HUKUKİ ARAŞTIRMA

İçtihat Arşivi

Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, bölge adliye ve bölge idare mahkemesi kararlarını tek arşivde araştırın. Konuya veya karar numarasına göre daraltın, resmî tam metni inceleyin.

4.000 karar5 mahkeme türü28 hukuk alanıHukuk makaleleri →

1.834 karar

Karar tarihine göre yeniden eskiye
İcra ve İflas Hukuku

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Meskeniyet Şikâyetinde Haciz Tarihindeki Ev ve Barınma Bedelinin Belirlenmesi

Esas
2026/557 E.
Karar
2026/3081 K.

Editoryal özet: Borçlu, iki ayrı haciz için meskeniyet şikâyeti yapmıştır. Birleşen dosyada, taşınmazın satılıp barınma için 1.532.160 TL ayrılması kararlaştırılmıştır. Yargıtay, mahcuzun ve hâline münasip evin değerinin haciz tarihi itibarıyla somut, denetlenebilir emsallerle belirlenmesini gerekli görmüştür. Rapor keşif tarihindeki güncel değerleri kullanıp haciz tarihini gözetmediğinden hükme elverişsiz bulunmuştur. Haciz tarihine göre ek rapor alınarak yeniden karar verilmesi için bozma yapılmıştır. Borçluya mutlaka bu tutarın verilmesi veya haczin doğrudan kaldırılması kesinleşmiş sonuç değildir.

Kararın sonucuBirleşen meskeniyet şikâyeti yönünden BAM kararı kaldırıldı; ek raporla haciz tarihindeki iki değerin belirlenmesi için ilk derece hükmü oybirliğiyle bozuldu.
Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi

Pandemi ve esnek çalışma bilindikten sonra imzalanan yemek ihalesinde fesih zararının reddi

Esas
2026/241 E.
Karar
2026/1916 K.

Editoryal özet: Yemek hizmeti yüklenicisi pandemiyle işyerine gelen personel ve öğün sayısının düşmesi üzerine sözleşmeyi feshedip maddi ve manevi zarar istemiştir. İhale 18 Mart 2020 de, sözleşme 20 Nisanda yapılmıştır. Alt mahkeme salgın ilanının ve esnek çalışma genelgesinin bu tarihlerden önce bilindiğini, olayın sözleşmeden sonra doğmuş yeni bir mücbir sebep olmadığını kabul etmiştir. Bakanlık görüşü ve tacirin öngörüsü de değerlendirilerek ret verilmiş; Daire sonucu onamıştır. Karar her salgının daima öngörülebilir olduğunu söylemez; somut tarihler ile zaten ilan edilmiş tedbirler belirleyicidir.

Kararın sonucuHaklı feshe dayalı maddi ve manevi tazminat ret kararının oybirliğiyle onanması
Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Sabit Fiyatlı Elektrik Sözleşmesinde Yeni Tarife Reddedilince Fesih ve Ceza Koşulu

Esas
2025/4927 E.
Karar
2026/2798 K.

Editoryal özet: Elektrik tedarikçisi sabit fiyat bildiriminden sonra daha yüksek tarife önermiş; karşı taraf kabul etmeyince sözleşmeyi feshetmiştir. Mahkemeler sözleşme hükümleriyle yazışmaları birlikte değerlendirerek feshin haksız olduğunu kabul etmiştir. Sözleşmede ceza yanında zarar talebi saklı tutulduğu için ceza koşulu ve kanıtlanan ek tedarik maliyeti hüküm altına alınmıştır. Daire arabuluculuk koşulunun da yerine getirildiğini belirterek kabulü onamıştır. Sonuç her sabit fiyat sözleşmesinde uyarlamanın imkânsızlığı veya her ceza yanında otomatik ek tazminat hakkı biçiminde genellenmemelidir.

Kararın sonucu301.533,72 TL ceza ve 14.052,48 TL zarar kabulünü içeren kısmen kabul kararı onanmıştır.
Ceza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi

Suçlar: 5809 sayılı kanun'a aykırılık, nitelikli dolandırıcılık

Esas
2021/34627 E.
Karar
2026/5050 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: II. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Sanığın, bir şekilde elde ettiği katılan ...'a ait nüfus cüzdanı fotokopisine kendi fotoğrafını yerleştirdikten sonra, yeniden fotokopisini çektiği ve bununla .. .. şirketinden .. numaralı sabit telefon hattı ve buna bağlı olarak ADSL hattı sözleşmesi düzenlettirerek kullandığı belirtilerek nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, sanık hakkında aynı eylem nedeniyle İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/76 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı ve davanın mükerrir olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/7 maddesi gereği davanın reddine karar verilmiş ise de, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/76 Esas sayılı dosyasıyla iddia ve kabul edilen eylemin sanığın .. numaralı sabit hatta ilişkin sahte abonelik sözleşmesi düzenlenmesi olduğu söz konusu sabit hatların ve eylemlerin farklı olduğu anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d maddesinde düzenlenen " kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu ve sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.05.2026 tarihinde karar verildi.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Kira ve Kat Mülkiyeti Hukuku

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Tahliye Taahhüdünden Sonra Kabul Edilen Yeni Kira Sözleşmesinin Etkisi

Esas
2026/2877 E.
Karar
2026/2766 K.

Editoryal özet: Kiraya veren, işyeri için verilen tahliye taahhüdüne dayanarak itirazın iptali ve tahliye istemiştir. İlk derece mahkemesi imzanın kiracıya ait olduğunu belirleyerek davayı kabul etmiştir. Kanun yararına temyizde, taahhütten sonra yeni noter onaylı kira sözleşmesi yapıldığı, kiraya verenin de bunu kabul edip davanın konusuz kaldığını bildirdiği saptanmıştır. Yargıtay, bu yenileme nedeniyle taahhüdün hükümsüz kaldığı gözetilmeden tahliyeye karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Karar kanun yararına bozulmuştur; bu bozmanın kesinleşmiş somut hükmün sonucuna etkisi olmadığı ayrıca belirtilmiştir.

Kararın sonucuAdalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi kabul edilerek tahliye hükmü HMK 363/2 uyarınca sonuca etkili olmamak üzere oybirliğiyle kanun yararına bozuldu.
Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Takip Dayanağı Taksit Protokolündeki Kefalet ve Tahsilatın İstirdadı

Esas
2025/5201 E.
Karar
2026/2772 K.

Editoryal özet: Şirketin muhasebecisi, kendi alacağından başka icra dosyasına aktarılan paranın iadesini istemiştir. BAM, takip dayanağının bono değil taksitlendirme protokolü olduğunu ve imzanın kefil sıfatıyla atıldığını kabul etmiştir. Kefalette azami tutar ve tarihin el yazısıyla yazılmaması nedeniyle geçersizlik sonucuna varmış; 223.827,70 TL’nin iadesine hükmetmiştir. Yargıtay aynı ayrımı ve şeklin resen gözetilmesini benimseyerek kararı onamıştır. Ancak protokolün metinde tekrarlanan 19.04.2012 tarihiyle TBK 583 uygulaması arasında açıklanmayan geçiş hukuku sorunu vardır. Bu kaynak sınırı görünür tutulmalıdır.

Kararın sonucuTakip dayanağı protokoldeki kefalet geçersiz kabul edilerek tahsil edilen 223.827,70 TL’nin ödeme tarihinden yasal faiziyle istirdadına ilişkin BAM hükmü oybirliğiyle onandı.
Hukuk Kararları

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Uyuşmazlık, elektrik aboneliği kurulması yoluyla taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.

Esas
2025/5273 E.
Karar
2026/2787 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Davacı vekili; ... İli ... İlçesi ... Mevkii kain 26 parsel taşınmaz üzerindeki tarımsal sulama trafosunun 153 abone numarası ile müvekkilinin murisi ... adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin abonelik tesisi talebinin davalı tarafından reddedildiğini ileri sürerek; taşınmaz üzerinde bulunan trafoya tedbiren elektrik verilmesini, taşınmaz üzerindeki 153 numaralı tarımsal sulama aboneliğinin iptalini, müvekkili ile abonelik sözleşmesinin sağlanmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafından kullanılan davaya konu sulama trafosunun ödenmeyen borçlar nedeniyle elektriğinin kesildiğini, ancak kesilen elektriğin 6446 sayılı Kanuna göre çıkarılan Yönetmeliğin 26/1-c maddesinde yasaklanan şekilde davacı tarafından açılıp kullanılmaya devam edildiğini, davacı hakkında ödenmeyen tahakkuk bedellerinin tahsili için icra takibi başlatıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; borç ve takip tarihi dikkate alındığında davacının bu borçtan dolayı bir sorumluluğunun olmadığı, enerji dağıtım tekeline sahip bir şirket olarak davalının sözleşme yapma mecburiyeti olduğu, bu sözleşmeyi yapma şartı olarak önceki aboneye ait borçların ödenmesini talep edemeyeceği, elbette murislerinin borçlarının tahsili için miras hukuku hükümleri çerçevesinde mirasçılarına başvuru hakkı saklı kalmakla; bu hakkın mirasçılarla abonelik sözleşmesi kurulmasından kaçınılmasına gerekçe gösterilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacı ile davalı arasında elektrik hizmetine dair abonelik sözleşmesi tesisine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Hukuk Kararları

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi

Uyuşmazlık, prim teşvik işlemlerinin iptali sonucu oluşan prim borcu nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile fark prim ödemelerinin iadesine ilişkindir.

Esas
2025/10063 E.
Karar
2026/6254 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Denetmenliğinin 13.01.20 22... /412307/007 sayılı denetim raporuna istinaden, sigortasız işçi çalıştırıldığı tespiti sebebiyle davalı Kurum tarafından 2020 yılında davacı şirketin yararlanmış olduğu 6661 sayılı Kanun kapsamındaki teşvikleri iptal ederek söz konusu dönemlere ait 35.400,13 TL borç aslı ile gecikme zammı dahil toplam 47.614,34 TL tutarında borcu olduğunu bildirdiği, şirketin ihtirazı kayıtla anılan borcu ödediği, Kuruma yapılan itirazın gerekçesiz şekilde reddedildiği, daha evvel 08.04.2021 tarihinde işyeri kayıtlarını inceleyen ............. isimli müfettiş tarafından kendilerine verilen tutanakta da “işçilerin sigortalılık bildirimlerinin yapılmış hususu ifade ve tespit edilmiştir.” şeklinde beyanının olduğu, aynı tutanakta ... isimli işçinin 2020 Aralık ayında bir gün süreli ücretsiz izin kullandırılmış olunduğu, Aralık ayı bordrosunda 29 güne yönelik 2.947,69 TL brüt ücret üzerinden tahakkuk yapılarak net ücretin ödenmiş olduğu ve sigortalı hizmet listesinde de bu işçiye 29 gün ve 2.947,69 TL’lik tutar üzerinden sigortalılık bildiriminin yapılmış olunduğu hususuna yer verildiği, şirkette uzun yıllardır maktu aylık sistemin uygulandığı, işçiye maktu aylık ücret ödenirken Aralık 2020 döneminde 1 günlük ücretsiz izin kullandırıldığı, bu nedenle 29 gün üzerinden Kuruma yasaya uygun olarak bildirildiği karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Aile ve Boşanma Hukuku

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Velayette Çocuğun Dinlenmesi ve Yeni Uzman Heyeti İncelemesi

Esas
2025/9999 E.
Karar
2026/5061 K.

Editoryal özet: Karşılıklı boşanma davasında taraflar kusur, mali sonuçlar ve velayet düzenlemesini temyiz etmiştir. Yargıtay, velayette temel ölçütün çocuğun üstün yararı olduğunu, anne ve babanın boşanmadaki kusurları ile sosyal durumlarının bu yararı etkilediği ölçüde önem taşıdığını belirtmiştir. Çocukların görüşlerine gereken önem verilmeli, üstün yarar gerektiriyorsa görüşlerinden farklı karar da verilebilmelidir. İdrak çağındaki ortak çocukların gerektiğinde bizzat dinlenmesi ve psikolog, pedagog ile sosyal çalışmacıdan oluşan heyetten yeniden rapor alınarak bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi istenmiştir. Karar velayet yönünden bozulmuş, diğer temyiz edilen bölümler onanmıştır.

Kararın sonucuBAM kararı yalnız velayet yönünden eksik inceleme nedeniyle bozuldu; kadının tüm ve erkeğin diğer temyiz itirazları reddedilerek kalan bölümler onandı.
Hukuk Kararları

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/5531 E., 2026/2765 K.

Esas
2025/5531 E.
Karar
2026/2765 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ... ile müteveffa ...’in çocuk sahibi olamaması nedeniyle davalı doktor gözetiminde tüp bebek tedavisi gördüklerini, muayenelerin davalı doktorun özel muayenehanesinde, doğum sürecinin ise davalı hastanede yürütüldüğünü, müteveffanın doktorun tüm talimatlarına eksiksiz uyduğunu, 07.03.2019 tarihinde doğum sancılarının başlaması üzerine doktorun yönlendirmesiyle hastaneye gittiklerini ancak davalı doktorun uzun süre hastaneye gelmediğini, bu süreçte ağrıları artan müteveffaya hastane doktorlarının “kendi hastaları olmadığı” gerekçesiyle müdahale etmediğini, yoğun bakıma alınmaksızın yaşamını yitirdiğini, sonradan yapılan müdahalelerin ise sonuç vermediğini, bebeğin annenin karnından ölüme yakın koşullarda alınarak oksijensiz kalması nedeniyle ... Tıp Fakültesine sevk edildiğini, davalı doktorun ancak ölümden sonra hastaneye geldiğini ve annenin durumunun ağır olduğunu söyleyerek hastaneden ayrıldığını ileri sürerek; davalı doktor ile hastanenin tam, asli ve ağır kusurlu olmaları nedeniyle şimdilik eş ... ve çocuk ... için 50,00'er TL maddi, 250.000,00'er TL manevi, anne Melahat için 200.000,00 TL manevi, baba Bayram için 100.000,00 TL ve abi Mehmet için 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Gayrimenkul ve Tapu Hukuku

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Elbirliği Taşınmazın Kiraya Verilmesinde İntifadan Men İstisnası

Esas
2025/4524 E.
Karar
2026/2449 K.

Editoryal özet: Ortak, elbirliğiyle kayıtlı taşınmazın diğer ortak tarafından kiraya verilerek kullanıldığını belirterek ecrimisil ve müdahalenin önlenmesini istemiştir. Mahkeme davacının kullanımı veya kullanabileceği bölüm bulunmadığını ve istenen dönemde kiraya verildiğini kabul etmiştir. Bu olgularla intifadan men koşulu aramadan talepleri kabul etmiştir. Daire kabul sonucunu onamıştır. Muhdesat davası ve davacının kullanabileceği alan bulunduğu savunmaları sonucu değiştirmemiştir. Her ortak kullanımının kendiliğinden ecrimisil doğurduğu kuralı konulmamış; gelir getiren kullanım ve dışlama somut kabulü belirleyici olmuştur.

Kararın sonucuPaydaşın müdahalesinin önlenmesi ve ecrimisil kabulünü uygun bulan istinaf kararı onanmıştır.
Ticaret ve Şirketler Hukuku

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Limited Ortağın Çıkarılması İçin Dava Açma Kararı, Nisap ve Muhalefet Şerhi

Esas
2025/5510 E.
Karar
2026/2580 K.

Editoryal özet: Yüzde yirmi beş paylı ortak, şirketten çıkarılması için dava açılmasına ilişkin genel kurul kararının yokluğunu, butlanını veya iptalini istemiştir. Onanan alt mahkeme gerekçesinde başka kişiye pay devri genel kurulca reddedildiğinden onun çağrılmasının gerekmediği, doğrudan çıkarma değil mahkemeye başvurma kararı alındığı ve iptal için muhalefet şerhi bulunmadığı belirtilmiştir. Yargıtay ayrıca temsil edilen oyların üçte ikisi ile sermayenin salt çoğunluğunu içeren TTK 621 nisabının sağlandığını vurgulayarak ret hükmünü onamıştır. Ortağın haklı nedenle gerçekten çıkarılması bu davada hükme bağlanmamıştır.

Kararın sonucuGenel kurul kararının yokluk, butlan veya iptal isteminin reddini koruyan BAM kararı oybirliğiyle onandı.

Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.