüğünce o tarihte yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanunu'na uygun olarak yeniden kadastro çalışması yapılmak suretiyle usulüne uygun tutanak düzenlenmediği sabittir. Bu durum karşısında; Tapulama Mahkemesince araziye çıkılmadan düzenlendiği gerekçesiyle iptal edilen kadastro tutanağı hukuken yok hükmünde olduğundan Kadastro Mahkemesince kadastro tutanak aslının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Zira, yok hükmünde olan bir belgenin yeniden canlandırılabilmesi hukuken mümkün bulunmadığından, yukarıda izah edildiği şekilde ihyası da mümkün değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 26/4. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının düzenlenmesi ile başlayacağına göre, somut olayda usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir kadastro tutanağı bulunmadığından davada Kadastro Mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi ve Asliye Hukuk Mahkemesince de dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın kadastro bölgesi olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca uyuşmazlıkta aynı Kanun'un uygulanması gerektiği gözetilerek toplanan ve toplanacak delillere göre oluşacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, Kanun hükümlerinin ve delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: f55858aaf8bbb4befc2202aaf15b8b40ecf9a401ea01711d29dcafcd08accead

← Yargıtay kararlarına dönün