Miras Hukuku

Tereke Temsilcisi Atandıktan Sonra Davayı Takip ve Kanun Yoluna Başvuru Yetkisi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/956 E., 2026/1662 K., 4 Mart 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Terekeye iade davasında temsilci atandıktan sonra mirasçının esas kanun yolu yetkisi ve istinaf etmeyen temsilcinin temyizi.

Muris muvazaasına dayanarak terekeye iade istenen davada yargılama sırasında tereke temsilcisi atanmıştır. İlk ret hükmünü temsilci istinaf etmemiş, davacı mirasçı etmiş; sonrasında temsilci katılma yoluyla temyize başvurmuştur. Daire, temsilci atanmasıyla terekeyi temsil ve davayı takip yetkisinin ona geçtiğini açıklamıştır. Mirasçının esas yönünden temyiz yetkisi bulunmadığını, usulüne uygun tebligata rağmen istinaf etmeyen temsilcinin de sonraki BAM kararını temyiz edemeyeceğini belirtmiştir. Her iki dilekçe reddedilmiştir. Bu sonuç muris muvazaasının maddi koşullarının Yargıtayca esastan incelenip reddedildiği anlamına gelmez.

Kararın sonucu

Davacı mirasçının takip yetkisi ve temsilcinin önceki istinafa başvurmaması nedenleriyle iki temyiz dilekçesi reddedilmiştir.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

1. Hukuk Dairesi 2026/956 E. , 2026/1662 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2613 E., 2025/2101 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/319 E., 2023/202 K.

Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı terekeye iade talepli tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 70 67... parselde kayıtlı dükkanın 1/2 hissesinin tarafların ortak murisi ...'e ait olduğunu, murisin 21.11.2017 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu taşınmazda bulunan 1/2 hissenin 16.02.2016 tarihinde mirasçılarından mal kaçırma düşüncesi ile davalı kardeşi ...'e satış göstermek suretiyle devredildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile murisi ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada muris ...'in terekesine ... temsilci olarak tayin edilmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; muvazaalı bir işlemin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açtığı, murisin mirasçılarından mal kaçırma durumuna yönelik dosyada bilgi ve beyan bulunmadığı, murisin dinlenen diğer mirasçılarının murisin gerçek amacının borçlarını ödemek amacıyla satış işlemini yaptığı yönünde olduğu, kaldı ki davacının da duruşmada alınan beyanında gördüğü rüya üzerine bu davayı açtığını beyan ettiği, murisin 8 adet taşınmazından sadece birini davalı tarafa devretmiş olduğu, iradesinin mal kaçırmaya yönelik olmadığı, satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki farkın tek başına muvazaanın ispatı için yeterli olmayacağı, davacı ve tereke temsilcisinin yemin deliline de dayanmadığı görülmekle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin davayı takip yetkisi ve hükmü esas yönünden istinaf etme hakkı bulunmadığından işin esasına ilişkin istinaf itirazları yönünden istinaf isteğinin usulden reddine karar vermek gerektiği; davacı vekilinin harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerine ilişkin istinaf itirazlarına gelince, Mahkemece davacı aleyhine harç ve vekalet ücretine hükmedildiği için davacının bu hususta hükmü istinaf etmekte hukuki yararı bulunduğundan hükmün fer'ilerine ilişkin olarak davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelendiği, hükmün fer'ileri yönünden Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin hükmün fer'ilerine ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun işin esasına yönelik olarak HMK'nın 352. maddesi gereğince usulden reddine, hükmün fer'ileri yönünden ise istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve katılma yoluyla tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; eldeki davanın terekeye iade istekli olarak açıldığı, yargılama sırasında terekeye temsilci olarak ...'in atandığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği, tereke temsilcisine usulüne uygun şekilde tebligat yapılmasına rağmen kararı istinaf etmediği, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının ise davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, tereke temsilcisi tarafından katılma yoluyla temyiz edildiği, ne var ki terekeye temsilci atanmakla davacının davayı takip yetkisi sona erdiğinden ve hükmü temyiz etme hakkı da miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçtiğinden, davacının kararı temyiz etmesine olanak bulunmadığı gözetilerek davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine; öte yandan İlk Derece Mahkemesince verilen kararı istinaf etmeyen tereke temsilcisi tarafından Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağından tereke temsilcisinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

-K A R A R-

Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin ve tereke temsilcisinin temyiz dilekçelerinin REDDİNE, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve tereke temsilcisine iadesine,

Dosyanın Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 237a7b9b90e27b8bc9da8064918df83b21422957a26da964ef73b6591a95ee8b

← Yargıtay kararlarına dönün