Aradığınız içtihada ulaşın
Mahkeme türünü seçin veya doğrudan konu ve karar numarasıyla arayın.
1.834 karar
Karar tarihine göre yeniden eskiyeYargıtay 15. Hukuk Dairesi
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2018/4953 E., 2018/4526 K.
- Esas
- 2018/4953 E.
- Karar
- 2018/4526 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekilince temyiz olunmuştur. Davacı vekili, müvekkilinin 1996 yılında burun estetiği yaptırmak için ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.’de çalışan diğer davalı...’a yaptırdığı muayene sonucunda müvekkilinin burnunun sağlık açısından bir risk oluşturmadan estetik ameliyat ile küçültülebileceğinin belirtildiğini ve ameliyata karar verildiğini, ameliyatın ... Hastanesi'nde yapıldığını, ilerleyen yıllarda müvekkilinin burnunun üst kısmında çıkıntılar ve çökmelerin meydana geldiğini ve şeklen bozularak kötü görüntüye büründüğünü, bu durumun düzeltilmesi için tekrar aynı davalı doktora muayene olduğunu ve yeni bir revizyon ameliyatı yapılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine davalı klinikte revizyon ameliyatı yapıldığını, bu ameliyattan sonuç alınmadığı gibi tam tersine deforme oluştuğunu, çökme oluşarak kötü bir görüntü meydana gelmesi üzerine bu kez 2008 yılında yeniden ameliyat olduğunu, bu kez kıkırdak alınarak ameliyatın yapıldığını, ancak sorunun giderilemediğini, müvekkilinin halen bozuk, yamuk ve şekilsiz olduğunu, yine ameliyat olması gerektiğinin söylenmesi üzerine, ...’ya döndüğünü ve aradan 1 yıl geçmesine rağmen hiçbir düzelme olmadığını, 2010 ve 2011 yıllarında yeniden ameliyat olduğunu, iyileşmek yanında burnunun sol tarafından hiç nefes alamadığını, bu durumu bildirdiğinde davalı doktor tarafından asabi cevaplar alındığını, kendisiyle ilgilenmediklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2015/39434 E., 2018/10756 K.
- Esas
- 2015/39434 E.
- Karar
- 2018/10756 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Dava, davalı ... hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. 386, 390. md.). Vekil, ... görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.(BK.390/11) vekil, özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir ... gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titizlik ve özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacının davalı hastanede anestezi uygulanarak ameliyat edildiği ve ameliyat sonrasında sol ayağında tahribat oluşarak aksamaya başladığı sabittir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Devamsızlıkta takvim ayı yerine ilk günden başlayan bir aylık dönem
- Esas
- 2015/23423 E.
- Karar
- 2018/20089 K.
Editoryal özet: İşveren 2013 yılı Ekim ve Kasım aylarındaki devamsızlıklar nedeniyle sözleşmeyi feshetmiş; mahkeme günlerin aynı takvim ayında olmadığını ve eski devamsızlıkların fesih süresinin geçtiğini kabul ederek kıdem ile ihbara hükmetmiştir. Yargıtay bir ayın takvim ayı olmadığını, 12 ve 23 Ekim ile 1 Kasım devamsızlıklarının aynı bir aylık dönemde olduğunu belirlemiştir. Mazeret de kanıtlanmadığından feshi haklı sayıp kabulü bozmuştur. Karar her devamsızlığı haklı fesih sebebi yapmaz; mazeret, tam işgünü ve süresinde fesih koşulları korunur. Geç kalınan saatler toplanarak tam gün eşiği oluşturulamaz.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi
Yönetim Planı Değişikliğinde Beşte Dört Çoğunluk ve İptal Süresinden Önce Hükümsüzlük Denetimi
- Esas
- 2018/5405 E.
- Karar
- 2018/7152 K.
Editoryal özet: Malik, blokların otopark ve diğer ortak yer kullanımını değiştiren yönetim planı kararlarını dava etmiştir. Mahkeme süre aşımından ret vermiştir. Yargıtay, öğrenme tarihini gösterdiği ileri sürülen noter ihtarının sonucunun beklenmediğini; ayrıca yönetim planının tüm maliklerin beşte dört oyuyla değiştirilmesi şartı ile mutlak butlan ihtimalinin incelenmediğini belirtmiştir. Bu değerlendirmeler yapılmadan süre aşımı kabul edilemeyeceğinden hüküm bozulmuştur. Karar değişikliğin kesin olarak batıl olduğuna hükmetmemiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Askerlik Nedeniyle Fesihte Sevkten İki Ay Sekiz Gün Önce Ayrılmanın Makul Bulunması
- Esas
- 2017/16386 E.
- Karar
- 2018/23401 K.
Editoryal özet: İşçi askerlik nedeniyle ayrıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı istemiş; mahkeme sevkten iki aydan fazla önce ayrılmayı makul saymayarak davayı reddetmiştir. Yargıtay, feshin gerçekten askerlik sebebine dayanması gerektiğini, arada başka işyerinde çalışmanın bu nedenselliği etkileyebileceğini açıklamıştır. Somut fesih tarihi 26.05.2015 ile sevk tarihi 03.08.2015 arasındaki iki ay sekiz gün makul bulunmuştur. İşçinin kıdem tazminatı talep hakkı bulunduğu kabul edilerek ret kararı bozulmuştur. Karar, her askerlik feshinde uygulanacak sabit bir azami ayrılma süresi koymamaktadır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/29192 E., 2018/10060 K.
- Esas
- 2016/29192 E.
- Karar
- 2018/10060 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Dava, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen doktor ve özel hastanenin sorumluluğuna ilişkin olup, bir davada dayanılan olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini arayıp bulmak hâkimin doğrudan görevidir. (1086 sayılı HUMK. 76.md., 6100 sayılı HMK. 33.md.) Davanın temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Dava, davalı hastane ve doktorların vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. (Dava tarihi olan 02.08.2012 tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı B.K. 386, 390. md.). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır ( B.K. 390/II ). Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur ( B.K. 321/1 md. ). O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları ( hafif de olsa ) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktorlar, hastalarının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken, bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/28494 E., 2018/9451 K.
- Esas
- 2016/28494 E.
- Karar
- 2018/9451 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Dava, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. 386, 390. md.). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.(BK.390/11) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) o nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacılardan...ın davalı hastanede doğduğu ve doğuma kadar geçen sürede davalı hastanede ve davalı doktor tarafından muayene ve takip edildiği sabittir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/28450 E., 2018/9152 K.
- Esas
- 2016/28450 E.
- Karar
- 2018/9152 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Dava, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK. 502, 506. md.). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (TBK.400) O nedenle doktorun, meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı, onu gereksiz risk altına sokmamalı, en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte müvekkil de, mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, tedavinin tüm aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Gerekli özeni göstermeyen bir vekil, TBK. 510.md uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacılardan ...'un davalı hastanede doğduğu, hamileliğin takibinin davalı hastanede yapıldığı sabittir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12570 E., 2018/6010 K.
- Esas
- 2016/12570 E.
- Karar
- 2018/6010 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında 20/03/2008 tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiğini, davalının 24/11/2011 tarihli mail ve 24/12/2011 tarihli noter tasdikli ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, davalının feshinin haksız olduğunu, davacının haksız fesih nedeni ile poliçe komisyon ve müşteri portföy kazancından mahrum kaldığını ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL maddi tazminatın 24/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini, davacının acenteliğinin iptali ile iş yapamaz duruma gelmesi, ticari itibarının zedenlenmesi nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini, ödenmeyen kampanya komisyonlarından 10.000,00 TL'nin komisyon ödemelerinin yapılması gereken tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının sözleşmede belirtilen şartlara ve talimatlara uymadığını, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının son iki yıldır kendisine verilen hedefleri gerçekleştiremediğini, bu nedenle de müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, haklı fesih nedeniyle de davacının portföy tazminatı ve komisyon taleplerinin dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2018/3943 E., 2018/8601 K.
- Esas
- 2018/3943 E.
- Karar
- 2018/8601 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili; müvekkili şirkete ait... plakalı ... model çekicinin 286240114 nolu poliçe ile davalı şirkete kasko sigortalı olduğunu, söz konusu aracın 14/03/2015 tarihinde çekmekte olduğu dorsenin damper kaldırma liftinin kopması ile oluşan kaza sonucu hasar gördüğünü, hasar nedeniyle davalı şirkete başvurulmasına karşın hasarın kasko teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddedildiğini, ancak hasarın kasko poliçesi kapsamında kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL zararın hasar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 05.12.2016 tarihinde talebini 82.011,83 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/11586 E., 2018/8174 K.
- Esas
- 2016/11586 E.
- Karar
- 2018/8174 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: davacı vekili mesafeli sözleşme kapsamında 7 günlük süre içerisinde sözleşmeden cayma hakkının kullanıldığı iddiasının haklılığını kanıtlar nitelikte davalının aksi yöndeki iddiasını kanıtlar nitelikte kesin ve inandırıcı delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava dosyasının incelemesinde; davalının cevap dilekçesi vermediği, davalı vekilinin 03.06.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında “davacı ile davalı arasında mesafeli sözleşme düzenlenmemiştir, ayrıca geri iade sözleşmesi de dava konusu edilen malda ayıp bulunmamaktadır, davacı tarafından davalıya teslim yapılmamıştır ancak dava konusu edilen mal davalının işyerinin kapısının önüne bırakılmıştır, davalı da malı alıp deposuna koymuştur, davalı malı davacıya teslime hazırdır, dava konusu ürün için davacı davalıya 7.887,12 TL ödemede bulunmuştur, ancak bu para davacıya iade edilmemiştir, çünkü malda ayıp yoktur” şeklinde beyanda bulunduğu, yine 5. celse 26.05.2015 tarihli duruşmada davalı asilin “Davacı şirketimi telefonla arayarak kauçuk hız kesici ve başlık siparişi verdi, ürün ertesi gün davacıya teslim edildi ve ürün bedeli tahsil edildi, ancak yaklaşık on gün sonra davacı ürünü kapı önüne bırakıp gitmiştir, bana iade fatura düzenlenmedi, üründe ayıp olmadığı için ben ürün bedelini davacıya iade etmedim. Ürün depomda bulunuyor” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla davalı ya da davalı vekilinin cayma hakkının süresinde yapılmadığına yönelik açık itirazının olmadığı görülmüştür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Hava kargosunun yanlış kişiye tesliminde gerçek zarar ile sorumluluk sınırının karşılaştırılması
- Esas
- 2016/13994 E.
- Karar
- 2018/5222 K.
Editoryal özet: Gönderici yabancı ülkedeki alıcıya ulaştırılması gereken kamera lensinin başka kişiye teslim edildiğini belirterek ürün ve taşıma bedelini istemiştir. Tüketici mahkemesi ayıplı hizmet gerekçesiyle tam zarara hükmetmiştir. Yargıtay olayın uluslararası hava taşıması olduğunu belirterek gerçek zarar ile uygulanabilir konvansiyonun sorumluluk sınırının karşılaştırılmasını istemiş ve kararı bozmuştur. Tazminat üst sınırdan azsa gerçek zarar, fazla ise uygulanabilir sınır esas alınmalıdır. Karar yurt içi kargoya veya yolcu bagajına otomatik taşınamaz; değer bildirimi, taşıma türü ve sınırlamayı kaldırabilecek olgular somut dosyada ayrıca araştırılmalıdır.
Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.
