HUKUKİ ARAŞTIRMA

İçtihat Arşivi

Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, bölge adliye ve bölge idare mahkemesi kararlarını tek arşivde araştırın. Konuya veya karar numarasına göre daraltın, resmî tam metni inceleyin.

4.000 karar5 mahkeme türü28 hukuk alanıHukuk makaleleri →

1.834 karar

Karar tarihine göre yeniden eskiye
Miras Hukuku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

Tarımsal mirasta ölüm tarihi ve ehil mirasçı düzenlemesinin geçiş hükmü

Esas
2017/1289 E.
Karar
2021/226 K.

Editoryal özet: Mirasçı, geçimini terekeye ait tarım arazilerinden sağladığını ileri sürerek ehil mirasçı sayılmasını ve arazilerin tarımsal gelir değeriyle kendisine devrini istemiştir. Mahkeme talebi kabul etmiştir. Daire, 5403 sayılı Kanun’un mirasçılar arasındaki devir seçeneklerini ve ehil mirasçı önceliğini açıklamış, ancak somut olayın geçiş hükmü kapsamında olduğunu belirlemiştir. Mirasbırakanın yeni düzenlemelerin yürürlüğünden önce öldüğü ve paylaşımın tamamlanmadığı durumda eski hükümlerin uygulanması gerektiğinden yeni m. 8/C’ye dayanan kabul kararı bozulmuştur. Karar hangi mirasçının tarımsal faaliyet bakımından daha ehil olduğunu esastan seçmez; öncelikle ölüm tarihi ve yürürlük rejiminin belirlenmesini gerektirir.

Kararın sonucuYeni ehil mirasçı düzenlemesi somut ölüme uygulanamayacağı için bozma
Miras Hukuku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

En yakın mirasçıların tamamının reddinde resen iflas tasfiyesi

Esas
2017/155 E.
Karar
2020/8490 K.

Editoryal özet: Alacaklı, borçlunun en yakın yasal mirasçılarının tamamının mirası reddettiğini belirterek terekenin tasfiyesini istemiştir. Mahkeme alacaklının duruşmaya gelmemesi üzerine davayı açılmamış saymıştır. Daire, bu başvurunun bağımsız dava değil reddi tespit eden sulh mahkemesini resen harekete geçiren istem olduğunu açıklamıştır. Dosyanın mirasın reddi dosyasına gönderilmesi ve tasfiyenin o dosyada yürütülmesi gerektiğinden hüküm bozulmuştur. Karar TMK m. 612 uyarınca iflas hükümlerine göre tasfiye ile m. 632-635 resmi tasfiyesini açıkça ayırır. Bütün resmi tasfiyelerin aynı usule tabi olduğu sonucu çıkarılamaz.

Kararın sonucuDavanın açılmamış sayılması kararının bozulması
Yargılama ve Usul Hukuku

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Tavzih Yoluyla Hükümdeki Hak ve Borçların Değiştirilememesi

Esas
2020/10951 E.
Karar
2020/7683 K.

Editoryal özet: Tazminat davasında verilen kabul hükmü kesinleştikten sonra davalı tavzih istemiştir. Mahkeme istemi reddetmiş ve ek karar temyiz edilmiştir. Yargıtay, HMK 305 uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağını, genişletilemeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini vurgulayarak ek kararı onamıştır. Yayımlanan metin, tavzihi gerektirdiği ileri sürülen somut belirsizliğin ayrıntılarını içermemektedir. Karar, tavzihle hükmün esasının değiştirilememesi sınırını ortaya koyar.

Kararın sonucuTavzih talebinin reddine ilişkin ek karar, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oybirliğiyle onandı.
Tüketici Hukuku

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Özel Okuldan Başka Okula Nakilde Kullanılmayan Dönem Ücretinin İadesi

Esas
2020/4161 E.
Karar
2020/7053 K.

Editoryal özet: Veli, eğitim yılı sırasında başka liseye nakledilen çocuğu için peşin ödediği ücretten kullanılan dönem çıkarılarak kalan tutarın iadesini istemiştir. Mahkeme memnuniyetsizliğin ispatlanmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, sözleşme tarihinde yürürlükteki Yönetmelik 56 uyarınca başka okula naklin ayrı bir iade nedeni olduğunu belirtmiştir. Nakil olgusu ve kalan dönem ücreti gerektiğinde bilirkişiyle değerlendirilmeden ret verilmesi bozulmuştur. Karar güncel her kayıt iptalinde koşulsuz tam iade öngörmez; olayın eski düzenleme ve nakil koşuluyla sınırlıdır.

Kararın sonucuNakil nedeninin ilgili düzenlemeye göre değerlendirilmemesi nedeniyle ret hükmü davacı yararına oybirliğiyle bozuldu.
Miras Hukuku

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

Miras Ortaklığı Temsilcisi ile Yönetim Kayyımının Ayrılması

Esas
2016/18634 E.
Karar
2020/7652 K.

Editoryal özet: Mirasçılar, miras kalan restoranın marka ve işletme değerini korumak üzere miras ortaklığına temsilci atanmasını istemiştir. Mahkeme işletmenin muhasebecisini yönetim kayyımı olarak görevlendirmiştir. Yargıtay, paylaşmaya kadar birlikte hareket edemeyen mirasçılar için TMK 640 temsilciliğini, yönetimsiz malvarlığına ilişkin TMK 427 kayyımlığından ayırmıştır. Somut talep temsilci atanmasına ilişkin olduğu halde kayyım koşulları bulunmadan ve talep de bu yönde değilken yönetim kayyımı atanması uygun görülmemiştir. Hüküm bozulmuş, istemin doğru hukuki rejime göre yeniden incelenmesi istenmiştir. Kimin temsilci seçileceği veya bütün olağanüstü yönetim işlemleri kesin olarak belirlenmemiştir.

Kararın sonucuTemsilci talebi yerine koşulları bulunmadan yönetim kayyımı atanması nedeniyle hüküm oybirliğiyle bozuldu.
Hukuk Kararları

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2019/355 E., 2020/6270 K.

Esas
2019/355 E.
Karar
2020/6270 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Davacı vekili, davalının kasko teminatı altında bulunan otomobilin 16.08.2011 tarihinde kazaya karışarak ağır hasar gördüğünü, sigorta eksperi tarafından hasar tutarının KDV dahil 18.783,24 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak hasar tutarının sigorta şirketi tarafından ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, otomobilin hasar tutarı karşılığı 18.783,24 TL tazminatın kaza tarihi 16/08/2011 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Yapılan yargılama sonucunda yerel mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair karar, taraf vekillerinin temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 26.06.208 tarih ve 2017/3605 E., 2018/6377 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve toplanan delillere göre davanın kabulü ile 18.783,24 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 01.09.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2/2. maddesi uyarunca işleyecek değişen oranlı ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece, uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin inceleme yapılmasının mümkün olmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 962,27 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Hukuk Kararları

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2020/1118 E., 2020/6085 K.

Esas
2020/1118 E.
Karar
2020/6085 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; müvekkiline ait ... plakalı davalı ...Ş. tarafından Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile güvence altına alınan aracın 19/07/2014 tarihinde çalındığını, yapılan sigorta poliçesinin hırsızlık dahil birçok rizikoyu güvence altına aldığını, müvekkilinin davaya konu aracın çalındığı aynı gün kolluk kuvvetlerine haber verdiğini, davalıya aracın çalındığına ilişkin ihbarda bulunulduğunu ancak müvekkilinin zararının karşılanmadığını, bunun üzerine davalı ... şirketine ihtarname gönderildiğini ancak ödeme yapılmayacağının beyan edildiğini belirterek belirsiz olan alacak davasının kabulü ile şimdilik 10.000,00 TL'nin rizikonun gerçekleşme tarihi olan 19/07/2014 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

İşten ayrıldıktan sonra yapılan evliliğin kıdem tazminatına etkisi

Esas
2017/16992 E.
Karar
2020/10774 K.

Editoryal özet: İşçi kıdem ve diğer alacaklarını istemiş; işveren istifa belgesi sunmuştur. İşçi sonradan ayrılışın evlilik nedeniyle olduğunu açıklamışsa da fesih 2011, resmi evlilik 2012 tarihindedir. Yargıtay evlilik nedeniyle kıdemli fesih hakkının resmi evlilikle doğup onu izleyen bir yıl içinde kullanılabileceğini belirterek kıdem kabulünü bozmuştur. İbranamedeki ödeme ifadesi veya işveren savunmasındaki çelişki, ileri sürülmeyen başka fesih sebebinin kabulüne yetmemiştir. Karar evlilikten önce işten ayrılmayı daha sonraki nikahla haklı hale getirmez; diğer işçilik alacakları ve işçinin irade bozukluğu iddiaları kendi koşullarına tabidir.

Kararın sonucuEvlilik nedeniyle kıdem koşulları oluşmadığından kabul hükmünün oybirliğiyle bozulması
Gayrimenkul ve Tapu Hukuku

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi

Ehliyetsizlik iddiasında temlik tarihine yönelik ATK incelemesi yapılmadan ret verilememesi

Esas
2019/897 E.
Karar
2020/4131 K.

Editoryal özet: Mirasçılar bakım sözleşmesi ve bağışla yapılan devirlere karşı ehliyetsizlik ile muris muvazaasına dayanmıştır. Önceki bozma işlem tarihlerindeki ehliyetin sağlık kayıtlarıyla ATK’dan araştırılmasını istemiştir. Mahkeme bozmaya uyduğu halde bu raporu almadan davayı reddetmiştir. Daire tedavi evraklarının ilgili kurumlardan toplanıp bütün dosyanın ATK’ya gönderilmesini; ancak ehliyet kabul edilirse muvazaa iddiasına geçilmesini gerektirmiştir. Ret yeniden bozulmuştur. Karar murisin kesin ehliyetsizliğini veya muvazaayı kabul etmez; kamu düzenine ilişkin ehliyet sorununun önce ve işlem tarihine özgü incelenmesini zorunlu kılar.

Kararın sonucuBozma gerekleri ve işlem tarihi ehliyet raporu tamamlanmadan verilen ret hükmünün oybirliğiyle bozulması
Hukuk Kararları

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2876 E., 2020/3326 K.

Esas
2019/2876 E.
Karar
2020/3326 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Davacı vekili, müvekkilinin 14.10.2010-28.02.2014 tarihleri arasında davalı şirketin acentesi olduğunu, acentelik süresi içerisinde davalının bazı poliçelerde hak kazandıkları komisyon oranları üzerinde haksız olarak indirim yaptıklarını, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, müvekkilinin müşteri portföyünün fesihten sonra yenilenen kısmı için portföy tazminatını hakettiğini, aralarında mutabakata vardıkları 1.437.- TL’yi de dava yoluyla istediklerini ileri sürerek 15.000.- TL komisyon alacağı, 3.000.- TL portföy tazminatı ve 1.437.- TL cari hesap alacağının fesih tarihi itibariyle avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 15.02.2017 tarihli dilekçesiyle komisyon alacağını 12.224,34 TL, portföy tazminatı talebini 57.266,00 TL olarak belirlemiştir. Davalı vekili, sözleşme uyarınca komisyon oranlarında değişiklik yapabileceklerini, feshin haklı nedene dayandığını, portföy tazminatı için öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğunu, 1.437.- TL için aralarında bir mutabakat bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
İcra ve İflas Hukuku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Hacizli mallarda ticari işletme rehni iddiasının istihkak davası sayılması

Esas
2017/735 E.
Karar
2020/445 K.

Editoryal özet: Üçüncü kişi, haczedilip satışa çıkarılan makine ve mallar üzerinde 2012 tarihli ticari işletme rehni bulunduğunu belirterek icra müdürünün kendisini rüçhanlı alacaklı kabul etmesini istemiştir. Talebin reddinden sonra şikayet başlığıyla mahkemeye başvurmuştur. HGK, yalnız icra işlemlerinin yapılmasını değil rehin hakkının tanınmasını isteyen bu başvurunun istihkak davası olduğunu kabul etmiştir. Hakim nitelendirmeyi kendisi yapmalı, uygun harç ve taraf teşkiliyle esası incelemelidir. Direnme bozulmuştur. Karar rehnin varlığını veya mahcuzların tümünün kapsamda olduğunu kesinleştirmez; güncel 6750 sayılı Kanun derece düzenini de uygulamaz.

Kararın sonucuİstihkak davası olarak inceleme yapılması için direnme kararının bozulması
Hukuk Kararları

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2017/8581 E., 2020/4368 K.

Esas
2017/8581 E.
Karar
2020/4368 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Dava, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. 386, 390. md.). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.(BK.390/11) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) o nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacılar gebeliğin takibi sırasında doktorun görevini gereği gibi yapmadığını, çocuktaki anormalliklerin gebelik takibinde anlaşılabilecek hususlar olduğunu iddia etmişlerdir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.

Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.