KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Vergi borçlusunun kiracısından istenen Hazine alacağında haciz bildirisindeki tutar, gecikme zammı hesabı, faize tekrar faiz yürütülmesi ve taleple bağlılığın gözetilmesi.
Vergi borçlusunun fabrika kiracısına haciz bildirisi gönderilmiş; Hazine, kira alacağının gerçeğe aykırı giderlerle azaltıldığını ileri sürerek alacak istemiştir. Çok sayıdaki bozma sonrasında mahkeme asıl alacak, gecikme zammı ve ticari faiz içeren hüküm kurmuştur. Önceki Yargıtay bozması, gecikme zammının bildirideki tutarı aşacak biçimde hesaplanmasını, faiz niteliğindeki zamma yeniden faiz yürütülmesini ve talep edilen gecikme zammı yerine ticari faiz uygulanmasını hatalı bulmuştur. İncelenen karar bu bozmayı değiştirmemiş, Hazine vekilinin karar düzeltme istemini reddetmiştir.
Kararın sonucu
Hazine vekilinin karar düzeltme istemi oybirliğiyle reddedildi; 25.11.2025 tarihli faiz hesabı ve taleple bağlılık bozması ayakta kaldı.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Resmî metinde açık kalan özel avukatın adı sınırlı biçimde […] ile gizlenmiştir; olay ve hukuki gerekçe değiştirilmemiştir. Haciz bildirisi kamu alacağı bağlamındadır; karar İİK 89/4 tazminat veya ceza davası değildir. Eski TL ile yeni TL tutarları kaynağın farklı tarihli bölümlerinde birlikte yer almaktadır.
3. Hukuk Dairesi 2026/4146 E. , 2026/3295 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/467 E., 2025/304 K.
Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararının bozulmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; dava dışı ... Seramik San. A.Ş.ye ait fabrika binası ile gayrimenkullerin, davalı tarafından yıllık üretimin %20'sinin kira bedeli olarak ödenmesi şartıyla kiralandığını, ... Seramik San. A.Ş.nin muhtelif vergi borçlarından dolayı nezdinde doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklar için 21.11.2001 tarihli haciz bildirisinin davalıya tebliğ edildiğini, davalının 29.11.2001 tarihli yazısıyla; kira sözleşmesi gereğince, kira bedelinin fabrikanın bakım ve onarım gideri ile ... Seramik San. A.Ş.nin ... ve ...'a olan borçları bitinceye kadar anılan şirketlere ödeneceğinin bildirildiğini, davalı kiracı şirketin kira borcunu SSK, Vergi Daireleri gibi kurumlara ödeneceği şartını bertaraf etmek için yine sözleşmenin 8. maddesinde yer alan esaslı tamir masraflarının kiralayana ait olacağı hükmünü kötüye kullandığını ve tamir masraflarının 16.000.000.000.000,00 TL olduğunu iddia ettiğini, ... Vergi Dairesi Başkanlığı Vergi Denetmenliğince davalı şirket hakkında yapılan denetim sonucunda düzenlenen 13.03.2002 tarihli raporda; bakım ve onarım giderlerinin sadece 2.395.485.750.000,00 TL olduğunun ve 4.562.997.828.761,00 TL kira tahakkuk ettiğinin tespit edildiğini, şirketin iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve kamu alacağının tahsilinin engellenmeye çalışıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, ... Seramik San. A.Ş.nin gecikme zammı hariç 1.381.263.201.000,00 TL vergi borcu ile 31.07.2002 tarihi itibariyle tahakkuk eden gecikme zammı ile birlikte toplam 3.966.442.050.000,00 TL Hazine zararının doğduğu tarihten itibaren faiziyle birlikte tahsiline, alacağın vergi aslı kısmına tahsil tarihine kadar gecikme zammı ve kalan kısmının ise tahsil tarihine kadar en yüksek ticari temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; Hazine vekilinin böyle bir davayı açmaya yetkisi bulunmadığını, ayrıca Maliye Bakanlığının da davacı sıfatının olmadığını, müvekkilinin dava dışı ... Seramik San. A.Ş.nin fabrikasını kiraladığını, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu gereğince Hazine vergi alacağının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsilinin mümkün olduğunu, bu şekilde hukuki bir sebep olmaksızın tazminat ve alacak talep edilemeyeceğini, müvekkilinin dava dışı şirketle yaptığı sözleşme doğrultusunda kira borcunun mahsup hükümleri içerisinde tamirat ve bakım giderleri ile kiralayanın ... ve ...'a olan borçlarını ödediğini, müvekkili şirketin tamirat tutarına ilişkin herhangi bir beyanı olmadığını, düzenlenen raporun kendilerine tebliğ edilmediğini, haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibariyle 3. kişi olan müvekkilinin dava dışı şirkete doğmuş, eda ve talep edilebilir bir borcu varsa bu miktar itibariyle sorumlu olabileceğini, soyut bir şekilde doğacak alacakların haczedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.12.2006 tarihli kararıyla; 2000 Temmuz - 2001 Aralık dönemi itibariyle davalının ödemesi gereken bir kira borcu bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 24.07.2008 tarihli ilamıyla; Mahkemece, bir bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle yerinde keşif yapılarak, alınacak raporla davalı ile dava dışı borçlu şirket arasında düzenlenmiş olan sözleşme hükümleri doğrultusunda tahakkuk eden kira bedelinin belirlenmesi, bundan sonra özellikle sözleşmede, anılan tarafların ortak iradesinin tesisleri kullanıma elverişli hale getirme olduğu hususu gözardı edilmeksizin, aynı amaca yönelik olarak yapılan bakım-onarım giderleri ile davalı şirket tarafından borçlu adına yapılan ödemelerin tesbit edilmesi, ayrıca 25.04.2005 tarihli inceleme raporunda bahsi geçen rehinli borç ödemelerinin de dayanağı belgelerin getirtilerek incelenmesi, bu ödemelerin davalı şirket tarafından mı, yoksa başka kişilerce mi yapıldığının, başka kişilerce yapıldı ise kira alacağına mahsuben mi yapıldığının belirlenmesi, keza davalı ile borçlu şirketin tüm ticari sicil kayıtları ve ortaklık durumunu gösterir kayıtlar getirtilerek aralarında organik bir ilişki bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonuçta tüm bu vakıalar doğrultusunda davalının davacıya ödemesi gereken bir bedel bulunup bulunmadığının saptanması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 02.10.2014 tarihli kararıyla; fabrika sahasında yapılan keşif ve davalı tarafın defterlerinin incelenmesinden, davalının 2.395.485,71 TL esaslı bakım ve onarım yaptığı, sözleşmeye göre ...'a icra yoluyla yapılan ödeme ile birlikte davacının kira alacağından mahsup edilebileceği gerekçesiyle; dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 270 vd. maddelerine göre davanın kısmen kabulüne, 1.871.262,12 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunmaları üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.10.2018 tarihli ilamıyla; bozma öncesinde ve sonrasında aldırılan bilirkişi raporlarına göre, dava dışı vergi mükellefine ödenmesi gereken kira bedelinde ve esaslı tamir masrafları arasında farklılık olduğu anlaşıldığından, kira sözleşmesine istinaden davalı tarafından yapılan bakım onarım masraflarının faturalarının incelenmesi, hangi masrafların rapora yansıtıldığının kalem kalem belirlenmesi ve davalı ile dava dışı vergi mükellefi arasında da organik bağ olduğu gözetilerek, denetime elverişli rapor alınması gerektiği belirtilerek karar taraflar yararına bozulmuştur. 3. Bozmaya uyan Mahkemenin 08.04.2021 tarihli kararıyla; bozma sonrası alınan 09.06.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporda belirtilen esaslı bakım ve onarım giderleri ile ...'a icra kanalıyla ödenen bedelin mahsubu sonrası davacının 1.871.253,12 TL alacaklı bulunduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 1.871.253,12 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.09.2022 tarihli ilamıyla; bozma sonrası hükme esas alınan 09.06.2020 tarihli bilirkişi raporunun davalı vekili yerine dosyada vekil sıfatı bulunmayan Avukat […]’a tebliğ edilmesi suretiyle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin 09.11.2023 tarihli kararıyla; son bozma ilamı sonrası alınan 17.09.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 1.871.253,12 TL alacağın dava tarihi olan 01.01.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunmaları üzerine, Dairenin 30.04.2024 tarihli ilamıyla; somut olayda; davacının dava dilekçesinde, vergi borcu asıl alacak yönünden 1.381.263.201.000 TL’nin gecikme zammıyla birlikte toplam 3.966.442.050.000 TL yönünden tahsilini istediği, Mahkemece; asıl alacak ve gecikme zammı yönünden talep çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hesaplanan 1.871.253,12 TL asıl alacağın tahsiline karar verilerek asıl alacak yönünden talebin aşıldığı gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. 5.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; son bozma ilamı sonrası alınan ek raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu dönemde kayıtlarda bulunan aylık üretim maliyetlerine göre sözleşme gereği %20 kira bedelinin 4.562.997.828,761 TL olarak tespit edildiği, kiralayana ait olduğu kabul edilen esaslı bakım ve onarım giderleri inşaat işleri giderinin 2.395.485,71 TL, ...'a olan borcun 296.259,00 TL olduğu, bunların mahsubundan sonra davacının 1.871.253,12 TL alacaklı bulunduğu, ancak davacının asıl alacağa ilişkin talebinin 1.381.263,20 TL oduğu, bu alacak kalemi bakımından ise haciz ihbarnamesi tarihi ile dava tarihi arasında işlemiş faiz alacağının 994.509,50 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 1.381.263,20 TL asıl alacak ile işlemiş faiz alacağı olan 994.509,50 TL faiz alacağının (toplam 2.375.772,70 Tl) asıl alacak olan 1.381.263,20 TL için zararın doğduğu 28.11.2001 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte, faiz alacağı olan 994.509,50 TL'nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ Dairenin 25.11.2025 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacı tarafça vergi asıl alacağına talep edilen gecikme zammının haciz ihbarnamesinde bildirilen 1.118.687,38 TL üzerinden hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden önce talep edilmeyen ve davalının temerrüde düşürülmediği kalan kısım da dahil olmak üzere alacağın tamamı olan 1.381.263,20 TL üzerinden gecikme zammı işletilerek hesap yapılmış olmasının, faiz niteliğindeki gecikme zammına tekrar faiz yürütülmesinin emredici hukuk kuralına aykırılık taşıdığı, Mahkemece teminat faizi niteliğindeki gecikme zammının dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş olmasının ve davacının talebinin vergi asıl alacağına 6183 sayılı Kanun gereği ''gecikme zammı'' uygulanması olduğu, Mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde vergi asıl alacağının ticari faiziyle tahsiline karar verilmiş olmasının da usul ve kanuna usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; davanın 1.381.263,20 TL (eski TL ile 1.381.263.201.000) vergi aslı borcu ile gecikme cezası olmak üzere toplam 3.966.442,05 TL'nin (Eski TL ile 3.966.442.050.000) hazine zararının doğduğu tarihten itibaren faizi ile birlikte tahsiline, vergi aslı olan 1.381.263,20 TL'lik kısmına tahsil tarihine kadar gecikme zammı ve kalan kısmına ise tahsil tarihine kadar en yüksek ticari temerrüt faizi uygulanarak tahsili talepli olduğunu, bilirkişi raporunda hesaplanan ve karara esas alınan 994.509,50 TL faiz alacağının usul ve yasaya aykırı hesaplandığını, söz konusu hesaplamanın 6183 sayılı Kanun kapsamında gecikme zammı oranlarına göre vergi alacağının doğduğu tarihe göre hesaplanması gerektiğini, onarım ve tadilat giderlerinin yapılmasında davacı idareden izin alınmadığını, bu giderlerin hesaplanan bedelden mahsup edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hazine alacağının tahsili istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bozma kararında belirtilen açıklanan ilkeler ve gerekçelere göre davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: c569d9bba367f96c7e5ff440252955a98a391898c2d7e29b2a30ac44cfae67e1
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün