Aradığınız içtihada ulaşın
Mahkeme türünü seçin veya doğrudan konu ve karar numarasıyla arayın.
1.551 karar
Karar tarihine göre yeniden eskiyeDanıştay 13. Daire
13. Daire: Tam Yargı Davaları, Dava Açma Süresinin Başlangıcı, Zararın İlgilisince Öğrenildiği Tarih, Mahkemeye Erişim Hakkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
- Esas
- 2022/4451 E.
- Karar
- 2022/4960 K.
Resmî yayının özetini okuyun
Resmî yayının özetinden: Tam yargı davalarında tazminata hükmedilebilmesinin tek şartının idarenin hizmet kusurunun bulunması olmayıp, bunun yanında bir zararın varlığı ve zarar ile davalı idarenin hizmet kusuru arasında uygun illiyet bağı bulunmasının da gerekli olduğu; bu nedenle, tam yargı davalarında, dava açma süresinin başlangıcı tespit edilirken aşırı şekilcilikten uzak bir şekilde, tazminatın şartlarının oluştuğu tarihin belirlenmesinin önem taşıdığı, Davacı tarafından, idarenin hizmet kusurunun, birinci ihalenin hukuka aykırı şekilde sonuçlandırılarak kendisiyle sözleşme yapılmış olmasına dayandırıldığı; sözleşmenin hukuka aykırı olarak yapıldığının öğrenildiği tarih 07/02/2020 ise de, zararın öğrenildiği tarihin ayrıca ortaya konulması gerektiği; aynı işe ilişkin olarak gerçekleştirilen ihale süreçleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile davalı idare arasında anılan işe ilişkin olarak sözleşme imzalanmayacağı noktasında bir kesinlik bulunmadığından ve dördüncü ihale sonuçlanmadan önce davacıdan dava açmasının beklenmesi mâkûl olmayacağından, dördüncü ihale kapsamında davacı ile sözleşme yapılmayacağının davacı tarafından öğrenildiği tarihte iddia edilen zarar kalemlerinin tam ve kesin bir şekilde doğduğu sonucuna varıldığı; bu itibarla, tam yargı davasına konu zarar, dördüncü ihalenin davacı uhdesinde kalma ihtimalinin bulunmadığının ortaya çıktığı 09/06/2021 tarihinde kesinleştiğinden, zararın doğumundan itibaren süresinde açılan işbu davada süre aşımı bulunmadığı hakkında.
Danıştay 2. Daire
2. Daire: Cumhurbaşkanı Atama Yetkisi, II Sayılı Cetvel, Yetki Devri
- Esas
- 2022/3691 E.
- Karar
- 2022/6743 K.
Resmî yayının özetini okuyun
Resmî yayının özetinden: … Holding A.Ş.'nin 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında sayılan kamu kurum ve kuruluşlarından olduğu, anılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne ekli I ve II sayılı cetvellerde yer alan kadro ve görevlere atama ve görevden almaların ancak Cumhurbaşkanı tarafından yapılacağı, öte yandan davalı İdarece Cumhurbaşkanına ait olan yetkinin Hazine ve Maliye Bakanına devredildiğine ilişkin bir yetki devri belgesinin de dosyaya sunulmamış olması karşısında davacının başka bir göreve atanmak üzere Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinden alınmasına ilişkin Maliye Bakanlığı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.
Danıştay 5. Daire
5. Daire: Manevi Tazminat, Vekalet Ücreti
- Esas
- 2022/12122 E.
- Karar
- 2022/10466 K.
Resmî yayının özetinden: Manevi tazminata hükmedilmesi isteminin yanı sıra, konusu parayla değerlendirilemeyen işlem iptali istemiyle açılan davalarda, manevi tazminat istemi yönünden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği hakkında.
Danıştay 12. Daire
12. Daire: Yetkili Disiplin Amiri, Vekaleten Görev Yaptığı Sırada, Asıl Kadronun Bulunduğu Yer
- Esas
- 2020/2981 E.
- Karar
- 2022/6701 K.
Resmî yayının özetini okuyun
Resmî yayının özetinden: Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü Abone İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan davacının, vekâleten Antalya Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hali Müdürü olarak görev yaptığı sırada, bu görevine bağlı olarak işlediği öne sürülen disiplin fiili nedeniyle Antalya Büyükşehir Belediyesindeki disiplin amirleri tarafından hakkında disiplin soruşturması yapılması ve disiplin cezası verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği, davacının aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü işleminde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı hakkında.
Danıştay 7. Daire
7. Daire: Lehe Kanun Uygulaması
- Esas
- 2022/689 E.
- Karar
- 2022/5229 K.
Resmî yayının özetinden: Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinde belirtilen aykırılıkların gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilmesi halinde söz konusu cezanın; hesaplanan ek tahakkuk tutarının değil, öngörülen para cezası tutarının %15'i oranında uygulanacağı, bu oranın da 7190 sayılı Kanun ile %10'a indirilmesinin lehe kanun uygulaması mahiyetinde olduğu hakkında.
Danıştay 2. Daire
2. Daire: Ecrimisil, İmar Planı, Belediyeye Devir
- Esas
- 2021/13024 E.
- Karar
- 2022/6590 K.
Resmî yayının özetini okuyun
Resmî yayının özetinden: Dava konusu taşınmazın uygulama imar planında her ne kadar yeşil alan olarak kamunun kullanımına ayrıldığı belirtilmekte ise de, kamunun kullanımına terkine dair herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı gibi, anılan taşınmazın 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca belediyeye devir veya terk edildiğine ilişkin bilgi ve belgeye de rastlanılmadığı; ayrıca söz konusu taşınmazın, kanunla belediyeye verilen kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla gaz yakma tesisi yapılmak suretiyle kullanılmış olsa da, imar planında öngörülen amaca uygun olarak kullanılmadığı görüldüğünden davacının fuzuli şagil olarak kabul edilmesi gerektiği hakkında.
Danıştay 2. Daire
2. Daire: Ruhsat İptali, İmara Aykırılık, Usulüne Uygun Tutanak
- Esas
- 2021/11268 E.
- Karar
- 2022/6535 K.
Resmî yayının özetinden: İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 13. maddesinde, işyerinde yapılacak denetimlerde mevzuata uygun olmayan unsurların ve noksanlıkların tespiti halinde düzenlenecek tutanakta işyeri sahibinin veya yetkilisinin imzasının bulunması gerektiğine dair herhangi bir şekil şartı getirilmediği hakkında.
Danıştay 7. Daire
7. Daire: Kanuni Temsilcinin Sorumluluğu
- Esas
- 2019/3660 E.
- Karar
- 2022/5093 K.
Resmî yayının özetinden: Asıl borçlu şirketin tasfiye sürecinin tamamlanmasından sonra ticaret sicil kaydının tasfiye sonucu terkin edildiği; asıl amme borçlusu şirketin tüzel kişiliğinin son bulmuş olması halinde vergi borcunun şirketin kanuni temsilcisinden takibi mümkün ise de, öncelikle tarhiyatın kanuni temsilci adına yapılarak tebliği gerekmekte olup, davacı adına ihbarname düzenlenmeksizin doğrudan kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık görülmediği hakkında.
Danıştay 13. Daire
13. Daire: Masumiyet Karinesi, Makul Şüphe, Hukuki Güvenlik İlkesi, Geriye Yürümezlik İlkesi, İdari Tedbir, İdari Yaptırım
- Esas
- 2016/444 E.
- Karar
- 2022/4754 K.
Resmî yayının özetini okuyun
Resmî yayının özetinden: İdarî yargı yerleri tarafından idarî işlemin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, kişiye cezaî sorumluluk yüklenmemesi ve masumiyetlerine gölge düşürülmemesi gerektiği; temyize konu mahkeme kararında, isnat edilen eylemlerin sübûta erdiği belirtilmekte ise de, idarî yargı yerlerince yapılacak incelemenin, 6362 sayılı Kanun'un 106. maddesinde belirtilen fiilin sübuta erip ermediği değil, idare tarafından 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinde yer alan tedbirin uygulanmasını haklı kılacak yeterli delilin yani mâkûl şüphe bulunup bulunmadığının tespitinden ibaret olup, somut olayda mâkûl şüphenin bulunduğu; Davacının Tebliğ’den önceki dönemde gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak Kurulca, ilgili bulunduğu piyasada 6362 sayılı Kanun'la kendisine tanınan yetkiyi kullanarak çıkardığı düzenleyici (kural) işlem niteliğinde olan Tebliğ'in ve bu Tebliğ'de yer alan kurallarla öngörülen idarî tedbirlerin, kişilerin aleyhine sonuç doğuracak şekilde geçmişe ve tamamlanmış ve hukukî sonuçlarını doğurmuş eylemlere etkili olarak uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı; Kurul tarafından her ne kadar "idarî tedbir" niteliğinde işlem tesis edildiği belirtilse de, işlem yasağı süresinin uzunluğu ve dava konusu işlemin mâkûl şüphe ve/veya devam eden bir incelemeye dayalı olarak tesis edilmeyip inceleme döneminden sonra tespiti gerçekleştirilen eylemler karşılığı uygulandığı hususları göz önüne alındığında "idarî yaptırım" mahiyeti taşıdığı sonucuna ulaşıldığı; bu itibarla, 21/01/2014 tarih ve 28889 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandıktan üç ay sonra yürürlüğe giren Tebliğ'de belirtilen "idarî tedbirlere" ilişkin kuralların, davacının daha önce işlediği eylemler sebebiyle geçmişe etkili olarak uygulanması suretiyle, hukukî güvenlik ve idarî yaptırımlar açısından geçerli ilkelere aykırı şekilde tesis edilen davacıya iki yıl süreyle geçici olarak borsalar ve teşkilâtlanmış diğer piyasalarda işlem yapma yasağı getirilmesine ve sahip olduğu lisansların iki yıl süreyle iptal edilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında.
Danıştay 10. Daire
10. Daire: 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, Nakdi Tazminat, Öğretim ve Sağlık Yardımı
- Esas
- 2018/3199 E.
- Karar
- 2022/5934 K.
Resmî yayının özetinden: 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında tazminat alan davacının, ödenmeyen tedavi giderlerinin tazmini istemiyle açtığı davanın, davacıya nakdi tazminat ödendiğinden bahisle reddi yolunda verilen kararın, aynı Kanun’un tedavilerin ücretsiz olarak yapılacağı yönündeki 7. maddesinin 4. fıkrası hükmüne aykırı olduğu hakkında.
Danıştay 12. Daire
12. Daire: 657 Sayılı Kanun’un 125. Maddesinin Birinci Fıkrasının (h) Bendi, Hizmet İçinde, Hizmet Dışında
- Esas
- 2020/4493 E.
- Karar
- 2022/6329 K.
Resmî yayının özetinden: Davacının üzerine atılı bulunan ve dava konusu işleme esas alınan eylemin “hizmet içinde” ve davacının ifa etmekte olduğu kamu görevine ilişkin olmadığı; söz konusu eylemin, “hizmet dışında” Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranış olduğu hususları gözetilmeksizin, eksik nitelendirme ve değerlendirme sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği hakkında.
Danıştay 13. Daire
13. Daire: Talep Sonucunun Genişletilmesi Yasağı, Dava Açma Süresinin Bitimi, Davaların En Az Giderle ve Mümkün Olan Süratle Sonuçlandırılması, İki Aşamalı Yargısal Denetim
- Esas
- 2022/4618 E.
- Karar
- 2022/4715 K.
Resmî yayının özetini okuyun
Resmî yayının özetinden: İdarî yargıda dava açma süresi içinde talep sonucunun genişletilmesinin mümkün olduğu; başka bir anlatımla, dava açma süresi içinde talep sonucuna yönelik ekleme ve değişikliklerin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kalmayacağı ve re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu idarî yargılama hukukunda "talep sonucunun genişletilmesi yasağı" olarak anlaşılması gereken iddianın genişletilmesi yasağının, dava açma süresinin bitimiyle başlayacağının kabulü gerektiği; iptali talep edilen işlem ile arasında maddî veya hukukî yönden bağlılık bulunan işlemlere yönelik olarak dava açma süresi içinde yeni bir dilekçeyle ileri sürülen iptal talebinin, davacının açacağı yeni bir dava ile mahkeme önüne taşımasının mümkün olduğu bir aşamada, hâlihazırda Mahkemede derdest olan dava kapsamında incelenmemesinin, usûl kurallarının aşırı şekilci yorumlanması ve uygulanması sonucunu doğuracak nitelikte olup, bu yönüyle Anayasa'nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasıyla yargıya verilen "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" görevine ve usûl ekonomisi ilkesine de uygun düşmediği, İdare Mahkemesi'nce dava konusu Belediye Meclisi kararı yönünden herhangi bir inceleme yapılmamış ve karar verilmemiş olduğundan, ivedi yargılama usûlüne tâbi dava konusu uyuşmazlıkta iki aşamalı olması gereken yargısal denetimin ilk aşaması olan ilk derecede yargısal denetimin gerçekleştirilmesi için dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerektiği hakkında.
Karar kartlarında editoryal özetler, resmî yayının özetleri veya “Resmî metinden aktarım” olarak belirtilen kaynak bölümleri yer alır. Her kararın tam metni ve resmî kaynak bağlantısı kendi sayfasında bulunur.
