Yargılama ve Usul Hukuku

İnançlı işlem davasında harcı tamamlanmayan katılma temyizinin yapılmamış sayılması

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/4835 E., 2026/5991 K., 15 Eylül 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Önceki bozma kapsamı, birleşen davaların ayrı niteliği ve katılma temyiz harcının tamamlatılması

İnançlı devir iddiasında ilk bozma, ilk devralanın davaya katılmasını ve inanç ilişkisinin araştırılmasını istemiştir. Sonraki bozma taşınmaz değerine göre eksik dava harcının tamamlatılmasını ve birleşen davalarda ayrı hüküm kurulmasını gerektirmiştir. Uygulama sonrası tapu istemi reddedilmiş, bedel kısmen kabul edilmiştir. Katılma yoluyla temyiz eden davacılar kesin sürede temyiz harçlarını tamamlamayınca başvuruları yapılmamış sayılmıştır. Daire hem esas kararı hem bu ek kararı onamıştır. Karar eski temyiz düzeninde verilmiştir; katılma yoluyla istinafın cevap süresi veya asıl başvurunun geri alınması hakkında doğrudan ilke değildir.

Kararın sonucu

Bozmaya uygun esas karar ile katılma temyizinin yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın oybirliğiyle onanması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Resmi metindeki özel kişi adı okuma kopyasında anonimleştirilir. Kanun yolu eski temyiz/karar düzeltme düzenindedir; güncel istinaf başvuru süresi gibi aktarılmamalıdır.

1. Hukuk Dairesi 2026/4835 E. , 2026/5991 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/515 E., 2024/307 K.

Asıl ve birleştirilen dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.

Asıl davada davacı; mirasbırakan annesinden intikal eden 92 74... parsel sayılı taşınmazdaki 15 nolu bağımsız bölümü davalı eski eşinin borçlarının ödenebilmesi için kredi temin etmesi amacıyla dava dışı ...’ye satış suretiyle devrettiklerini, kredi borçları ödenmekte iken evlilik birliğinin devamı sırasında davalının dava dışı ...’ı ikna ederek taşınmazı üzerine aldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında taşınmazın dava dışı 3. kişiye satılması üzerine 22.09.2020 tarihli dilekçe ile tapu iptali, olmazsa tazminata karar verilmesini istemiş, birleştirilen davada davacılar aynı sebeple tapu kaydının iptali ile adlarına tescile, olmazsa bedele karar verilmesini istemişlerdir.

Asıl ve birleştirilen davada davalı ...; taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş; birleştirilen davada davalı ... ise taşınmazın kredi için bedelsiz devredildiğini, kredi bedellerinin ... tarafından ödendiğini, davalı ...’in kandırması sonucu taşınmazı bedelsiz olarak davalı ...’e devrettiğini, taşınmazın davacılara ait olduğunu, olayda bir kusurunun bulunmadığını belirtmiştir.

Mahkemece, davalıya yapılan temlikte davacının 3. kişi olduğu, bu nedenle yazılı delil şartına bağlı olmaksızın iddiasını kanıtlayabileceği, iddianın tanık beyanları ile sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... vekilinin temyizi üzerine Dairece, "...somut olayın özelliği itibariyle taşınmazın son maliki bakımından iddianın incelenebilmesi için ilk el durumundaki dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin inançlı işleme dayalı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğinde kuşku yoktur. Ne var ki, davacının çekişme konusu taşınmazı devrettiği ilk el durumundaki ... davada yer almamıştır. Hâl böyle olunca; davacıdan sonra ilk el durumundaki ...'nin davada yer almasının sağlanması, ondan sonra yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca davacı ile ... arasındaki temlikin inançlı işlem olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, taraflar arasında inanç ilişkisi var ise davalının inanç ilişkisini bilebilecek durumda olduğu gözetilerek davacı tarafından temlik edilen 3/8 pay yönünden davanın kabulüne, aksi takdirde ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir..." gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleştirilen davada tapu iptal-tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin ise davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ve davalı ... vekilinin temyizi üzerine, Dairece bu kez; "....asıl davanın 75.000,00 TL, birleştirilen davanın 100.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazların değerinin keşfen asıl dava tarihinde 170.000,00 TL, birleştirilen dava tarihinde 300.000,00 TL olarak tespit edildiği, harç ikmali yapılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Harçlar Kanunu'nun uygulaması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacılara süre tanınması, harcın tamamlanması halinde davaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de; davalar birleştirilse bile ayrı dava olma niteliklerini sürdüreceklerinden, asıl davada 3/8 payı yönünden, birleştirilen davada ise baba [mirasbırakan]’dan intikal eden pay yönünden talepte bulunulduğu gözetilerek asıl ve birleştirilen dava hakkında ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl ve birleştirilen davada tapu iptali-tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin ise davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili ve katılma yoluyla asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 03.11.20 25... .02.2026 tarihli geri çevirme kararları sonrasında Mahkemece 28.04.2026 tarihli ek kararla, hükmü katılma yoluyla temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin verilen kesin süre içinde temyiz harçlarını tamamlanmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Karar davalı ... vekili ve 28.04.2026 tarihli ek karar asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -

Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Mahkemenin 12.07.2024 tarihli asıl kararının ve 28.04.2026 tarihli ek kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı asıl dava yönünden 2.348,24 TL, birleştirilen dava yönünden 1.307,70 TL bakiye onama harçlarının temyiz eden davalı ...'ten alınmasına, asıl ve birleştirilen davada davacılardan harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Karşıyaka 4. Asliye Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 1ee1baf20a18a9cc4e55c9aa82ea9586068d272204d420c512e6a6a94a652fc4

← Yargıtay kararlarına dönün