İcra ve İflas Hukuku

Tasarrufun İptalinde Kuzenlik ve Borçlunun Mali Durumunu Bilme Araştırması

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2025/4836 E., 2026/343 K., 22 Ocak 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Üçüncü ve sonraki alıcıların akrabalık ilişkisi ile borçlunun mali durumunu bilip bilmediklerinin eksik araştırılması.

Alacaklı, borçlunun taşınmazları yakınlarına devrederek alacaklılardan kaçırdığını ileri sürmüştür. İlk kabulden sonra yeniden görülen davada ret kararı verilmiştir. Daire, gerçek alacak, kesinleşmiş takip, borçtan sonraki tasarruf ve aciz koşullarını hatırlatmış; somut bozma nedenini tanıklarda geçen kuzenlik ilişkisinin yeterince açıklattırılmaması olarak göstermiştir. Nüfus kayıtları ve tanık anlatımlarıyla, devralanların borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bilip bilmediklerinin İİK 280 kapsamında araştırılmasını istemiştir. Ret hükmü bu nedenle bozulmuştur. Kuzenlik tek başına otomatik iptal sebebi olarak kabul edilmemiştir.

Kararın sonucu

Kuzenlik ve zarar verme kastını bilme yönünden tanık ve nüfus kayıtlarıyla yeterli araştırma yapılmaması nedeniyle ret hükmü bozulmuştur.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Açık taşınmaz tanımlayıcıları yayın metninde gizlenmiş, özgün kaynak korunmuştur. Önceki alıntıdaki kesintili/cümle başı anlatım yerine somut bozma gerekçesinden 25 kelimenin altında kesintisiz doğrulanmış bölüm seçilmiştir. Kaynaktaki genel akrabalık açıklamalarından bütün hısımlar için güncel ve otomatik iptal kuralı çıkarılmamıştır.

12. Hukuk Dairesi 2025/4836 E. , 2026/343 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... aleyhine Trabzon İcra Müdürlüğü'nün 2016/39940 Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını ve takibin kesinleştiğini, bu kapsamda haciz işlemlerinin tatbik edildiğini, ... Mevkii […] ada […] parselde kayıtlı taşınmazları akrabalarına satarak kaçırdığını, birinci derece hısım olan davalılar ... ve ... arasındaki taşınmaz devrine ilişkin tasarrufların İİK m.278/3 hükmü gereğince bağışlama niteliğinde olduğunu, davalı ...'nun maddi durumunun ve kötü niyetli bilmesine rağmen taşınmazları satın aldıklarını, icra dosyasından yapılan menkul hacizler neticesinde haczi kabil mal bulunmadığını, tasarrufun iptalini gerektiren koşulların somut olayda mevcut olduğunu beyanla davanın kabulü ile davalılar arasındaki davaya konu taşınmazlar ile ilgili tasarrufların takip konusu alacak miktarı ve ferileriyle sınırlı olmak üzere iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalılar vekilince herhangi bir şekilde mal kaçırma ya da bağışlama saiklerinin olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı belirlenmeden eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilerek dosyanın mahkemeye iade edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nın 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nın 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nın 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İİK'nın 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır. Dosya içerisinde yer alan bilgilere göre; davalı borçlu ile davalı devralan ve 4. Kişi arasındaki tasarruf yönünden yapılan incelemede; davalılar arasında kuzenlik gibi akrabalık ilişkilerinin bulunduğunun tanık ifadelerinde yer aldığı ancak mahkemece yeterince açıklattırılmadığı, İİK. 280/1 maddesi gereğince borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafça bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerden olup olmadığının araştırılması için tanık beyanlarının alınarak ve nüfus kayıtlarının getirtilerek araştırılması yapılması gerekmekte olup, kararın bu gerekçeyle bozulması yoluna gidilmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10.10.2022 tarih ve 2022/2269 E.-2022/2393 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.06.2022 tarih ve 2021/344 E.-2022/188 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: fa1158f7b33ff0968d584000eb32abcb3961f3c98d4b34b453836a4574a0925e

← Yargıtay kararlarına dönün