Aile ve Boşanma Hukuku

Ebeveynin hastalık seyrine ilişkin eski rapor sonrası güncel velayet incelemesi ve düşük maddi tazminat

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/8379 E., 2026/3126 K., 25 Mart 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Sağlık durumunun güncel bakım kapasitesine etkisinin eski raporla yetinilmeden araştırılması

Eski sosyal inceleme raporu annenin hastalığını belirtmiş, o an bakım engeli görmemekle birlikte hastalık seyri ve ebeveynlik etkisi için değerlendirme önermiştir. 2. Hukuk Dairesi aradan geçen süre ve dosya koşulları nedeniyle üç kişilik uzman heyetiyle yeni sosyal inceleme, gerekirse çocuğun görüşü ve tüm güncel delillerin değerlendirilmesini istemiştir. Velayet bu eksiklikten; kadın lehine maddi tazminat da ekonomik durum, kusur ve zedelenen menfaate göre az bulunduğundan bozulmuştur. Diğer bölümler korunmuştur. Hastalık adı tek başına velayet engeli sayılmamış; güncel somut bakım kapasitesi araştırılacaktır.

Kararın sonucu

Velayet ve kadın lehine maddi tazminat yönlerinden oybirliğiyle bozma; kalan bölümlerin onanması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

2. Hukuk Dairesi 2025/8379 E. , 2026/3126 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1722 E., 2025/725 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/834 E., 2022/405 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, velayet, hükmedilen tazminatlar yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî tazminat azdır. O hâlde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca daha uygun miktarda maddi tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

3.Velâyet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "üstün yararıdır" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi md.1; TMK md. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu md. 4/b). Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Dosya kapsamında adli destek görevlisi tarafından alınan 04.02.2021 tarihli raporda “...Davalının MS hastalığının olduğu, davalı ile yapılan görüşme ve gözlemlerde şuan için velayeti almasına engel bir durum olmamakla birlikte davalının konuşmasının ve hareketlerinin kısmen yavaş olduğu, bazı olayları hatırlamakta zorluk çektiği ve yine davalı ile yapılan görüşmelerde, davalının müşterek çocuğa yönelik bağının güçlü olduğu, sürekli müşterek çocuğun olumlu gelişimlerinden bahsettiği ve çocuk ile ilgili eksik bir anlatımda bulunmaktan korktuğu (takıntı boyutunda) da gözlemlenmiştir. Bu bakımdan gerek davalının MS rahatsızlığının ileriki dönemlerde davalının çocuğa bakımını engelleyip engellemeyeciği ve hastalığın seyri gerekse davalının müşterek çocuğa yönelik yoğun bağlılığının ebeveynlik rol ve görevleri bakımından olumlu veya olumsuz yönleriyle değerlendirilmesi açısından psikiyatrik değerlendirmeye yönelik yönlendirilmesi amacıyla takdir mahkemizde olmak üzere...” şeklinde gerekçe ile çocuğun velâyetinin davalı anneye verilmesi ve baba ile de belli aralıklarla yatılı kişisel ilişki kurulması yönünde görüş bildirilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince uzman raporu da dikkate alınarak tedbiren ortak çocuğun velayeti anneye verilerek baba ile kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı ve yargılama sırasında geçen süre değerlendirildiğinde velayet hususunda üç kişilik uzman heyetinden yeniden sosyal inceleme raporu alınması, mevcut koşullar ve tüm deliller hep birlikte değerlendirilip çocuğun üstün yararı dikkate alınarak, gerekirse çocuğun da velayet hususundaki görüşü sorularak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının velayet düzenlemesi ve kadın yararına hükmedilen maddi tazminat yönlerinden BOZULMASINA,

2.Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 42ad8d60d8b3f0433c113ca323bad3c79dadaf825a83a8c763e289b3e0affc9f

← Yargıtay kararlarına dönün