Kapsam
Yazı; miras ortaklığında birlikte hareket zorunluluğunu, temsilci atanmasını, yetki belgesini, açılmış davalara etkisini, mirasçıların kişisel taleplerini ve hükmün terekeye sonucunu inceler.
Kısa Cevap
Tereke temsilcisi, elbirliği hâlindeki terekenin korunması ve yönetimi için mahkemece verilen yetki sınırında davayı takip eder. Mirasçılardan birinin avukatı veya kişisel temsilcisi değildir.
Miras Ortaklığında Dava Sorunu
Paylaşmaya kadar tereke üzerinde elbirliği bulunması, terekeye ait bir hakka ilişkin davanın tüm mirasçıların katılımı veya ortak temsil yoluyla yürütülmesini gerektirebilir. Tek mirasçı kendi payı varmış gibi tereke malının tamamı için tasarruf edemez.
Temsilcinin Atanması
Mirasçılar arasında uyuşmazlık, ulaşılmaz mirasçı veya ortak hareket edememe varsa sulh hukuk mahkemesinden terekeye temsilci atanması istenebilir. Atama kararı, temsil görevinin kapsamını ve gerektiğinde yönetim esaslarını belirler.
Dava Takip Yetkisinin Kapsamı
Temsilci, tereke alacağını tahsil, tereke malını koruma veya terekeye yönelen davayı savunma işlerini yetkisi dâhilinde yürütür. Sulh, feragat, kabul ve taşınmaz tasarrufu gibi sonuç ağır işlemler için özel yetki gerekip gerekmediği ayrıca kontrol edilir.
Temsilci ile Vekil Ayrımı
Temsilci yetkisini mirasçıların vekâletinden değil mahkeme kararından alır ve ortaklığın yararını gözetir. Avukatla temsil edilmesi hâlinde dahi avukatın müvekkili kişisel olarak bir mirasçı değil, temsil edilen tereke yapısıdır.
Mirasçıların Kişisel Talepleri
Tereke zararından farklı olarak bir mirasçının kişisel tazminatı, mirasçılıktan çıkarma itirazı veya paylaşma talebi temsilcinin genel görevi içinde olmayabilir. Dava konusunun ortaklığa mı kişiye mi ait olduğu baştan ayrılır.
Hükmün ve Tahsilatın Sonucu
Tereke lehine verilen hüküm ortak malvarlığına sonuç doğurur; tahsil edilen para temsilcinin kişisel hesabına veya tek mirasçıya bırakılamaz. Hesap verme ve paylaştırmaya kadar koruma yükümlülüğü sürer.
Delil Planı ve İspat Yükü
Mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtları ile başlayan ispat planı, çok sayıda belge sunmak yerine her çekişmeli vakıayı doğru delille eşleştirmeyi gerektirir. İddianın dayanağı ile karşı tarafın muhtemel savunması iki ayrı sütunda kurulmalı; ispat yükünün kime ait olduğu ve delilin hangi kurumdan ne kadar süre içinde alınabileceği gösterilmelidir. Aşağıdaki kayıtlar bu nedenle birbirinin tekrarı değil, farklı vakıaları doğrulayan bir delil zinciridir.
Mirasçılık Belgesi ve Nüfus Kayıtları
Mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtları, yalnız dosyaya eklenecek bir kayıt değildir. Bu delilin hangi kurucu, engelleyici veya sona erdirici vakıayı gösterdiği; kim tarafından, hangi tarihte ve hangi işlem bağlamında oluşturulduğu dilekçede açıklanmalıdır. Belgenin tamamı görülmeden seçilmiş bir sayfa, ekran görüntüsü veya tarafça hazırlanmış özet üzerinden kesin sonuca gidilmemelidir.
Temsilci atama kararı ile görev kapsamını gösteren ara kararlar ile çapraz doğrulama yapılması, tarih, taraf, miktar ve işlem bağlantısındaki uyuşmazlıkları görünür kılar. Belge karşı tarafın veya üçüncü kişinin elindeyse ibraz talebi, kurum müzekkeresi, delil tespiti ya da bilirkişi incelemesi için hangi usul aracının kullanılacağı baştan belirlenmelidir. Elektronik kayıtlarda özgün dosya, zaman damgası, erişim geçmişi ve değişiklik izi korunmalı; hukuka aykırı elde edilen verinin ispat değeri ayrıca tartışılmalıdır.
Temsilci Atama Kararı ile Görev Kapsamını Gösteren Ara Kararlar
Temsilci atama kararı ile görev kapsamını gösteren ara kararlar bakımından ilk soru, kaydın mevcut olup olmadığı değil hangi tartışmalı olguyu ispatlayabildiğidir. Düzenleyen kişi veya kurum, düzenleme amacı, kayıt dönemi ve karşı tarafa aidiyet açıkça belirlenmelidir. Belgenin içeriği iddiayı yalnız dolaylı biçimde destekliyorsa aradaki çıkarım zinciri gösterilmeli; yorum, belgenin kendi ifadesi gibi sunulmamalıdır.
Bu kayıt, tereke malları, borçları ve mevcut dava dosyaları ile birlikte okunduğunda anlatım ile dış kaynak arasındaki uyum denetlenebilir. Çelişki varsa belgenin aslı, dayanak kayıtları ve düzenleyenin açıklaması istenmeli; eksiklik bilirkişinin hukukî nitelendirme yapması beklenerek kapatılmamalıdır. Kişisel veri, ticari sır veya soruşturma gizliliği içeren bölümlerde dosyaya sunma yöntemi ile inceleme hakkı arasında ölçülü bir çözüm kurulmalıdır.
Tereke Malları, Borçları ve Mevcut Dava Dosyaları
Tereke malları, borçları ve mevcut dava dosyaları, zaman içinde değişebilen veya kaybolabilen bir delil niteliği taşıyabilir. Bu nedenle kaynağın korunması, talep tarihinin belgelenmesi ve mümkünse değiştirilemez örneğin alınması esasa ilişkin tartışmadan önce ele alınmalıdır. Sonradan oluşturulan açıklama ile olay anındaki kayıt birbirinden ayrılmalı; boşluklar varsayımla tamamlanmamalıdır.
Mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtları aynı olayın başka bir aşamasını gösteriyorsa iki kayıt arasındaki tarih ve işlem bağı kurulmalıdır. Delil, iddia sahibinin elinde değilse hangi makamdan hangi hukuki dayanakla isteneceği somutlaştırılmalı; ret hâlinde başvurulacak yol ve saklama süresi dosya notuna eklenmelidir. Güvenilirlik itirazı bekleniyorsa metadata, imza, mühür, log veya karşılaştırma örneği daha tahkikat başlamadan belirlenmelidir.
Dosyaya Konulacak Temel Kayıtlar
- Mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtları
- Temsilci atama kararı ile görev kapsamını gösteren ara kararlar
- Tereke malları, borçları ve mevcut dava dosyaları
Usul ve Başvuru Sırası
İlk usul adımı “devam eden davada temsilci atanmışsa karar dosyaya sunulur ve tebligat muhatabı düzeltilir” olarak belirlenmiştir. Maddi hakkın varlığı ile bu hakkın hangi yol üzerinden korunacağı aynı soru değildir. Aşağıdaki sıra, somut olayın tarihine ve taraf sıfatlarına göre uyarlanmalı; zorunlu başvuru ile dava veya kanun yolu sürelerinin birbirini durdurup durdurmadığı ayrıca gösterilmelidir.
Usul Adımı: Devam Eden Davada Temsilci Atanmışsa Karar Dosyaya Sunulur ve Tebligat Muhatabı Düzeltilir
Bu aşamada devam eden davada temsilci atanmışsa karar dosyaya sunulur ve tebligat muhatabı düzeltilir. Amaç, uyuşmazlığın doğru taraflar arasında, doğru merci önünde ve incelenebilir bir talep sonucuyla yürütülmesini sağlamaktır. Görev, kesin yetki, dava şartı arabuluculuk, zorunlu idari başvuru, harç ve tebligat sorunları maddi haklılıktan ayrı denetlenmelidir. Bir usul şartının sonradan tamamlanıp tamamlanamayacağı varsayımla değil, özel hüküm ve güncel içtihatla belirlenmelidir.
“Devam eden davada temsilci atanmışsa karar dosyaya sunulur ve tebligat muhatabı düzeltilir” adımı takvime işlendiğinde başvuru tarihi, teslim veya tebliğ belgesi, karşı tarafın cevabı ve varsa kesinleşme bilgisi aynı kayıt altında tutulmalıdır. Başvurunun yalnız yapılmış olması yeterli değildir; ileri sürülen vakıa ve taleplerin sonraki dava veya kanun yolunu daraltıp daraltmadığı da kontrol edilmelidir.
Usul Adımı: Temsil Yetkisi Tartışmalı Bir İşlem Yapılmadan Önce Atayan Mahkemeden Açıklama veya İzin İstenir
İkinci adımda “temsil yetkisi tartışmalı bir işlem yapılmadan önce atayan mahkemeden açıklama veya izin istenir” işlemi yürütülür. Bu aşamada yalnız kabul edilebilirlik değil, incelemenin hangi vakıa ve talepler üzerinde yürütüleceği de belirlenir. Taraf teşkili, delillerin hangi sırayla toplanacağı, uzman incelemesinin kapsamı ve esaslı itirazların kararda karşılanması birlikte planlanmalıdır. Bilirkişiden hukukî sonuç değil, özel veya teknik bilgi gerektiren maddi tespit istenmelidir.
“Temsil yetkisi tartışmalı bir işlem yapılmadan önce atayan mahkemeden açıklama veya izin istenir” işleminin sonucu, sonraki başvuru veya infaz aşamasına elverişli bir belgeyle kayıt altına alınmalıdır. Kısmi kabul, feragat, sulh, ara karar veya ret varsa bunun hangi talebi ne ölçüde etkilediği açıkça işaretlenmeli; kanun yolu incelemesinde ileri sürülecek hata ilk derece aşamasındaki itirazla ilişkilendirilmelidir. Kişi, dönem, işlem ve tutar belirsizliği hükmün uygulanmasını güçleştireceğinden talep sonucu son kez bu aşamada denetlenmelidir.
Uygulama Sırası
- Devam eden davada temsilci atanmışsa karar dosyaya sunulur ve tebligat muhatabı düzeltilir.
- Temsil yetkisi tartışmalı bir işlem yapılmadan önce atayan mahkemeden açıklama veya izin istenir.
Süreler ve Hak Kaybı Riski
Süre Uyarısı
Temsilci atanması, kararın kesinleşmesi ve davaya bildirim tarihleri izlenir. Bu süre hesaplanırken olay, öğrenme, usulüne uygun bildirim, başvuru, ret, son tutanak ve karar tarihleri tek kronolojide fakat ayrı hukuki nitelikleriyle gösterilmelidir. Başlangıç kanıtlanamıyorsa yalnız son gün hesabı güvenli sonuç vermez; tebligat parçası, UETS kaydı, başvuru alındısı veya noter belgesi dosyaya alınmalıdır.
“Temsilci atanması, kararın kesinleşmesi ve davaya bildirim tarihleri izlenir” uyarısının zamanaşımı mı, hak düşürücü süre mi, usul süresi mi yoksa sözleşmesel bildirim süresi mi olduğu açıkça yazılmalıdır. Adli tatil, resmî tatil, elektronik tebligat, zorunlu arabuluculuk ve idari başvurunun etkisi her süre türünde aynı değildir.
Süre Uyarısı
Temsilci atanması maddi hakka ilişkin sürenin kaçırılmasına güvenli bir mazeret sayılmayacağından koruyucu işlemler geciktirilmez. Bu ikinci zaman kuralı, ilk süreyle aynı başlangıca veya aynı sonuca sahip kabul edilmemelidir. Öğrenme ile tebliğ, muacceliyet ile zarar tarihi, karar ile kesinleşme farklı hukuki olaylardır. Her tarih için dayanak belge ve uygulanacak hüküm yazılmadan yapılan tek satırlık takvim, hak kaybını önlemeye yetmez.
“Temsilci atanması maddi hakka ilişkin sürenin kaçırılmasına güvenli bir mazeret sayılmayacağından koruyucu işlemler geciktirilmez” uyarısı bakımından sürenin durması, kesilmesi veya yeniden başlaması ileri sürülüyorsa bunu doğuran başvurunun yetkili makama ve süresi içinde yapıldığı belgelenmelidir. Karşı tarafın süre itirazı bekleniyorsa alternatif başlangıç ihtimallerinin her biri ayrı hesaplanmalı; en erken biten güvenli tarih esas alınmalıdır. Acil koruma veya delil muhafazası mümkünse esas incelemenin tamamlanması beklenmeden ölçülü bir başvuru değerlendirilmelidir.
İleri Sürülebilecek Talepler
Tereke hakkının korunması, aynen iade veya alacağın tahsili ekseninde kurulacak talep stratejisinde asıl, terditli veya yardımcı sonuçlar; karşı tarafın savunması ve delil durumu gözetilerek ayrılmalıdır. Aşağıdaki korumaların aynı dosyada birlikte istenip istenemeyeceği görev, harç, hukuki yarar ve mükerrerlik yönünden denetlenmelidir.
Tereke Hakkının Korunması, Aynen İade veya Alacağın Tahsili
Tereke hakkının korunması, aynen iade veya alacağın tahsili talebi, sonuç bölümünde açık, hüküm kurulabilir ve uygulanabilir biçimde gösterilmelidir. Talebin dayandığı vakıa, uygulanacak hüküm, ispat aracı, başlangıç tarihi ve varsa miktar veya hesap yöntemi birbirinden ayrılmalıdır. Mahkemenin hukuki nitelendirme yetkisi, tarafın vakıayı ve istediği hukuki korumayı belirsiz bırakmasına imkân vermez.
Terekeye yöneltilen haksız talebin reddi ve gerekli karşı talepler ile ilişki ayrıca kurulmalıdır. Talepler birlikte hükme bağlanabiliyorsa yığılma; biri kabul edilmezse diğeri incelenecekse terdit; aynı hakkın seçimlik sonuçları söz konusuysa seçim sırası açıkça belirtilmelidir.
Terekeye Yöneltilen Haksız Talebin Reddi ve Gerekli Karşı Talepler
Terekeye yöneltilen haksız talebin reddi ve gerekli karşı talepler isteminin asıl talebin reddine mi, başka bir hukukî nitelendirmeye mi yoksa giderilemeyen sonuca mı bağlandığı açıklanmalıdır. Konusu başlangıçta tam belirlenemiyorsa belirsizliğin nedeni ve incelemede kullanılacak veriler gösterilmeli; harç veya ferî sonuçlar ancak bu istem bakımından uygulanabiliyorsa ayrıca kurulmalıdır.
Bu sonuç, tereke hakkının korunması, aynen iade veya alacağın tahsili talebiyle aynı zarar veya edimi iki kez karşılamamalıdır. Geçici koruma isteniyorsa güncel tehlike, yaklaşık ispat, teminat ve ölçülülük ayrıca gerekçelendirilmelidir. Kabul hâlinde hükmün hangi kişi veya kayıt üzerinde, hangi dönem ve kapsamla uygulanacağı talep sonucundan anlaşılabilmelidir.
Talep Kontrolü
- Tereke hakkının korunması, aynen iade veya alacağın tahsili
- Terekeye yöneltilen haksız talebin reddi ve gerekli karşı talepler
Sık Sorulan Uygulama Soruları
Bir Mirasçı Tek Başına Dava Açabilir Mi?
Talebin niteliğine göre bazı koruyucu işlemleri yapabilir; esasa ilişkin hüküm için diğer mirasçıların katılımı veya temsil sağlanması gerekebilir.
Temsilci Bütün Malları Satabilir Mi?
Hayır. Atama kararındaki yetki ve satış için gereken özel koşul veya izinler kontrol edilir.
Mirasçılar Temsilciyi Değiştirebilir Mi?
Haklı sebepler varsa atayan mahkemeden görevden alma veya yeni temsilci atanması talep edilebilir.
Temsilci Ücret Alır Mı?
Görevin niteliğine göre mahkemece ücret belirlenebilir; yapılan iş ve hesaplar denetime açıktır.
Doğrulanmış Kanun Dayanağı
4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu — m.640/3
“Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.” — Alıntının yeri: Türk Medenî Kanunu m.640/3, tam fıkra.
Kanun alıntısı 2026-08-31 tarihinde TBMM, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu kabul metni, m.640/3 üzerinden doğrulanmıştır. Güncel kanun metni somut olayın tarihi ve geçiş hükümleriyle birlikte ayrıca kontrol edilmelidir. Atama kararının hüküm fıkrası, temsil yetkisinin genel veya belirli işlemlerle sınırlı olup olmadığı ve davanın terekenin korunması mı paylaşılması mı sonucunu doğurduğu incelenmelidir. Temsilci bütün mirasçıların maddi hak sahibi sıfatını ortadan kaldırmaz; güncel TMK metni MBS'den doğrulanmalıdır.
Doktrindeki Yaklaşımlar
Zeynep Dönmez: Miras Ortaklığı Temsilcisinin Yetki ve Yükümlülükleri
Temsilcinin atanması ortaklık yönetimini merkezileştirir; yetkisinin kapsamı atama kararı, tereke menfaati ve kişiye sıkı sıkıya bağlı ya da paylaşmaya ilişkin işlemlerin sınırı içinde belirlenmelidir.
“Temsilcinin atanmasıyla birlikte yönetim yetkisi ona geçerken mirasçıların tereke üzerindeki hak ve yetkileri kısıtlanır.” — Alıntının yeri: Öz, ikinci paragrafın ilk cümlesi.
Künye: Zeynep Dönmez, “Miras Ortaklığı Temsilcisinin Yetki ve Yükümlülükleri”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2025, C. 16, S. 1, s. 262-275. Kalıcı yayın bağlantısı. Doğrulama tarihi: 2026-08-31. Öğretideki görüş bağlayıcı kural olmayıp kanun, içtihat ve somut olayla birlikte değerlendirilmelidir.
Doğrulanmış İçtihat
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/956, K. 2026/1662, 04.03.2026
“Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır.” — Alıntının yeri: Gerekçe, “Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil...” ibaresinin yer aldığı paragraf.
Kararın sonucu: temyiz dilekçelerinin reddi. Alıntı ve künye, 31.08.2026 tarihinde resmî karar tam metninden doğrulanmıştır. Kararın sonucu ile gerekçedeki bu cümle birlikte okunmalı; somut olayın maddi vakıaları farklı bir dosyaya kendiliğinden taşınmamalıdır.
Somut olayla benzerlik: Tereke temsilcisi atanmasından sonra mirasçıların terekeye ilişkin davayı takip yetkisinin devam edip etmediği incelenmiştir.
Kararın uygulanma sınırı: Mirasçının kişisel hakkına dayanan talepler ile temsilcinin görev kapsamı dışında kalan işlemler ayrıca değerlendirilir.
Kaynakça ve Karar Doğrulaması

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
