Gayrimenkul ve Tapu Hukuku

Önalımda Trampa Muvazaasının İspatı ve Ayrı Kullanım Alanlarıyla Fiilî Taksim

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2026/3125 E., 2026/3197 K., 15 Haziran 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Trampa olarak devredilen pay için gerçek satış iddiası ve fiili taksim savunması.

Paydaşlar, tapuda trampa olarak gösterilen devrin gerçekte önalımı engelleyen satış olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemeler, değiştirilen taşınmazların değer farkını tek başına muvazaa kanıtı saymamış; tanıkların gerçekte satış yapıldığına dair somut bilgisinin bulunmadığını belirlemiştir. Ayrıca davacıların ve devreden paydaşın kullandığı ayrı yerler ile devredilen payın zemindeki kullanıma uygunluğu fiili taksim bakımından değerlendirilmiştir. Daire ret hükmünü onamıştır. Değer farkı araştırmasıyla fiili kullanım incelemesi ayrı dayanaklardır; bütün trampa işlemleri önalıma kapalı bir satış gibi nitelendirilmemiştir.

Kararın sonucu

Gerçek satış iddiasının ispatlanamaması ve somut fiili taksim değerlendirmesiyle verilen ret hükmü onanmıştır.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Gerçek satışın ispatına ilişkin değerlendirme ile ayrı kullanım alanlarına dayanan fiili taksim gerekçesi ayrıştırılmıştır.

7. Hukuk Dairesi 2026/3125 E. , 2026/3197 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1488 E., 2026/596 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/134 E., 2024/287 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin paydaşı bulunduğu 56... parsel sayılı taşınmazdaki paydaşlardan ... 'ın payını davalıya sattığını, müvekkillerinin satıştan haberdar edilmediğini, paydaşlar arasında daha önce sözlü bir paylaşım yapılmışken, diğer paydaşların bu paylaşıma uymadıklarını, müvekkillerinin yolunun diğer paydaşlar tarafından kapatıldığını, her ne kadar davalı ile satış yapan paydaş arasındaki işlem tapuda trampa olarak gösterilmiş ise de; trampa yapılan taşınmazlar arasında açık bir orantısızlık olduğunu, gerçekteki işlemin trampa değil satış olduğunu, müvekkillerinin ön alım hakkının bulunduğunu ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına eşit oranda tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada tanık beyanlarına göre taşınmaz üzerinde fiili taksim olgusunun mevcut olduğu kanaatine varıldığı, satış dışındaki temliklerde ön alım hakkının kullanılması mümkün olmadığından tapudaki işlemin tarafı olmayan davacının işlemde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkün bulunduğu, işlemde muvazaanın yani trampa olarak gösterilen resmî senetteki işlemin gerçekte satış olduğunun kabul edilebilmesi için trampaya tâbi taşınmazlar arasında aşırı bir bedel farkının olması, tanıkların da tapudaki işlem gerçekte satış olduğu halde ön alım hakkının engellenmesi için tapuda trampa gösterildiğine dair beyanda bulunmaları gerektiğini, bilirkişi raporuna göre trampaya tâbi taşınmazlar arasında değer açısından fark olsa da keşif tek başına muvazaayı kanıtlamaya yeterli olmadığı, tanık beyanları incelendiğinde tapudaki işlemin gerçekte satış olduğu halde ön alım hakkının engellenmesi için tapuda trampa gösterildiğine dair somut beyanları ve başkaca delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda her iki taşınmaz arasında değer farkı olduğu belirtilmiş ise de, keşif sonucu alınan bilirkişi raporunun tek başına muvazaanın ispatında yeterli olmadığını, davacı tanıklarının muvazaaya ilişkin somut bir bilgilerinin bulunmadığı, muvazaa iddiasısının davacı tarafça ispat edilemediği, davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazın fiili taksime göre kullanıldığı, davacıların ve davalıya pay satan ...'nin kullandığı ayrı ayrı yerlerinin bulunduğu, davalıya pay satan dava dışı ...'nin fiili taksime göre kendisine düşen zeminde fiilen kullandığı kısım ile resmî senette trampa ettiği hisse miktarı da uyumlu olduğu, tamamlanan harç yönünden davalı lehine nispi vekalet ücreti takdirinde de bir hata olmadığı, davacılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu devir işleminin trampa değil satış olduğunu, müvekkillerinin ön alım hakkının engellenmesi için trampa yoluyla devir yapıldığını, davalının taşınmazı fiilen kullanmadığını, trampa işlemine rağmen fiili durumda değişiklik olmadığını, eksik gerekçe ile karar verildiğini, tanık beyanlarının yeterli olarak değerlendirilmediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 19cceac29028a55ce03d5c4efd9bd0fd2fc4c110d245f89182eb58b0f10a718a

← Yargıtay kararlarına dönün