İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

Toplu işçi çıkarmada toplu iş sözleşmesi usulü ve maddi hata istemi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2009/49805 E., 2010/261 K., 18 Ocak 2010

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Ekonomik gerekçeli toplu fesihte TİS bildirim-görüşme ve seçim kurallarının etkisi; önceki işe iade kararına maddi hata başvurusu

Ekonomik daralma gerekçesiyle zamana yayılan işçi çıkarmaları hakkında önceki Daire kararı, kanun ve toplu iş sözleşmesindeki bildirim, görüşme ve işçi seçme kurallarına uyulmadığından feshin geçersizliği ile işe iadeye hükmetmiştir. İşveren daha sonra bildirim belgeleri ve hukuki mütalaa sunarak kararın maddi hataya dayandığını ileri sürmüştür. İncelenen karar, bu belgelerin önceki aşamada delil olarak sunulmadığını ve asıl gerekçenin toplu iş sözleşmesindeki özel kurala aykırılık olduğunu açıklamıştır. Hukuki değerlendirmenin maddi hata olmadığı belirtilerek istem reddedilmiştir. Karar yalnız İş Kanunu m. 29’a aykırılığın her durumda otomatik işe iade doğurduğu şeklinde okunmamalı; somut TİS düzenlemesi ve önceki karar bağlamı korunmalıdır.

Kararın sonucu

Önceki işe iade kararına yönelik maddi hata isteminin reddi

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

9. Hukuk Dairesi 2009/49805 E. , 2010/261 K.

"İçtihat Metni "

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.11.2009 gün ve 39837-29659 sayılı ilamı ile “davalı işveren genel ve sektörel ekonomik krizden etkilendiğini, satış ve üretimde daralma yaşandığını, bu nedenle istihdam azaltma kararı aldığını belirterek, Eylül 2008 ayında ve takip eden aylarda davacı ve bir grup işçinin iş sözleşmelerini feshettiği, çalışan sayısına ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesinin 2. fıkrasındaki sayısal oranlara göre bir ay içinde çıkarılan işçi sayısı dikkate alındığında, fesihlerin toplu işçi çıkarma teşkil ettiği, ancak davalı işverenin 29. maddede belirtilen otuz gün önceden bir yazı ile sendikaya, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumu’na bildirimde bulunmadığı, davalı işyerinde sendika örgütlenmesi bulunduğu ve sendika ile işveren arasında imzalanan yürürlük Toplu İş Sözleşmesinin 33. maddesinde toplu işçi çıkarma kuralına yer verildiği ve “toplu işçi çıkarmanın önceden sendikaya bildirileceği, tarafların bir araya geleceği ve görüşecekleri, çözüme elverişli uygun bir yol bulunmaz ise önce verimi az olan, sonra liyakatsiz, daha sonra sırası ile işe son giren, ceza gören, kendi arzusu ile ayrılan işçilerin çıkarılacağı, işe yeni almada da çıkarılan bu işlerin davet edileceği” düzenlemesine yer verildiği, davalı işverenin ile sendika arasında bir bildirim ve görüşme bulunmadığı, gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesindeki kuralın ve gerekse davalının taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralının biçimsel açıdan işvereni bağlayan kurallar olduğu, davalı işverenin bu kurallardaki biçimsel kurallara uymamak için ekonomik krizden dolayı etkilendiğini belirterek işletme ve işyeri gerekleri ile kısa sürelerle birden fazla ancak süreç içinde bakıldığında toplu işçi çıkarma sayılan işçinin iş sözleşmelerini feshettiği, davalı işverenin bu şekildeki davranışının, 29. maddedeki ve Toplu İş Sözleşmesindeki toplu işçi çıkarma kuralını bertaraf etmeye yönelik ve kanuna karşı hileli bir davranış olduğu, fesihte işçi lehine düzenleme getiren yasa ve sözleşme hükmüne aykırı davranan, fesihte biçimsel kurallara uymayan davalı işverenin gerçekleştirdiği feshin geçerli nedene dayanmadığı” gerekçesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 maddesi uyarınca feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmiştir. Davalı vekili öğretim üyesinden alınan hukuki mütalaayı da ekleyerek bu kez 14.11.2008 tarihinde 320 işçinin 15.12.2008 tarihinden başlamak üzere peyder pey işten çıkarılacağının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca kurumlara ve sendikaya bildirildiğini, toplu işçi çıkarma kuralına uyulduğunu, ayrıca Dairenin uygulaması gereği toplu işçi çıkarma kuralına uymamanın yaptırımının idari para cezası olduğunu, feshi geçersiz kılmadığını, bu nedenle Dairemiz kararının maddi dayandığını, bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanmasını talep etmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosya içeriğine göre, davalı tarafın savunmasında, toplu işçi çıkarma kararı aldığı ve kurumlar ile sendikaya bildirildiği yönünde yargılama ve temyiz aşamasında buna yönelik delille dayanmadığı ve bildirilen deliller içerisinde bulunmadığı, Dairemiz kararından sonra buna ilişkin belge ve öğretim üyesi hukukçudan mütalaa sunulduğu, davalı işyerinde toplu işçi çıkarma kararı alındığı savunulan 14.11.2008 tarihinden önce yoğun şekilde işçi çıkarmaları yaşandığı ve devam ettiği, dairemiz kararının asıl gerekçesinin toplu işçi çıkarmada davalı işverenin Toplu İş Sözleşmesinin 33. maddesindeki “toplu işçi çıkarmanın önceden sendikaya bildirileceği, tarafların bir araya geleceği ve görüşecekleri, çözüme elverişli uygun bir yol bulunmaz ise önce verimi az olan, sonra liyakatsiz, daha sonra sırası ile işe son giren, ceza gören, kendi arzusu ile ayrılan işçilerin çıkarılacağı, işe yeni almada da çıkarılan bu işçilerin davet edileceği” kuralına uymama olduğu, Dairemiz kararındaki gerekçelerdeki değerlendirmenin hukuki nitelikte olduğu, maddi hataya dayalı bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin buna yönelik isteminin REDDİNE, 18.1.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 356fca478d45773bc00dd3620b51e68db923c00f4b88b646f87a6e7dd2c9d369

← Yargıtay kararlarına dönün