İnsan Hakları Hukuku

Bireysel başvurunun hukuki niteliği ve sınırları

İnceleme konusu: 6216 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü ve süreye ilişkin seçilmiş AYM kararları TEMEL SONUÇ Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda en tehlikeli hata, “kesinleşme şerhini”, kanun yararına bozma….

Av. Ali Armağan Kılıç

İnceleme konusu: 6216 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü ve süreye ilişkin seçilmiş AYM kararları TEMEL SONUÇ Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda en tehlikeli hata, “kesinleşme şerhini”, kanun yararına bozma….

Hukuki inceleme • 2026

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda usul ve süre

30 Günlük süre, olağan ve olağanüstü kanun yolları ile 2026 uygulaması

Güncelleme tarihi: 14 Temmuz 2026

İnceleme konusu: 6216 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü ve süreye ilişkin seçilmiş AYM kararları

TEMEL SONUÇ Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda en tehlikeli hata, “kesinleşme şerhini”, kanun yararına bozma sonucunu veya başka bir olağanüstü başvurunun cevabını beklemektir. Kural olarak otuz günlük süre, tüketilmesi gereken son olağan başvuru yolunda verilen nihai kararın gerekçesiyle birlikte öğrenildiği günü izleyen gün işlemeye başlar.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, temel hak ihlallerinin ulusal hukuk içinde giderilmesini sağlayan son ve ikincil nitelikteki başvuru yoludur. Ancak bireysel başvurunun esas bakımından güçlü olması tek başına yeterli değildir. Başvuru yollarının usulüne uygun tüketilmemesi, başvurunun erken yapılması, otuz günlük sürenin yanlış hesaplanması, nihai kararın öğrenildiği tarihin hatalı gösterilmesi veya formun ihlal iddialarını temellendirmemesi, dosyanın esasına girilmeden sonuçlanmasına yol açabilir.

Bu çalışmada bireysel başvurunun kapsamı kısaca ortaya konulmuş; asıl olarak başvuru yollarının tüketilmesi, sürenin başlangıcı ve hesabı, karar düzeltme ile olağanüstü kanun yollarının süreye etkisi, HAGB kararlarındaki değişen kanun yolu rejimi ve 2026 yılı başvuru usulü incelenmiştir. Değerlendirmede özellikle Menduh Ataç, İsmail Buğra İşlek, Kemal Kılıçdaroğlu (2) ve Zafer Öztürk kararlarından yararlanılmıştır.

Anayasa’nın 148. maddesi ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre bireysel başvuru; Anayasa’da güvence altına alınmış ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanında bulunan bir temel hakkın, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasına dayanır. Bu nedenle bireysel başvuru, her hukuka aykırılığın veya her hatalı mahkeme kararının yeniden incelendiği bir “süper temyiz” yolu değildir.

Başvurucunun, ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilenmiş olması gerekir. Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri ise yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiğini ileri sürebilir. Yasama işlemleri ve düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan başvuru yapılamaz; bunların somut bir uygulama işlemi aracılığıyla kişisel bir hak ihlaline yol açması gerekir.

AYM, derece mahkemelerinin yerine geçerek delilleri yeniden tartmaz veya kanunun doğru uygulanıp uygulanmadığını salt kanun yolu denetimi mantığıyla incelemez. Bir mahkeme kararındaki hata ancak adil yargılanma, mülkiyet, özel hayata saygı, ifade özgürlüğü, kişi özgürlüğü ve güvenliği gibi ortak koruma alanındaki bir hakkın güvencelerine dokunuyorsa bireysel başvurunun konusu hâline gelebilir. Bu nedenle başvuru formunda “karar hukuka aykırıdır” demek yerine, belirli bir anayasal güvencenin hangi kamu gücü işlemiyle, hangi olay ve deliller üzerinden, neden ihlal edildiği gösterilmelidir.

Zaman bakımından yetkinin başlangıcı: 23 eylül 2012

Anayasa Mahkemesi yalnızca 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar hakkında bireysel başvuruyu inceleyebilir. Burada önemli olan kararın daha sonra tebliğ edilmesi veya üzerine sonradan kesinleşme şerhi yazılması değil, hukuken kesinleştiği tarihtir.

Zafer Öztürk kararında başvurucunun tazminat davası, karar düzeltme isteminin 14 Haziran 2012’de reddedilmesiyle bireysel başvuru sisteminin başlangıç tarihinden önce kesinleşmişti. Karar sonradan öğrenilmiş ve bireysel başvuru 1 Ekim 2012’de yapılmış olsa da AYM, 23 Eylül 2012’den önce kesinleşen uyuşmazlığı zaman bakımından yetkisi dışında görmüştür. Aynı şekilde eski bir karara karşı yargılamanın yenilenmesi veya kanun yararına bozma talebinde bulunulması, sırf talep 23 Eylül 2012’den sonra sonuçlandı diye eski uyuşmazlığı AYM’nin zaman bakımından yetkisine sokmaz.

İkincillik ilkesi ve başvuru yollarının tüketilmesi

Bireysel başvurunun ikincil niteliği, ihlalin öncelikle idari ve yargısal merciler önünde giderilmesinin istenmesini zorunlu kılar. Başvurucu, ulaşılabilir ve etkili olağan başvuru yollarını süresinde ve usulüne uygun kullanmalı; AYM önüne taşıyacağı temel şikâyeti en azından özü itibarıyla derece makamlarına sunmalıdır.

Bu yükümlülük yalnızca istinaf veya temyiz dilekçesi vermekten ibaret değildir. İhlal iddiasının dayandığı olayların, hukuki itirazların ve mevcut delillerin ilgili mercilere zamanında sunulması; dosyanın özenle takip edilmesi; kanun yolu sürelerinin geçirilmemesi gerekir. Olağan başvuru yolunun usul hatası nedeniyle reddedilmesi, çoğu durumda iç hukuk yollarının usulüne uygun tüketilmediği sonucunu doğurur.

Tüketilmesi gereken yolun belirlenmesinde yolun adı değil, somut uyuşmazlığı gidermeye elverişli, doğrudan erişilebilir ve etkili olup olmadığı önemlidir. Teorik olarak mevcut görünen fakat somut olayda etkisiz olan bir yolun tüketilmesi zorunlu olmayabilir. Bununla birlikte başvurucu, etkisiz olduğunu ileri sürdüğü yolu kullanmama nedenini somut ve ikna edici biçimde açıklamalıdır. Uygulamada güvenli yöntem, açıkça olağan ve etkili olan itiraz, istinaf ve temyiz yollarını tüketmek; şikâyeti bu aşamalarda anayasal özüyle ileri sürmektir.

Otuz günlük süre ne zaman başlar?

6216 sayılı Kanun’un 47/5. maddesi ve İçtüzük’ün 64. maddesi uyarınca bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu yoksa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. AYM içtihadında bu düzenleme, nihai kararın yalnız sonucunun değil, kural olarak gerekçesinin de öğrenilebildiği tarihe göre uygulanır.

Tebliğ, öğrenme yollarından yalnızca biridir

Nihai kararın usulüne uygun tebliği süre başlangıcının en belirgin hâlidir. Bununla birlikte AYM açısından tebligat tek öğrenme biçimi değildir. Başvurucu veya vekilinin;

  • UYAP üzerinden nihai kararı açıp okuması,
  • dosyadan karar örneği alması,
  • Yargıtay duruşmasında kararın tefhim edilmesi,
  • ilamın infazı için yakalanması,
  • müddetname, çağrı kâğıdı veya ödeme emri alması,
  • kararın varlığını ve içeriğini gösteren bir işlem yapması,
  • karar düzeltme harcı ya da bağlantılı bir ödeme yapması

gibi olgular, kararın daha önce öğrenildiğini gösterebilir. Bu hâllerde daha sonraki resmî tebligatı beklemek süreyi yeniden başlatmaz.

Hüseyin Aşkan kararında, nihai kararın UYAP evrak işlem kütüğünde vekil tarafından açılarak okunduğu tarih öğrenme tarihi sayılmıştır. Mehmet Özcan kararında ise elektronik tebligat, kanunen tebliğ edilmiş sayılacağı beşinci günden önce vekil tarafından açılmış; AYM, otuz günlük bireysel başvuru süresini elektronik evrakın fiilen açıldığı ve kararın öğrenildiği tarihten başlatmıştır. Bu içtihat nedeniyle UETS veya UYAP kaydında kararın ilk kez açıldığı tarih, ayrıca takip edilmelidir.

Vekille takip edilen işlerde öğrenme

Vekille takip edilen dosyalarda nihai kararın vekil tarafından öğrenilmesi kural olarak başvurucu bakımından da süreyi başlatır. Başvurucunun kararı daha sonra bizzat öğrendiğini ileri sürmesi süreyi uzatmaz. Birden fazla vekilin bulunduğu dosyalarda ise sürenin güvenli hesabı, yetkili vekillerden herhangi birinin karara ilk eriştiği veya kararı öğrendiği tarih esas alınarak yapılmalıdır.

Kesinleşme şerhi beklenmemelidir

Başvurulabilecek olağan kanun yolu kalmadığında ve nihai karar öğrenildiğinde, mahkeme kaleminin ayrıca kesinleşme şerhi düzenlemesi beklenmez. Kesinleşme şerhi kurucu değil, mevcut hukuki durumu gösteren tespit niteliğinde bir işlemdir. İnfaz dosyasının açılması veya kararın savcılığa gönderilmesi de otuz günlük sürenin başlaması için aranmaz.

Başvuru yolu bulunmayan hâller

İhlale karşı kullanılabilecek idari veya yargısal bir yol öngörülmemişse süre, ihlalin öğrenildiği tarihten başlar. Kesin nitelikteki ilk derece kararlarında da karar yüzüne karşı usulüne uygun açıklanmışsa tefhim; yoklukta verilmişse tebliğ veya başka bir kesin öğrenme olgusu esas alınır. Devam eden ihlal iddiası, otomatik olarak süresiz başvuru imkânı vermez; ihlalin niteliğine göre etkili yolun tüketildiği veya ihlalin artık açıkça bilinebilir hâle geldiği tarihten itibaren özenle hareket edilmelidir.

Sürenin hesaplanması

Otuz günlük süre takvim günü olarak hesaplanır. Öğrenme günü hesaba katılmaz; süre ertesi gün başlar. Resmî tatil günleri süreye dâhildir. Son gün resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün çalışma saati sonunda biter. Anayasa Mahkemesi adli tatile tabi olmadığından adli tatil süresi işlemesini durdurmaz. İdari izin günleri de kural olarak süreyi uzatmaz.

ÖRNEK SÜRE HESABI Nihai karar 3 Mart’ta öğrenilmişse 3 Mart hesaba katılmaz. Birinci gün 4 Mart, otuzuncu gün 2 Nisan’dır. 2 Nisan resmî tatile rastlarsa başvuru, izleyen ilk iş gününün çalışma saati sonuna kadar yapılabilir. UYAP üzerinden elektronik başvuruda ise işlemin tamamlandığını ve başvuru numarasının oluştuğunu gösteren kayıt mutlaka saklanmalıdır.

Kanuni sürenin son gününe bırakılması ciddi risk taşır. Yetki, temsil, ödeme, elektronik imza, dosya boyutu veya sistem kesintisi gibi sorunlar son gün ortaya çıkabilir. Uygulamada, nihai kararın öğrenildiği gün dosya içi “AYM son gün” kaydı oluşturulması ve yasal son tarihten en az birkaç iş günü önce başvurunun tamamlanması en güvenli yöntemdir.

Kanun yollarının otuz günlük süreye etkisi

Süre bakımından temel ayrım, olağan ve olağanüstü kanun yolları arasındadır. Olağan ve etkili başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvuru erken; bunların sonucunun öğrenilmesinden itibaren otuz gün geçtikten sonra yapılan başvuru ise geç kalmış sayılabilir. Olağanüstü veya takdire bağlı yollar ise kural olarak ne tüketilmek zorundadır ne de işlemeye başlayan süreyi durdurur.

Başvuru veya işlemTüketilmesi gerekir mi?Otuz günlük süreye etkisi
İtiraz, istinaf, temyizSomut karara karşı açık, ulaşılabilir ve etkili ise evetNihai kararın öğrenilmesine kadar süre başlamaz
Kesin nitelikteki karara karşı yanlış kanun yoluHayır; zaten yol kapalıdırYanlış başvuru süreyi durdurmaz veya yeniden başlatmaz
Karar düzeltme - yol açık, fakat kullanılmamışAYM kural olarak başvurmayı zorunlu görmezOnama kararının öğrenilmesiyle süre başlar; karar düzeltme süresi ayrıca eklenmez
Karar düzeltme - yol açık ve usulüne uygun kullanılmışBaşlanmış yolun sonucu beklenirRet veya nihai kararın öğrenilmesiyle süre başlar
Karar düzeltme - yol kapalı olduğu hâlde başvurulmuşHayırSüreye etkisi yoktur
Kanun yararına bozma talebiHayırSüreyi kesmez, durdurmaz veya yeniden başlatmaz
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına CMK 308 itirazı için talepHayırSüreye etkisi yoktur
Yargılamanın yenilenmesi talebiKural olarak hayırSırf talepte bulunulması önceki karar için süreyi yenilemez
Maddi hatanın düzeltilmesi, tavzih veya benzeri sınırlı taleplerKural olarak hayırAsıl nihai karara ilişkin süreyi durdurmaz

İtiraz, istinaf ve temyiz

Somut karar için itiraz, istinaf veya temyiz yolu açıksa ve ihlali gidermeye elverişliyse bu yolun süresinde kullanılması gerekir. Nihai kanun yolu kararının öğrenilmesiyle otuz günlük süre işlemeye başlar. Kararın bozulması ve yargılamanın devam etmesi hâlinde ise henüz nihai karar bulunmadığından, kural olarak yeni yargılama sürecinin tamamlanması beklenir.

Kesin nitelikteki bir karara karşı mevzuatta bulunmayan bir kanun yoluna başvurulması süreyi etkilemez. Kanun yolunun kararda hatalı gösterilmesi veya yargı mercilerinin öngörülemez uygulaması ayrıca mahkemeye erişim hakkı sorunu doğurabilir; ancak bireysel başvuru süresi bakımından dosya özelinde en erken öğrenme tarihi esas alınarak ihtiyatlı davranılmalıdır.

Karar düzeltme yolu: dosya adlarının ötesindeki doğru ayrım

Eski hukuk ve idari yargı rejimlerinde karar düzeltme, belirli kararlar için öngörülmüş bir yoldu. Güncel HMK ve İYUK sistemlerinde karar düzeltme genel bir kanun yolu değildir; ancak geçiş hükümlerine tabi eski dosyalar hâlen gündeme gelebilir.

AYM’nin yerleşik yaklaşımı üç ihtimali ayırır:

  • Karar düzeltme yolu açık olduğu hâlde bu yola başvurulmamışsa, AYM karar düzeltmeyi her dosyada zorunlu bir tüketim şartı saymaz. Otuz günlük süre, temyiz onama kararının öğrenildiği tarihte başlar. Karar düzeltme için öngörülen süre, bireysel başvuru süresine eklenmez.
  • Yol açık ve başvurucu karar düzeltmeye usulüne uygun biçimde başvurmuşsa, bu başvurunun sonucu beklenir. Otuz günlük süre, karar düzeltme sonucunun öğrenilmesiyle başlar.
  • Karar düzeltme yolu kapalı olduğu hâlde bu yola başvurulmuşsa, sonuç beklenmez; geçersiz veya öngörülmeyen yol, işlemekte olan bireysel başvuru süresini durdurmaz.

İsmail Buğra İşlek kararında başvurucu, o tarihte AYİM kararına karşı mevcut olan karar düzeltme yoluna başvurmuş; istem henüz karara bağlanmadan AYM’ye gitmiştir. Mahkeme, başvurucunun etkili gördüğü ve fiilen başlattığı olağan yolun sonucunu beklemeden başvuru yapmasını erken bulmuştur. Dolayısıyla bu karar, “her durumda karar düzeltmeye başvurmak zorunludur” şeklinde değil; “mevcut ve usulüne uygun biçimde başlatılmış olağan yol sonuçlanmadan AYM’ye başvurulamaz” şeklinde okunmalıdır.

Kanun yararına bozma süreyi kesmez

CMK’nın 309. maddesindeki kanun yararına bozma, başvurucunun doğrudan kullanabildiği olağan bir kanun yolu değildir. Kişi yalnızca Adalet Bakanlığının takdirini harekete geçiren bir talepte bulunabilir. Bu nedenle kanun yararına bozma başvurusu, AYM’ye başvurmadan önce tüketilmesi gereken bir yol olmadığı gibi başlamış olan otuz günlük süreyi de kesmez, durdurmaz veya yeniden başlatmaz.

Menduh Ataç kararında HAGB kararına yapılan itirazın reddi 14 Kasım 2012’de başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu daha sonra Adalet Bakanlığından kanun yararına bozma istemiş, bu talebin reddi 23 Ocak 2013’te tebliğ edilmiş ve 22 Şubat 2013’te bireysel başvuru yapılmıştır. AYM, sürenin kanun yararına bozma talebinin cevabından değil, HAGB’ye itirazın reddinin tebliğinden başladığını kabul ederek başvuruyu süre aşımından kabul edilemez bulmuştur.

Aynı ilke Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının CMK’nın 308. maddesindeki itiraz yetkisini kullanmasının talep edilmesi bakımından da geçerlidir. Bu talep yalnızca yetkili merciin takdirini harekete geçirir. Yargılamanın yenilenmesi veya maddi hatanın düzeltilmesi talebi de sırf yapılmış olmakla önceki nihai karara ilişkin süreyi yeniden canlandırmaz. Olağanüstü yol kabul edilip gerçekten yeni bir yargılama yapılır ve yeni bir nihai karar ortaya çıkarsa, o yeni sürecin doğurduğu ihlaller ayrıca değerlendirilir.

Ekli kararların ortaya koyduğu dört temel ilke

Menduh ataç: olağanüstü yola güvenmek hak kaybı doğurur

Menduh Ataç kararı, kanun yararına bozma isteminin bireysel başvuru süresine hiçbir etkisi bulunmadığını açık biçimde ortaya koyar. Uygulamadaki sonucu nettir: İtiraz, istinaf veya temyiz gibi tüketilmesi gereken son olağan yol tamamlandığında, kanun yararına bozma talebi paralel yürütülebilir; fakat AYM başvurusu otuz günlük süre içinde ayrıca yapılmalıdır.

İsmail buğra işlek: başlatılan olağan yolun sonucu beklenir

Bu karar, başvurunun geç yapılması kadar erken yapılmasının da sorun olduğunu gösterir. Başvurucu, karar düzeltme yolunu kullanmışken sonucu beklemeden AYM’ye başvurmuştur. AYM, derece mercilerine ihlali giderme fırsatı tanınmadığı için başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır. Buna karşılık karar düzeltme yoluna hiç başvurulmayan dosyada, her durumda bu yolun kullanılması gerektiği sonucu çıkarılamaz.

Kemal kılıçdaroğlu (2): fiilî öğrenme, geç tebliğden önce gelir

Kemal Kılıçdaroğlu (2) kararında karar düzeltme isteminin reddi daha geç bir tarihte tebliğ edilmiş olsa da UYAP incelemesinde başvurucunun 14 Mayıs 2014’te “tashihi karar harcı para cezası” ödemesi yaptığı belirlenmiştir. AYM, bu işlemi nihai karardan en geç o tarihte haberdar olunduğunun göstergesi saymış; 16 Şubat 2015 tarihli başvuruyu süre aşımından reddetmiştir.

Bu kararın pratik mesajı, dosyada gerçekleştirilen her elektronik işlem ve ödemenin öğrenme tarihini ortaya koyabilecek olmasıdır. Formda yalnız tebliğ tarihini yazmak yeterli değildir; UYAP işlem kütüğü, UETS açılma kaydı, dosyadan suret alma tarihi ve bağlantılı ödeme hareketleri de kontrol edilmelidir.

Zafer öztürk: sonradan yapılan işlem eski kesin hükmü yenilemez

Zafer Öztürk kararı, AYM’nin zaman bakımından yetkisinin 23 Eylül 2012’den sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlarla sınırlı olduğunu gösterir. Eski bir kesin hükmün sonradan tebliğ edilmesi, kesinleşme şerhinin daha sonra yazılması veya olağanüstü yola başvurulması, kararın gerçek kesinleşme tarihini değiştirmez.

HAGB kararlarında güncel kanun yolu notu

Menduh Ataç kararı, verildiği dönemin HAGB rejimine ilişkindir. O dönemde HAGB kararlarına karşı tüketilmesi gereken olağan yol itirazdı. Ancak 7499 sayılı Kanun ile 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen HAGB kararları bakımından kanun yolu rejimi değişmiş; ilk derece mahkemelerinin HAGB kararlarına karşı istinaf, ilk derece sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay dairelerince verilen HAGB kararlarına karşı ise şartları varsa temyiz yolu öngörülmüştür.

Bu nedenle günümüzde “HAGB kararında itirazın reddiyle AYM süresi başlar” biçiminde tarihten bağımsız bir genelleme yapılmamalıdır. Önce HAGB kararının tarihi, karar merciinin sıfatı ve o tarihte yürürlükteki CMK hükümleri belirlenmelidir. 1 Haziran 2024 öncesi kararlar ile bu tarihten sonraki kararlar aynı kanun yolu rejimine tabi değildir.

AYM’nin E.2024/98, K.2025/149 sayılı norm denetimi kararıyla HAGB düzenlemesine ilişkin iptal hükümleri verilmiş; ayrıca 2026 yılında yeni bir yasal düzenleme teklifi TBMM gündemine gelmiştir. 14 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla bu teklif henüz kanunlaşmadığından, HAGB’ye ilişkin her somut dosyada başvuru tarihindeki güncel kanun metni ve geçiş hükmü ayrıca kontrol edilmelidir. Bu husus yalnız ceza kanun yolu süresi için değil, AYM’ye bireysel başvurunun hangi nihai karardan sonra yapılacağının belirlenmesi için de önemlidir.

Haklı mazeret ve on beş günlük ek imkân

Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret nedeniyle otuz günlük sürede başvuru yapılamamışsa, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde başvurulabilir. Mazeret başvuru formunda açıklanmalı ve aynı anda belgeyle ispatlanmalıdır. AYM önce mazeretin geçerli olup olmadığını inceler.

Her sağlık sorunu, iş yoğunluğu, şehir dışında bulunma, ulaşım güçlüğü veya dosyanın hazırlanmasının zaman alması haklı mazeret sayılmaz. Mazeretin başvuru yapılmasını gerçekten engelleyecek ağırlıkta olması ve süreyle nedensellik bağının kurulması gerekir. Vekille takip edilen işte, kural olarak vekilin de başvuru yapmasının engellendiği gösterilmelidir. Bu nedenle mazeret kurumu, planlı süre yönetiminin alternatifi olarak görülmemelidir.

2026 Yılında bireysel başvuru nasıl yapılır?

Bireysel başvuru, İçtüzük ekindeki resmî form kullanılarak Türkçe yapılır. Başvurucu bizzat, kanuni temsilcisi veya avukatı aracılığıyla başvurabilir; avukatla temsil zorunlu değildir.

Başvuru kanalları

Bireysel başvuru;

  • doğrudan Anayasa Mahkemesine,
  • herhangi bir mahkeme aracılığıyla,
  • yurt dışında Türkiye’nin dış temsilcilikleri vasıtasıyla,
  • avukatlar bakımından 1 Ekim 2025’ten itibaren UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik ortamda

yapılabilir. Fizikî başvuruda form ve eklerin yetkili yere teslim edildiği tarih, başvuru tarihidir. Ceza infaz kurumundaki başvurucular bakımından başvurunun kurum idaresine verildiği tarih esas alınır. Elektronik başvuruda yalnız taslak oluşturmak yeterli değildir; başvurunun tamamlanması, güvenli elektronik imza işleminin bitirilmesi ve başvuru numarasının oluşması gerekir.

Posta, faks veya sıradan elektronik posta ile gönderim, kanunda öngörülen başvuru usulünün yerini tutmaz. Fizikî başvuruda mutlaka alındı belgesi; elektronik başvuruda tarih, saat ve başvuru numarasını gösteren kayıt saklanmalıdır.

Harç ve adli yardım

Bireysel başvuru harca tabidir. AYM’nin resmî bilgilendirmesine göre 2026 yılı harcı 6.024,10 TL’dir. Harcın ödendiğine ilişkin belgenin başvuruya eklenmesi gerekir. Harcı ödeme gücü bulunmayan başvurucu, başvuru formunda açıkça adli yardım talep etmeli; kendisinin ve ailesinin mali durumunu gösteren belgeleri sunmalıdır. Adli yardımın kabulü için giderleri karşılamanın geçimi önemli ölçüde zorlaştırması ve talebin açıkça dayanaksız olmaması aranır.

Formda bulunması gereken temel unsurlar

Başvuru formunda en azından şu hususlar açık ve birbirleriyle bağlantılı biçimde yer almalıdır:

  • başvurucu ve temsilci bilgileri,
  • kamu gücü işlem, eylem veya ihmalinin kronolojik özeti,
  • ihlal edildiği ileri sürülen her hakkın ayrı başlık altında açıklanması,
  • ihlalin olay ve delillerle ilişkilendirilmesi,
  • başvuru yollarının hangi tarihlerde ve nasıl tüketildiği,
  • nihai kararın öğrenildiği tarih ve bunu gösteren belge,
  • giderim talebi; gerekiyorsa yeniden yargılama, tazminat veya tedbir istemi,
  • eklerin tarih sırasına göre numaralandırıldığı dizi pusulası.

Vekâletname veya temsil belgesi, harç makbuzu, kimlik veya tüzel kişi temsil belgesi, nihai karar, öğrenme tarihini gösteren kayıtlar, derece mahkemelerine sunulan başvuru dilekçeleri ve ihlal iddialarını temellendiren belgeler eklenmelidir. Bir belgeye erişilemiyorsa bunun nedeni açıklanmalı ve erişim girişimleri gösterilmelidir.

Form ekler hariç on sayfayı aşıyorsa olayların ve ihlal iddialarının ayrıca özeti hazırlanmalıdır. Çok sayıda belge sunmak, temellendirme yükünü AYM’ye devretmez. Her belgenin hangi iddiayı desteklediği formda gösterilmelidir.

Başvuru formunun içerik mimarisi

Nitelikli bir bireysel başvuru, derece mahkemesi dilekçesinin yeniden kopyalanmasıyla oluşmaz. Aşağıdaki düzen, ihlal iddialarının hem okunabilir hem de kabul edilebilirlik denetimine elverişli biçimde sunulmasını sağlar.

Olayların kronolojisi

Olaylar, yalnız gerekli tarihler ve işlemlerle anlatılmalıdır. Her aşamada hangi merciin ne karar verdiği, kararın ne zaman öğrenildiği ve hangi kanun yoluna ne zaman başvurulduğu gösterilmelidir. Uzun delil tartışması yerine anayasal sorunu görünür kılan olaylara ağırlık verilmelidir.

Başvuru yollarının tüketilmesi ve süre

Bu bölümde ilk derece, itiraz, istinaf ve temyiz aşamaları ayrı ayrı yazılmalı; nihai kararın öğrenilme belgesi gösterilmeli; otuz günlük hesap açıkça yapılmalıdır. Olağanüstü yola başvurulmuşsa bunun bireysel başvuru süresini etkilemediği belirtilmeli ve AYM başvurusu geciktirilmemelidir.

Her hak için ayrı ihlal analizi

Her şikâyet şu dört unsurla kurulmalıdır:

  1. Korunan hak ve somut güvence,
  2. Kamu gücü müdahalesi veya ihmali,
  3. Müdahalenin neden kanuni, meşru amaçlı veya ölçülü olmadığı yahut usul güvencelerini neden ihlal ettiği,
  4. İhlal ile başvurucunun uğradığı kişisel zarar arasındaki bağ.

Salt karar sonucundan memnun olunmaması veya delillerin farklı değerlendirilmesi gerektiğinin ileri sürülmesi, anayasal şikâyet oluşturmaz. Başvurunun ağırlık merkezi, derece mahkemesinin “yanlış karar vermesi” değil, somut bir temel hak güvencesinin ihlal edilmesi olmalıdır.

Giderim talebi

İhlalin bir mahkeme kararından kaynaklandığı durumda yeniden yargılama, ihlalin sonuçlarını gidermeye elverişli başlıca yoldur. Yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmayan hâllerde tazminat istenebilir. Tazminat talebi varsa zarar kalemleri ve nedensellik bağı belgelenmelidir. Bireysel başvuru, başvuru konusu işlemin icrasını kendiliğinden durdurmaz. Yalnız yaşam veya maddi-manevi bütünlük bakımından ciddi ve yakın tehlike varsa tedbir talebi ayrıca ve somut delillerle gerekçelendirilmelidir.

Eksiklik tamamlama ve sonradan yeni şikâyet ekleme sorunu

Başvuru evrakında şekli eksiklik bulunursa eksikliğin giderilmesi için on beş günü geçmeyen kesin süre verilebilir. Eksikliğin mazeretsiz tamamlanmaması idari ret nedenidir. İdari ret kararına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz mümkündür.

Ancak eksiklik tamamlama kurumu, otuz günlük sürede hiç ileri sürülmemiş yeni ihlal iddialarını sonradan dosyaya ekleme imkânı vermez. Başvuru formunda özü itibarıyla ileri sürülen şikâyet daha sonra ayrıntılandırılabilir; fakat formda öz olarak dahi bulunmayan bağımsız bir şikâyetin otuz günlük süreden sonra eklenmesi süre aşımıyla karşılaşabilir. Bu nedenle ilk formda tüm ihlal iddialarının olay, hak ve temel gerekçe düzeyinde bulunması gerekir.

Uygulamada en sık hak kaybı doğuran hatalar

  • Kanun yararına bozma veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı talebinin cevabını beklemek.
  • Kararın kesinleşme şerhini veya infaz için gönderilmesini beklemek.
  • UYAP/UETS üzerinde daha erken okuma kaydı varken yalnız sonraki tebliğ tarihini esas almak.
  • Karar düzeltme yolu kullanılmayacaksa, karar düzeltme süresini otuz güne eklemek.
  • Karar düzeltme yolu kapalı olduğu hâlde başvurup bu talebin sonucuyla yeni süre doğduğunu varsaymak.
  • Devam eden olağan kanun yolu varken erken bireysel başvuru yapmak.
  • Olağan kanun yolunda temel şikâyeti özü itibarıyla ileri sürmemek.
  • Formda yalnız “adil yargılanma hakkım ihlal edildi” deyip somut güvenceyi, olayı ve zararı açıklamamak.
  • Çok sayıda eki açıklamasız sunarak temellendirme görevini AYM’ye bırakmak.
  • Otuz günlük süreden sonra yeni ve bağımsız ihlal iddiaları eklemeye çalışmak.
  • Harç, vekâletname, öğrenme belgesi veya nihai karar eksikliğini son güne bırakmak.

Avukatlar için pratik süre yönetim protokolü

  1. Nihai kararın dosyaya geldiği gün UYAP evrak işlem kütüğü ve UETS delil kaydı kontrol edilir.
  2. İlk okuma, tebliğ, suret alma ve diğer öğrenme olgularının en erken tarihi ayrı ayrı kaydedilir.
  3. Tüketilmesi gereken olağan yolun kalıp kalmadığı, karar tarihi ve geçiş hükümleriyle birlikte belirlenir.
  4. En erken öğrenme tarihi “sıfırıncı gün” kabul edilir; ertesi gün birinci gün olarak otuz günlük takvim oluşturulur.
  5. Kanuni son günün yanında, en az üç iş günü önce bir “ofis son günü” belirlenir.
  6. Derece mahkemesi dilekçelerinde anayasal şikâyetin özü bulunup bulunmadığı kontrol edilir.
  7. Başvuru formu; kronoloji, tüketim-süre, ayrı ihlal başlıkları, zarar ve talep düzeninde hazırlanır.
  8. Fizikî teslimde alındı belgesi; elektronik başvuruda tamamlanma ve başvuru numarası kaydı dosyaya alınır.

DOSYA İÇİ KONTROL CÜMLESİ “En erken öğrenme tarihi nedir, bu tarihten sonra tüketilmesi gereken olağan bir yol kalmış mıdır ve AYM başvurusu hangi gün tamamlanmış sayılacaktır?” Bu üç soruya belgeye dayalı cevap verilemeden süre hesabı kapatılmamalıdır.

Sonuç

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda usul ve süre, esasa ilişkin haklılıktan bağımsız ve katı bir kabul edilebilirlik alanıdır. Doğru yaklaşım, “karar ne zaman kesinleşme şerhi aldı?” sorusundan önce “tüketilmesi gereken son olağan yol hangisiydi ve nihai kararın gerekçesi en erken ne zaman öğrenildi?” sorularını sormaktır.

Ekli kararlar birlikte değerlendirildiğinde dört sonuç öne çıkar. Birincisi, 23 Eylül 2012’den önce kesinleşen uyuşmazlıklar sonradan yapılan işlemlerle AYM’nin zaman bakımından yetkisine sokulamaz. İkincisi, başlanmış ve etkili olağan yol sonuçlanmadan bireysel başvuru yapılmamalıdır. Üçüncüsü, kanun yararına bozma ve benzeri olağanüstü yollar otuz günlük süreyi etkilemez. Dördüncüsü, tebliğden önce gerçekleşen UYAP erişimi, ödeme veya dosyadan örnek alma gibi olgular gerçek öğrenme tarihi sayılabilir.

Bu nedenle bireysel başvuru hazırlığında süre, dosyanın son aşamasında yapılan basit bir takvim hesabı olarak görülmemelidir. Kanun yolunun niteliği, karar tarihi, geçiş hükümleri, öğrenme delilleri ve başvuru kanalının tamamlanma şartları birlikte incelenmelidir. Özellikle HAGB gibi kanun yolu rejimi değişen alanlarda, eski içtihadın güncel mevzuata doğrudan uygulanmasından kaçınılmalıdır.

Seçilmiş kararlar ve kaynaklar

6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri hakkında kanun, özellikle m. 45-48: resmî bağlantı

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, özellikle m. 59, 63, 64 ve 66: Resmî bağlantı

AYM Bireysel Başvuru Sıkça Sorulan Sorular, başvuru usulü, 2026 harcı ve süre açıklamaları: Resmî bağlantı

  1. AYM Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Kriterleri Rehberi, süre ve başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin içtihat derlemesi: Resmî bağlantı

Menduh ataç, b. no: 2013/1751, 13.06.2013: resmî bağlantı

İsmail buğra işlek, b. no: 2013/1177, 26.03.2013: resmî bağlantı

Kemal kılıçdaroğlu (2), b. no: 2015/2850, 18.07.2018: resmî bağlantı

Zafer öztürk, b. no: 2012/51, 25.12.2012: resmî bağlantı

Hüseyin Aşkan, B. No: 2017/15649, 21.07.2020; UYAP üzerinden öğrenme ilkesi: Resmî bağlantı

  1. Mehmet Özcan, B. No: 2019/6266, 15.01.2020; elektronik tebligatın fiilen açıldığı tarihte öğrenme ilkesi: Resmî bağlantı

Bireysel başvuruların UYAP avukat portalı üzerinden alınmaya başlanması, AYM duyurusu, 01.10.2025: resmî bağlantı

HAGB düzenlemesine ilişkin AYM E.2024/98, K.2025/149 kararı hakkında duyuru: Resmî bağlantı

TBMM Sıra Sayısı 280, Adalet Komisyonu Raporu, HAGB’ye ilişkin 2026 düzenleme teklifi: Resmî bağlantı

Yayın notu: Bu çalışma 14 Temmuz 2026 tarihindeki mevzuat ve resmî duyurular esas alınarak hazırlanmıştır. HAGB’ye ilişkin kanun teklifi ve bireysel başvuru usulündeki elektronik uygulamalar değişebileceğinden, somut dosyada başvuru tarihinde yürürlükte bulunan metin ayrıca kontrol edilmelidir.

Nacioğlu Kılıç Hukuk ve Danışmanlık
AYNI ALANDA
Genel HukukAnayasal sınırları: sanığın hakları, masumiyet karinesi

Güncelleme tarihi: 14 Temmuz 2026 Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Türk ceza muhakemesi hukukunun en çok uygulanan fakat aynı ölçüde en fazla tartışılan kurumlarından biridir.

İncele →
Aile ve Boşanma HukukuSoyadı bir kişilik hakkıdır

Soyadı, yalnızca kişiyi nüfus sisteminde diğer kişilerden ayıran teknik bir kayıt değildir. İncelemede hukuki inceleme, evli kadının soyadı ile velayeti annede olan, Anayasa Mahkemesi, AİHM ve Yargıtay içtihatları ışığında ve güncelleme tarihi: 14 Temmuz 2026 başlıkları ele alınmaktadır.

İncele →
Ceza HukukuAvukatın emeği ile mahkemeye erişim hakkı

Bir davanın sonunda hükmedilen vekâlet ücreti, çoğu zaman hüküm fıkrasındaki son birkaç satırdan ibaret görülür. İncelemede avukatlık ücreti tek bir ücretten ibaret değildir, hüküm taraf lehine kurulur, ücret avukata aittir, karşı vekâlet ücreti neden yargılama gideridir ve hangi tarife uygulanır başlıkları ele alınmaktadır.

İncele →