Aradığınız içtihada ulaşın
Mahkeme türünü seçin veya doğrudan konu ve karar numarasıyla arayın.
1.834 karar
Karar tarihine göre yeniden eskiyeYargıtay 5. Ceza Dairesi
Suç: Zimmet
- Esas
- 2022/2572 E.
- Karar
- 2024/12407 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil şikayetçi tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 253/1. maddesinin (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. ve 326/son maddeleri uyarınca esası incelenmeyen hükmün BOZULMASINA 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi
Suçlar: Hakaret, kasten yaralama, tehdit
- Esas
- 2022/517 E.
- Karar
- 2024/18059 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; sanığın suçu işlemediğine, haksız tahrik indirimi ve meşru müdafaa hükümleri uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, tanık olarak dinlenen S.S ve O.G.'nin hakarete ilişkin beyanlarının bulunmaması ve 27.12.2017 tarihli olay tutanağının hakarete ilişkin söz içermemesi karşısında, soruşturma aşamasında anlatımları saptanan tanıklar A.Ö. ve E.Y. dinlenilmeden, 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b maddesi uyarınca mahkumiyet hükmüne yeterli delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi
Suçlar: Hakaret, tehdit
- Esas
- 2022/4544 E.
- Karar
- 2024/17940 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: sanığın atılı suçları işlemediğine, telefon görüşme kaydının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, şüpheden sanığın yararlandırılarak hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yöneliktir. III. GEREKÇE Hakaret Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dava dosyası içeriğine göre, atılı hakaret suçunun sanık tarafından işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanığın bu suçtan cezalandırılması yönündeki Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiş, telefon görüşmesinin kayda alındığının katılan tarafından sanığa bildirilmiş olmasına karşın sanığın iddianameye konu edilen sözlerle atılı suçu işlemiş olması nedeniyle görüşme kaydı yoluyla elde edilen kayıtların hukuka uygun delil niteliğinde olması, aynı konuda Alanya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/121 E., sayılı dosyasında, davanın reddine karar verildiğinin anlaşılması karşısında temyiz istemine itibar edilmemiştir. Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmış, Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi
Suçlar: Hakaret, tehdit
- Esas
- 2024/9444 E.
- Karar
- 2024/17899 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanığın yargılama konusu eylemleri için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-son ve 125/1. maddeleri uyarınca belirlenecek cezalarının türü ve üst hadlerine göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı öngörüldüğü anlaşılmış, 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımını son kesen işlem olan, bozma öncesi mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu 14.01.2016 tarihine göre, bozma sonrası verilen karar tarihinden önce 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. Açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1-1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2024 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi
Suçlar: Hakaret, tehdit, kasten yaralama
- Esas
- 2022/4677 E.
- Karar
- 2024/17956 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanığın hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi, atılı suçları işlemediğine, tanıkların doğruyu söylemediğine, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna yöneliktir. III. GEREKÇE Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, alınan beyanlara, incelenen dava dosyası içeriğine göre, atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanığın bu suçlardan cezalandırılması yönündeki Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiş, temyiz istemine itibar edilmemiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi
Suçlar: Hırsızlık, tehdit
- Esas
- 2023/19167 E.
- Karar
- 2024/21502 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 09.12.2022 tarihli ve 2022/72 Esas, 2022/403 Karar sayılı ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 296/2. madddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen; İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi
Suçlar: Rüşvet, tehdit
- Esas
- 2022/213 E.
- Karar
- 2024/12405 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: sanık hakkında tehdit suçundan verilen beraat hükmüne karşı katılan vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 279/1-b maddesi uyarınca verilen istinaf başvurusunun reddine dair karar, katılan vekilince temyiz edilmiş ise de aynı Kanun’un 279/1-son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tâbi olup temyizi mümkün bulunmadığından bu yönden dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir. İlk Derece Mahkemesince rüşvet suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1)Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli ve 2018/342 Esas, 2020/46 sayılı Kararı ile sanığın rüşvet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2)Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.09.2020 tarihli ve 2020/770 Esas, 2020/775 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi, eksik inceleme neticesinde verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi
Suçlar: Tehdit, hakaret
- Esas
- 2024/6960 E.
- Karar
- 2024/17928 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Anayasa'nın 40/2., 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 232/6 ve 34/2., 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddeleri gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, başka suçtan ceza infaz kurumunda hükümlü olan sanığın yüzünde verilen kararda, temyiz süresinin, kararın “tefhiminden” itibaren başlayacağının belirtilmesi yerine, “tefhim ve tebliğden" şeklinde ibarelere yer verilmesi suretiyle yanılgı oluşturulduğu, kararın tebliğinin de yapılmadığının anlaşılması karşısında, öğrenme üzerine 04.08.2020 tarihinde gerçekleştirilen temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanığın yargılama konusu eylemleri için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-son, 125/1. maddeleri uyarınca belirlenecek cezalarının türü ve üst hadlerine göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı öngörüldüğü anlaşılmış, uzlaştırma işlemlerinin usulünce yapılmadığı da göz önüne alındığında, iddiaya konu suçların işlendiği 25.09.2012 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Kuruma yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
- Esas
- 2024/8815 E.
- Karar
- 2024/13933 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili, hukuki niteliği itibarıyla eda davası değil, tespit davası olarak açtıkları ve bu hususun bilhassa gözetilmesini istedikleri mevcut davada, 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi uyarınca Kurum tarafından iadesi gerekli olan prim miktarına işletilmesi gereken faiz tutarının ödenmesine ilişkin Kuruma yaptıkları ve davalı Kurumca herhangi bir cevap verilmeyen taleplerinin hukuka uygun olduğunun tespitini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili; davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "davanın kabulüne" dair karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Kuruma yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Genel dava şartlarının yanında tespit davasının dinlenebilmesi için tespit davasının konusunun yalnızca bir hukuki ilişki olması ve davacının bu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hususunun hemen tespitinde de hukuki bir yararının bulunması gerekmektedir. Kural olarak davacı tarafından tespiti istenen hukuki ilişkinin hali hazırda mevcut olmasının gerektiği tespit davasında, bir hukuki ilişkinin mevcut olması tek başına anılan davayı açmaya yetki vermeyeceğinden, açılan her dava için dava şartı olan hukuki yararın mevcudiyeti bilhassa önem arz eder.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Kuruma yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
- Esas
- 2024/10574 E.
- Karar
- 2024/13940 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili, hukuki niteliği itibarıyla eda davası değil, tespit davası olarak açtıkları ve bu hususun bilhassa gözetilmesini istedikleri mevcut davada, 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi uyarınca Kurum tarafından iadesi gerekli olan prim miktarına işletilmesi gereken faiz tutarının ödenmesine ilişkin Kuruma yaptıkları ve davalı Kurumca herhangi bir cevap verilmeyen taleplerinin hukuka uygun olduğunun tespitini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili; davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Kuruma yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Genel dava şartlarının yanında tespit davasının dinlenebilmesi için tespit davasının konusunun yalnızca bir hukuki ilişki olması ve davacının bu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hususunun hemen tespitinde de hukuki bir yararının bulunması gerekmektedir. Kural olarak davacı tarafından tespiti istenen hukuki ilişkinin hali hazırda mevcut olmasının gerektiği tespit davasında, bir hukuki ilişkinin mevcut olması tek başına anılan davayı açmaya yetki vermeyeceğinden, açılan her dava için dava şartı olan hukuki yararın mevcudiyeti bilhassa önem arz eder.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Kuruma yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
- Esas
- 2024/13911 E.
- Karar
- 2024/13915 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili, hukuki niteliği itibarıyla eda davası değil, tespit davası olarak açtıkları ve bu hususun bilhassa gözetilmesini istedikleri mevcut davada, 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi uyarınca kurum tarafından iadesi gerekli olan prim miktarına işletilmesi gereken faiz tutarının ödenmesine ilişkin kuruma yaptıkları ve davalı kurumca herhangi bir cevap verilmeyen taleplerinin hukuka uygun olduğunun tespitini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili; davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "davanın kabulüne" dair karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Kuruma yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Genel dava şartlarının yanında tespit davasının dinlenebilmesi için tespit davasının konusunun yalnızca bir hukuki ilişki olması ve davacının bu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hususunun hemen tespitinde de hukuki bir yararının bulunması gerekmektedir. Kural olarak davacı tarafından tespiti istenen hukuki ilişkinin hali hazırda mevcut olmasının gerektiği tespit davasında, bir hukuki ilişkinin mevcut olması tek başına anılan davayı açmaya yetki vermeyeceğinden, açılan her dava için dava şartı olan hukuki yararın mevcudiyeti bilhassa önem arz eder.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Kuruma yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
- Esas
- 2024/14435 E.
- Karar
- 2024/13922 K.
Resmî metinden aktarımı okuyun
Resmî metinden: Davacı vekili, hukuki niteliği itibarıyla eda davası değil, tespit davası olarak açtıkları ve bu hususun bilhassa gözetilmesini istedikleri mevcut davada, 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi uyarınca Kurum tarafından iadesi gerekli olan prim miktarına işletilmesi gereken faiz tutarının ödenmesine ilişkin Kuruma yaptıkları ve davalı Kurumca herhangi bir cevap verilmeyen taleplerinin hukuka uygun olduğunun tespitini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili; davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "davanın kabulüne" dair karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı Kuruma yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Genel dava şartlarının yanında tespit davasının dinlenebilmesi için tespit davasının konusunun yalnızca bir hukuki ilişki olması ve davacının bu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hususunun hemen tespitinde de hukuki bir yararının bulunması gerekmektedir. Kural olarak davacı tarafından tespiti istenen hukuki ilişkinin hali hazırda mevcut olmasının gerektiği tespit davasında, bir hukuki ilişkinin mevcut olması tek başına anılan davayı açmaya yetki vermeyeceğinden, açılan her dava için dava şartı olan hukuki yararın mevcudiyeti bilhassa önem arz eder.
Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.
