KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Fiili taksim savunmasında doğrudan oturma yerine kiraya verme ve silsile halinde ayrı alan kullanımının ispatı
Önalım isteyen paydaş taşınmazda fiili taksim bulunmadığını savunmuştur. Keşif, eski yapı/ağaçlar, patika sınırlar ve önceki kayıt maliklerinin anlatımlarıyla ayrı alan kullanımı saptanmıştır. BAM davacının kendi belirli bölümünü kiraya vermek suretiyle kullandığını ve satıcı bölümünün devir zinciri boyunca bağımsızlığını koruduğunu kabul etmiştir. 7. Hukuk Dairesi fiili taksim nedeniyle ret sonucunu onamıştır. Davacının o bölümde bizzat oturması veya tarım yapması zorunlu sayılmamış; kiraya verme yoluyla somut tasarruf dikkate alınmıştır. Her paylı taşınmazdaki tek taraflı kiralama veya geçici kullanım otomatik fiili taksim değildir.
Kararın sonucu
Ayrı alanların eylemli paylaşımı nedeniyle önalım ret hükmünün oybirliğiyle onanması
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Satış 11.11.2020 tarihlidir. Karar 7571 sonrası yeni satış süreleri veya rayiç depo hükmünü tartışmaz; tarihsel fiili taksim uygulamasıdır.
7. Hukuk Dairesi 2026/3090 E. , 2026/3196 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2460 E., 2026/274 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/104 E., 2025/156 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı bulunduğu Osmaniye ilçesi, ... Köyü, 2 42... parsel sayılı taşınmazda dava dışı paydaşın 11.11.2020 tarihinde payını davalıya sattığını, müvekkilinin ön alım hakkının bulunmasına rağmen satıştan haberdar edilmediğini, ön alım hakkının kullanılmasının engellenmesi için satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalı adına olan payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazda fiili ve rızai taksim bulunduğunu, davacının kötüniyetli olarak dava açtığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada dava konusu taşınmazın kadastro haritasında görünmeyen taşınmaz malikleri tarafından yapılmış patika yolla taşınmazın büyük parçalara bölündüğü, taşınmaz üzerinde bir kısmı bahçe, bir kısmı tek yıllık otsu tarım bitkili tarla, bir kısmının dikili arazi, bir kısmının ise bahçesiyle beraber betonarme bina olmak üzere ayrı ayrı kullanıldığı, bina ve ağaçların yaşı itibariyle yaşlı oldukları görülmekle, ruhsatta yer alan binanın karşılaştırması fen bilirkişisince yapılmakla aynı bina olduğu, eski kayıt maliklerininde içinde bulunduğu tanıkların dinlenildiği, davacının da taşınmazı satın alırken sınırları ve yeri belirli bir alan üzerinde zilyetliği devir aldığı, kendisince doğrudan doğruya kullanılmak veya kiraya verilmek suretiyle fiili olarak belirlenmiş alanını kullandığı, nitekim bu kullanım sırasında eski kayıt maliklerininde fiilen yeri belirlenmiş alanı kendi arlarında devir ettikleri ve kullandıkları bu hâliyle davacı ve davalı bakımından fiili kullanım olduğu tespit edildiğini, davacının yasal ön alım hakkını kullanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyanın incelenmesinde davacının taşınmazın belirli bir bölümünü kiraya vermek suretiyle kullandığı, davalıya pay satan ...'in kullandığı bölümün de silsile yoluyla bağımsızlığını koruduğu, davacı ve davalının taşınmazda kullandıkları ayrı yerlerin bulunduğu ve paydaşlar arasında eylemli bir paylaşmanın mevcut olduğu sabit olduğunun anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ile arasında dava olan husumetli kişilerin tanık olarak dinlenerek beyanlarının hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, fiili taksim koşullarının oluşmadığını, bir kısım mahalli bilirkişinin beyanında açıkça fiili taksim olmadığının ifade edildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: fe830d10be80ea9df48363fb53f7cb61721643e16d80886762eca43e77564e84
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün