Ticaret ve Şirketler Hukuku

Anonim Şirketin Kendi Paylarında Oy Donması ve Miras Paylarının Genel Kurulda Temsili

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/352 E., 2024/8528 K., 2 Aralık 2024

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Henüz paylaşılmamış miras paylarının mirasçılarca ayrı ayrı temsil edilmesi ve şirketin kendi paylarıyla oy kullanmasının genel kurul nisapları ve kararların varlığına etkisi.

Genel kurulda, mirasbırakandan intikal eden ve henüz paylaşılmamış şirket payları için mirasçılar ayrı ayrı oy kullanmış; şirket de kendi elindeki paylarla toplantıya katılmıştır. İlk derece ret kararını kaldıran istinaf mahkemesi, elbirliği mülkiyetindeki payların usulüne uygun ortak temsili gerçekleşmediğini ve şirketin kendi paylarından oy hakkı doğmadığını belirlemiştir. Bu iki nedenle toplantı ve karar nisabı oluşmadığı kabul edilerek genel kurul kararlarının yokluğu tespit edilmiştir. Yargıtay, davalı şirketin temyiz istemini reddedip istinaf kararını onamıştır.

Kararın sonucu

Genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitini içeren istinaf hükmü, davalı şirketin temyiz istemi reddedilerek kesin ve oybirliğiyle onandı.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Resmî kaynakta açık kalan iki dava dışı mirasçının adı ve soyadı yayımlanan metinde […] ile sınırlı olarak gizlenmiştir; diğer içerik korunmuştur. Kaynakta genel kurul tarihi bir yerde 15.07.2016, diğer yerlerde 13.07.2016; şirketin kendi pay oranı bir yerde %28,95, BAM gerekçesinde %28,94 yazılmıştır. Bu kaynak farklılıkları sessizce düzeltilmemiştir.

11. Hukuk Dairesi 2024/352 E. , 2024/8528 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1549 Esas, 2023/1579 Karar HÜKÜM : Yeniden hükümle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1007 E., 2020/139 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...'in vefatından sonra terekenin halen el birliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, paylı mülkiyete geçilmediğini, bu nedenle tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi ve genel kurulda bir temsilci tarafından temsil edilmeleri gerekirken her bir mirasçının münferiden toplantıya katılıp oy kullandığını, oy birliği ile karar alınmamasına rağmen oylarının geçerli sayıldığını, mirasçıların münferiden toplantıya katılma hakları olmadığını, ayrıca, TTK'nın 389. maddesi uyarınca şirketin kendi hisseleri için donma söz konusu olduğunu, buna rağmen şirketin kendi hisseleri ile toplantıya katılıp oy kullanmasının yasaya, emredici hükümlere aykırı olduğunu ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının açtığı İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/31 Tereke sayılı dosyası ile terekeye temsilci atanmasını talep ettiğini ancak daha sonra bu davadan feragat ettiğini, dolayısı ile atanan tereke temsilcisinin görevinin bitmesi sebebiyle 13.07.2016 tarihli genel kurul toplantısına katılmadığını, davacının bu şekilde kararların yokluğunu ileri sürerek çelişkili işlem yaptığını ve kötü niyetli davrandığını, murisin vasiyetnamesine uygun şekilde miras payları oranında pay defterine kaydedildiğini, yasal ve atanmış mirasçıların genel kurula davet edildiğini, şirketin hisseleri bakımından objektif kısmi paylaşmanın gerçekleştiğini, zira terekedeki birkaç mal varlığının bu şekilde paylaşılmasının mümkün olduğunu, gerek TTK'nın 494/2 gerekse diğer hükümlerinde murisin paylarını mirasçıların miras payları oranında iktisap etmesine yasal bir engel bulunmadığını, şirketin kendi paylarını külli halefiyet çerçevesinde tamamen kanuna uygun olarak elinde bulundurduğunu, şirket paylarının %28,95 olduğunu, 24.08.2015 tarihinde bu iktisabının dayanağının ticaret sicilde tescil edildiğini, bu tür iktisabın istisnai olduğunu, TTK'nın 384. maddesine göre hukuka uygun olarak iktisap edilse bile bu payların elden çıkarılması gerektiğini, kanuni limitin esas sermayenin %10'unu aşmaması olduğunu, bu payların elden çıkarılması için üç yıl öngörüldüğünü, bu üç yıllık sürenin müvekkili için 24.08.2018 tarihinde dolacağını, bu kapsamda 17.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda müvekkilinin kendi iktisabındaki paylarının oranını azaltarak iç kaynaklardan sermaye arttırımına gidileceğini, bu payların da genel kurul hazirun cetvelinde gösterilmesi gerektiğinden yer verildiğini, ayrıca şirketin bu paylar için oy kullanmasının genel kurulda sonucu dahi etkilemediğini, payların %72'sinin genel kurulda temsil edildiğini ve toplantı nisabının şirketin payları nazara alınmasa dahi oluştuğunu, kararlar, davacının olumsuz oyları dışında oy birliği ile payların %65'i ile alındığını savunarak, davacının ıslah gerekçelerinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, somut davada davacının finansal,işletmesel,muhasebesel yönden, 13.07.2016 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olmasını gerektirir veya iptalini gerektirir bir halin varlığını ispatlayamadığı sonucuna varılarak, davacı vekilinin iptali talebine konu 15.07.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların ıslah talebinde açıklanan şekilde hükümsüzlüğü ile dava dilekçesinde açıklanan şekilde iptali noktasında davacının herbir talebi tek tek irdelendiği halde davanın kabulünü gerektirir durumun varlığı anlaşılamadığından davacının sübut bulmayan davasının tümden reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda; muris ...'in ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından, henüz bir taksim yapılmamış olmakla, elbirliği mülkiyeti kurallarının geçerli olduğu, anonim şirketlerde paylar, paydaşın ölümü halinde, kendiliğinden iştirak hâli çözülerek mirasçılara intikal etmeyeceği, bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya TMK 2 inci maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulmasının gerekeceği, ancak somut olayda bu hallerin gerçekleşmediği, bilakis dava dışı mirasçılar […] ile […] tarafından terekenin tespiti davası açıldığı, tereke temsilcisi yerine, henüz kesinleşmemiş mirasçılık paylarına ilişkin her bir mirasçının ayrı ayrı dava konusu genel kurul toplantısına katılması ve oy kullanması usul ve yasaya aykırı olduğu, hâkim hissedar muristen mirasçılarına intikal eden %71,05 oranındaki hisse bakımından genel kurulda yasaya uygun bir temsil gerçekleşmediği gibi, mirasçıların da birlikte hareket etmediği, diğer taraftan şirketin, %28,94 oranındaki kendi payları bakımından oy kullanma hakkının olmayacağı, (TTK m.389). bu durumda toplantının TTK 418 deki nisapla yapıldığından ya da kararların yeterli nisapla alındığından söz edilemeyeceği, alınan kararların yoklukla malul olduğunun kabulü gerekeceği, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmeyip davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve yeniden hükümle davanın kabulüne dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 13.07.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl ve yok hükmünde olduğunun tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. TTK'nın 384,389, 418, 447 ve 449. maddesi

3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 39056677402b3c5ce3f0a936bd066395df4103d949f3ee645b2876cd506c6412

← Yargıtay kararlarına dönün