HUKUKİ ARAŞTIRMA

İçtihat Arşivi

Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, bölge adliye ve bölge idare mahkemesi kararlarını tek arşivde araştırın. Konuya veya karar numarasına göre daraltın, resmî tam metni inceleyin.

4.000 karar5 mahkeme türü28 hukuk alanıHukuk makaleleri →

1.834 karar

Karar tarihine göre yeniden eskiye
Sağlık Hukuku ve Tıbbi Sorumluluk

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Önceden Mevcut Böbrek Hastalığında Bildirim Eksikliği ile Zarar Arasındaki İlliyetin İncelenmesi

Esas
2020/6585 E.
Karar
2021/8637 K.

Editoryal özet: Burun ameliyatı öncesindeki yüksek böbrek değerleri hastaya bildirilmemiş ve nefroloji görüşü alınmamıştır. Yıllar sonra ağır böbrek hastalığı ortaya çıkınca tazminat istenmiştir. Uzman raporları, ameliyat öncesinde hastalığın ileri evrede olduğunu ve işlem ile sonraki ilerleme arasında bağ kurulamayacağını belirtmiştir. Mahkeme maddi istemi reddetmiş, bildirim eksikliği için manevi tazminat vermiştir. Daire, aynı somut zararla eylem arasında illiyet kurulamadığı gerekçesiyle manevi kabulü de bozmuştur. Karar, her aydınlatma eksikliğinde manevi tazminatın imkânsız olduğu genel kuralı şeklinde sunulmamıştır.

Kararın sonucuMaddi ret korunmuş; illiyet kurulamayan somut hastalık zararı için manevi tazminat verilmesi davalılar lehine bozulmuştur.
Hukuk Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/1540 E., 2021/878 K.

Esas
2017/1540 E.
Karar
2021/878 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Davacı vekili; müvekkilinin konut ihtiyacı için satın aldığı taşınmazda davalının eski malikin kiracısı olarak oturduğunu, önceki malikle yapılan kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin noter aracılığı ile gönderilen ihtarname ile davalıya bildirildiğini ancak davalının kiralananı boşaltmadığını ileri sürerek kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevabı: 5. Davalı vekili; yurt dışında yaşayan davacının Türkiye’ye kesin dönüş yapacağı iddiasının gerçek dışı ve farazi olduğunu, geçici bir ihtiyacın tahliye nedeni yapılamayacağını, davanın hukukî bir dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.05.2013 tarihli ve 2012/1125 E., 2013/321 K. sayılı kararı ile; davacının Türkiye’ye kesin dönüş yapacağı iddiasını pasaport işlemleri itibariyle kanıtlayamadığı, davalı tarafla yaptığı görüşmeye göre evi yatırım maksatlı aldığını beyan ettiği, hukukta yeri olmasa da bu aşamada dava konusu edilen eve davacının değil davalının ihtiyacının daha fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Yerel Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 25.09.2013 tarihli ve 2013/11643 E., 2013/13045 K. sayılı kararı ile; “…Davacı vekili, ihtiyaçlı davacının yurtdışında yaşadığını ve yurda kesin dönüş yapacağını belirterek bu davayı açmıştır.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Hukuk Kararları

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5119 E., 2021/5304 K.

Esas
2019/5119 E.
Karar
2021/5304 K.

Resmî metinden: davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Ticaret ve Şirketler Hukuku

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Denkleştirmede Bir Yıllık Süre ve Başka Şirketten Alımın İlişkiyi Sürdürmemesi

Esas
2020/4812 E.
Karar
2021/4970 K.

Editoryal özet: Satıcı, marka için müşteri çevresi oluşturduğunu ve hedeflerin değiştirilmesiyle zarara uğradığını ileri sürmüştür. İstinaf mahkemesi önceki doğrudan ticari ilişkinin sona erdiğini, sonradan farklı tüzel kişiden yapılan alımların aynı ilişkiyi sürdürmediğini ve bir yıllık istem süresinin geçtiğini kabul etmiştir. Ortak adres ve yetkililerin aynı olmasını şirketleri özdeş saymaya yeterli görmemiştir. Yeni döneme ilişkin yetkili satıcı belgesinin yetkili temsilci imzası taşımaması da değerlendirilmiştir. Manevi zarar koşulları da oluşmadığından ret sonucu Yargıtayca onanmıştır.

Kararın sonucuDenkleştirme ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin istinaf kararının onanması.
Hukuk Kararları

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 669. maddesi uyarınca mirasta denkleştirme istemine ilişkindir.

Esas
2019/3104 E.
Karar
2021/3838 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 669. maddesi uyarınca mirasta denkleştirme istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkilleri ve davalıların ortak murisi ...’un 28.12.2005 tarihinde öldüğünü, murisin 1974 yılında iki kardeşi ile birlikte sahibi olduğu ... ... ve Kardeşleri isimli şirketteki kardeşlerinin hisselerini oğulları davalı ... ve ... adına satın almak suretiyle, onları adı geçen şirkete ortak ettiğini ve şirketin adını ... ... ve Oğulları olarak değiştirdiğini, şirketin türünün ise 1994 yılında ticaret mahkemesi kararıyla .... San A.Ş. olarak değiştiğini, murisin bu şirketteki bir kısım hissesini çocukları davalılar ..., ... ... ve ...’a devrettiğini, murisin çocukları davalılar ..., ..., ... ... ve ... ile birlikte 1992 yılında .... A.Ş. isimli şirketi kurduğunu, murisin ölümünden önce .... San. A.Ş.’nin bu şirkette %50 oranında pay sahibi olduğunu ve murisin bir kısım hissesini davalılar ... ..., ... ve ...’a devrettiğini, bunların yanı sıra murisin davalılar lehine pek çok taşınır ve taşınmazda karşılıksız kazandırmada bulunduğunu, ... A.Ş. ve .... Taah. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin kurulması sırasında davalılara kuruluş sermayesi verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere muris tarafından davalı mirasçılar lehine, miras paylarına mahsuben yapılan sağlararası kazandırmaların iade tarihindeki değerlerinin tespiti ile bu değerler üzerinden paylaştırmaya esas olmak üzere terekeye iadesine, tenkis haklarının saklı kalmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Hukuk Kararları

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2020/5201 E., 2021/5565 K.

Esas
2020/5201 E.
Karar
2021/5565 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun

Resmî metinden: Dava, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen doktor ve özel hastanenin sorumluluğuna ilişkin olup, bir davada dayanılan olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini arayıp bulmak hâkimin doğrudan görevidir. (1086 sayılı HUMK. 76.md., 6100 sayılı HMK. 33.md.) Dava, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. (BK 386-390) (TBK 502.506) Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md) (TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, (BK. 394/1) (TBK 510) uyarınca vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.

Tam metne erişimTam metindeki hüküm bölümünü inceleyin.
Kira ve Kat Mülkiyeti Hukuku

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Gerçek kişi malikin kurduğu şirketin ihtiyacına dayanarak kişisel ihtiyaç tahliyesi isteyememesi

Esas
2021/2159 E.
Karar
2021/4476 K.

Editoryal özet: Yeni malik kendi metal işleme işyerini açmak için ihtiyaç tahliyesi istemiş; önceki bozma işyerinin uygunluğu ve mesleki belgelerin araştırılmasını istemiştir. Bozma sonrası davacının şirket kurup işi bu şirket üzerinden yapmak istediği anlaşılmıştır. 3. Hukuk Dairesi TBK 350 de sayılan ihtiyaç kişileriyle ayrı şirket tüzel kişiliğini ayırarak gerçek kişinin şirket ihtiyacı için tahliye isteyemeyeceğini belirtmiş ve kabulü bozmuştur. Tek ortak veya temsilci olma şirketi kişiyle aynılaştırmamıştır. Bu sonuç kiraya veren şirketin kendi işletme ihtiyacıyla açtığı farklı dava için otomatik ret değildir; davacı ve ihtiyaç sahibinin sıfatı önemlidir.

Kararın sonucuŞirket ihtiyacı ile gerçek kişi malikin kişisel ihtiyacı ayrılmadan verilen tahliye kabulünün davalı yararına oybirliğiyle bozulması
İcra ve İflas Hukuku

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Yetki itirazında gerçekten yetkili icra dairesinin açık gösterilmesi zorunluluğu

Esas
2020/3885 E.
Karar
2021/3314 K.

Editoryal özet: Yanlış akaryakıt nedeniyle zarar gören araç sahibi iki şirkete karşı takip yapmış; mahkeme icra dairelerinin yetkisizliğinden itirazın iptali taleplerini reddetmiştir. Daire ilk borçlunun yalnız borçlunun yerleşim yerini söylemesinin yetkili daireyi göstermediğini kabul etmiştir. Diğer borçlu Üsküdar adresine rağmen İstanbul merkez dairelerini işaret etmiş; gerçekten yetkili yer İstanbul Anadolu olduğundan bu itiraz da geçersiz bulunmuştur. Her iki dava esastan incelenmek üzere bozulmuştur. Alacaklının seçtiği yerin maddi yetkisinden önce itirazın açıklığı ve doğru yer göstermesi denetlenmelidir.

Kararın sonucuHer iki usulsüz yetki itirazı nedeniyle ret kararlarının oybirliğiyle bozulması
Sigorta ve Tazminat Hukuku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Talep Esaslı Mesleki Sorumluluk Sigortasında Bilinen Olay ve Sözleşme Öncesi Talep

Esas
2017/412 E.
Karar
2021/296 K.

Editoryal özet: Mali müşavir, hatalı SGK bildirgeleri nedeniyle müşterisine tahakkuk eden ceza için mesleki sorumluluk sigortacısından ödeme istemiştir. Poliçe talep esaslı olup önceki beş yıldaki bilinmeyen olayları belirli şartlarla kapsamaktadır. Hukuk Genel Kurulu, olay, zarar ve talep esaslarını ayrı açıklamış; somut olayda müşavirin hata ve zarardan poliçeden önce haberdar olduğunu, müşterinin bildiriminde sözlü tazminat talebinin de bulunduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle riziko sözleşmeden önce gerçekleşmiş ve sigortalı tarafından bilinmiştir. Mülga TTK 1279 uyarınca sözleşmenin hükümsüzlüğü gerekçesiyle ret hükmü değişik gerekçeyle onanmıştır.

Kararın sonucuDavacının temyiz itirazları reddedilerek ret hükmü, sözleşmenin bilinen gerçekleşmiş riziko nedeniyle hükümsüz olması yönündeki değişik gerekçeyle oybirliğiyle onandı.
Ticaret ve Şirketler Hukuku

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Süresinde sona eren distribütörlükte sonraki mutabakat ve ibra ile portföy süresi nedeniyle taleplerin reddi

Esas
2020/2621 E.
Karar
2021/2021 K.

Editoryal özet: Bir yıllık distribütörlük yenilenmeyince bayi stok, yatırım, fesih zararı ve portföy bedeli istemiştir. Taraflar sonrasında geniş kapsamlı mutabakat ve ibra imzalamıştır. Alt dereceler sürenin sonunda sona ermeyi haksız erken fesih saymamış; ibra kapsamını ve portföy isteminin süresinde olmamasını esas alarak reddetmiştir. 11. Hukuk Dairesi sonucu onamıştır. İlişki sona ermeden denkleştirmeden vazgeçmeyle sonradan yapılan ibra aynı değildir. Her yenilenmeme veya her ibra otomatik ret doğurmaz; somut metin, zamanlama ve talep süresi belirleyicidir. Kararda tam dava tarihi verilmediğinden yeni bağımsız süre hesabı kurulmamıştır.

Kararın sonucuDistribütörlük tazminat ve portföy taleplerinin reddinin oybirliğiyle onanması
Sağlık Hukuku ve Tıbbi Sorumluluk

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi

Estetik ameliyatta teknik uygunluk raporuyla yetinilmeden sonuç ve komplikasyon yönetiminin araştırılması

Esas
2020/1854 E.
Karar
2021/619 K.

Editoryal özet: Yüz germe ve çene altı yağ alma ameliyatı sonrası hasta hissizlik, batma ve işitme kaybı nedeniyle tazminat istemiştir. ATK uygulamayı tıp kurallarına uygun bulmuş, mahkeme davayı reddetmiştir. Daire somut estetik sonuç taahhüdünü eser sözleşmesi kapsamında değerlendirerek yalnız tekniğin uygunluğunun yeterli olmadığını belirtmiştir. İstenen sonucun sağlanması, komplikasyon bulunup bulunmadığı, aydınlatma ve komplikasyon yönetimi üç estetik cerrahi uzmanından oluşan kurulca incelenmelidir. Ret eksik incelemeden bozulmuş; hekim ve hastanenin sorumluluğu ile zarar miktarı kesinleştirilmemiştir.

Kararın sonucuEksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu nedeniyle ret hükmünün oybirliğiyle bozulması
Aile ve Boşanma Hukuku

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Rızasız Aile Konutu İpoteğinde Bankanın Cebri İhaleyle Kendi Adına Edinimi

Esas
2018/511 E.
Karar
2021/69 K.

Editoryal özet: Eşinin açık rızası olmadan aile konutunu ipotek eden malik hakkında banka takip yapmış ve konutu kendi alacağına mahsuben ihalede edinmiştir. Özel Daire cebri ihalenin geçerliliğini esas alarak tapu iptali kabulünü bozmuştur. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu ise ipoteğin bizzat tarafı bankanın geçersiz işlemden doğan kendi ediniminde TMK 1023 korumasından yararlanamayacağını kabul etmiştir. İhalenin feshi isteminin reddi de bu sonucu değiştirmemiş, konutun malik eşe geri tescilini kabul eden direnme kararı onanmıştır. Bağımsız ve iyiniyetli üçüncü kişinin ihalede edinimi bu olayın konusu değildir.

Kararın sonucuBanka temyizi reddedilerek, rızasız ipoteğin tarafı bankanın kendi alacağına mahsuben edindiği konutun tapusunun iptali ve malik eş adına tesciline ilişkin direnme kararı oyçokluğuyla onandı.

Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.