KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Ortak esas unsurlu ticaret unvanında terkin ile marka tecavüzü için markasal kullanım delilinin ayrı incelenmesi.
Önceki şirketler, benzer esas unsurlu sonraki ticaret unvanının terkini ve marka hakkına tecavüzün tespitini istemiştir. Mahkemeler ortak faaliyet alanı, ayırt edici esas unsur ve tescil önceliği nedeniyle unvandan ilgili ibarenin çıkarılmasını kabul etmiştir. Buna karşılık markasal kullanım ve marka kapsamındaki mal veya hizmetlerde kullanım kanıtlanamadığından tecavüz talepleri reddedilmiştir. Daire kısmen kabul sonucunu onamıştır. Böylece ticaret unvanının korunması, her unvan kullanımının otomatik marka tecavüzü sayılmasına dönüştürülmeden ayrı delil ve koşullarla değerlendirilmiştir.
Kararın sonucu
Ticaret unvanından ilgili ibarenin terkini ve diğer taleplerin reddi şeklindeki karar onanmıştır.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Unvan terkini kabulü ile marka tecavüzünün kanıtlanamaması ayrılmıştır. Kaynağın farklı bölümlerindeki şirket kuruluş tarihi varyantlarından yeni bir kesin tarih veya genel beş yıllık unvan dava süresi türetilmemiştir.
11. Hukuk Dairesi 2026/59 E. , 2026/4353 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/805 Esas, 2025/1450 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/192 E., 2023/58 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ... Holding A.Ş.'nin 1953'te kurulduğunu, beyaz eşya, elektronik, enerji, gayrimenkul, madencilik, tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, diğer müvekkillinin de bu holding çatısında faaliyet gösteren gayrimenkul grubuna bağlı şirketlerden biri olduğunu, "..." esas ibaresini havi muhtelif markaların müvekkilleri adına tescilli bulunduğunu, bu ibarenin her iki müvekkili tarafında da hem ticaret unvanı hem marka hem de internet alan adı olarak kullanıldığını, aralarında organik bağ bulunan müvekkili şirketlerin marka ve ticaret unvanı kullanımına ilişkin ortak hak sahipliğinin bulunduğunu, 17.02.2020 tarihinde tescil edilen davalı şirketin iştigal alanın müvekkili şirketler iştigal alanları ve marka emtiaları ile aynı ve benzer olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek davalının ticaret unvanının müvekkillerine ait ticaret unvanı, markaları ve internet alan adı ile benzer olduğunun ve iltibas yarattığının tespiti ile davalı ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine, davalının müvekkillerinin ticaret unvanının özünü, markaların ve alan adlarının esaslı unsurunu oluşturan "..." ibaresini markasal kullanmak suretiyle gösterdiği faaliyetlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımının bulunmadığını, gıda ve temizlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, ortalama tüketici nezdinde markanın karıştırılmasının söz konusu olamayacağını, müvekkilinin ticari unvanı ile davacının markası arasında aynılık ya da benzerlikten söz edilemeyeceğini, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin "..." ibaresini markasal olarak kullandığına dair dosyaya bir delil sunulmadığı, bu nedenle davalının "..." markasını ticari faaliyetlerinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/1-(b) hükmü kapsamında kullandığının ispatlanamadığı, 7/3-(e) hükmü yönünden yapılan değerlendirmeye göre davalının ticaret unvanının davacıların markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler için kullanıldığının da ispatlanamadığı, davalı şirketin tescilli ticaret unvanının kullanımının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 52. maddesi uyarınca hukuka uygun kullanım olduğu, davacıların marka hakkına tecavüz iddiasının ispatlanamadığı, ancak TTK'nın 52. maddesi uyarınca ticaret unvanının dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde, bu unvanının silinmesinin talep edilebileceği, davacıların ticaret unvanları ile davalının ticaret unvanlarının esas unsurlarının "..." ibaresi olduğu, diğer kelimelerin tanımlayıcı ve tali unsurlar niteliği taşıdığı, davacı ....'nin 20.08.1990 tarihinde, davacı ... Yapı Yatırım A.Ş.'nin 18.05.2007 tarihinde, davalı ... Gıda Sanayi Ticaret Pazarlama A.Ş.'nin 19.06.2019 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin ticaret sicile tescil tarihinin davacı şirketlerden sonra olduğu, hem davacı şirketlerin, hem de davalı şirketin iştigal konuları arasında yer alan "turizme yönelik otel, motel, bar, pansiyon, kamping, tatil köyleri, apart oteller, yeme içme tesisleri, eğlence yerleri kurmak, işletmek, işletmeye vermek" hizmetlerinin ortak bulunduğu, benzer konularda faaliyette bulunmak üzere tescil edildikleri, tarafların aynı esas unsurlu ticaret unvanlarını kullanmalarının bu hizmetler için karışıklıklara veya şirketlerin bağlantılı oldukları zannına sebebiyet verebileceği, davacıların, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini talep etmekte haklı görüldükleri, davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinden dava tarihine kadar geçen süre beş yıldan az olduğundan, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ticaret unvanının terkini davasının kabulüne, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının ticaret unvanının markasal olarak kullanılmadığının tespit edildiği, tarafların tescilli unvanları arasında "..." ibaresinin iltibas yarattığının açık olduğu, şirketlerin sicile tescil tarihlerine bakıldığında davacıların tescil tarihlerinin davalı şirketten önce olduğu, üçüncü kişiler ve piyasa nezdinde davacıların önceye dayalı ve üstün haklarının bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun görüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvrusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ile ticaret unvanı terkini taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: e2d33699b366a5edb1d781f5d4508a5aab098928936d7571ba9826f73908603d
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün