KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
İpotek kaldırma davasında kişisel kefalet kurallarının kapsamı ile kısıtlıya uygun temsilin ayrılması
Eş, torunun kredisi için diğer eşin taşınmazında kurulan ipoteklerin kefalet rızası ve şekil eksikliğiyle kaldırılmasını istemiştir. İlk kabulü kaldıran BAM şahsi kefalet bulunmadığını ve ayni ipoteğe TBK 584/603 kurallarının otomatik taşınamayacağını kabul etmiştir. Önceki bozma esastan bu ayrımı kaldırmamış; davacı mirasçı aynı zamanda kısıtlı davalının vasisi olduğu için temsil kayyımı istemiştir. Sonradan kısıtlı da ölüp mirasçıları katılınca ret onanmıştır. Aile konutu koruması ayrı kalır; her ipotekte rıza gereksizdir sonucu kurulmamış, temsil bozmasıyla esas ayrım özdeşleştirilmemiştir.
Kararın sonucu
Ölüm sonrası taraf teşkili tamamlanarak verilen ipotek kaldırma reddinin oybirliğiyle onanması
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
2014 ve 2018 ipotekleri ile bozma sonrası 2025 taraf teşkili incelenmiştir. Açık kalan gerçek kişi adı okuma kopyasında kapatılır. Aile konutu olmadığına ilişkin kapsamı aşan yeni olgu kurulmamıştır.
7. Hukuk Dairesi 2026/492 E. , 2026/823 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1836 E., 2025/2493 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/177 E., 2021/149 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 3 84... parsel sayılı taşınmazda yer alan 2 numaralı bağımsız bölümün davacının eşi olan davalı ... adına kayıtlı olduğunu, diğer davalı ... ... A.Ş.'nin keşide ettiği ihtarname ile eşinin dava dışı torunu ...lehine dava konusu bağımsız bölümü ipotek vermek suretiyle kefaleten borçlandığının öğrenildiğini, davalı ... ... A.Ş. lehine dava konusu taşınmaz üzerine 12.09.2014 tarihinde 120.000,00 TL bedelli ve 07.06.2018 tarihinde 750.000,00 TL bedelli ipoteklerin tesis edildiğini, yapılan kefalet sözleşmesi ve tesis edilen ipoteklerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesi uyarınca davacı eşten yazılı rıza alınmadığı için geçersiz olduğunu, ayrıca ipotek sözleşmelerinin düzenlenmesi sırasında okuma-yazma bilmeyen davalı ...'nın hulus ve saffetinden faydalanıldığını, düzenlenmiş kefalet sözleşmelerinde davalıya tanık olmadan sadece parmak bastırıldığını, ipoteğin şekil şartlarına uyularak yapılmadığını ileri sürerek, ipotek sözleşmesinin iptali ile birlikte dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılardan ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının torunu olan dava dışı ....... müvekkili bankadan kullanmış olduğu krediler nedeniyle davaya konu taşınmaz üzerine ve banka lehine toplam 870.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ipotekler konulmadan davacıdan yazılı muvafakat alındığını, muvakatnamedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunu, dava dışı ... müvekkili bankaya olan borç ve risklerinin devam ettiğini, bu nedenle ipoteğin kaldırılmasının mümkün olmadığını, davacının işlemin tarafı olmadığından ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürmekte hukuki menfaati bulunmadığını, davacı tarafça söz konusu taşınmazın ipotek tarihinde ikametgahları olduğuna ilişkin herhangi bir belge de sunulmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 25.01.2021 tarihli ve 2019/177 Esas, 2021/149 Karar sayılı kararıyla; "...TBK'nın kefalet sözleşmesini düzenleyen 584. maddesi kapsamında kefalet sözleşmesinin yapıldığı sırada diğer eşin açık rızasının bulunması gerektiği, davacının mevcut sağlık durumu ve davalı tarafından sunulan muvafakatname dikkate alınarak düzenlenmiş olan kefalet sözleşmesinin yasal şekil şartına uyulmadığından geçersiz olduğu, geçersiz olarak düzenlenen kefalet sözleşmesine dayanılarak tapu kayıtlarına konulun ipotek şerhinin de yasal dayanaktan yoksun bulunduğu..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile dava konusu 2 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydında bulunan ipoteklerin kaldırılmasına...." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı banka vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli, 2021/2790 Esas, 2024/1099 Karar sayılı kararı ile "...dava konusu ipoteğin aynî bir güvence olduğu, TBK'nın 603. maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinin de aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermediği, davalı ...'nın kefaleten sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, davacı tarafça TBK'nın 584. maddesine dayanılmış ise de söz konusu hükmün şahsi güvence verilmesine ilişkin düzenleme olduğu, TMK'nın 881 ve devamı maddelerinde düzenlenen ipotek akdinin kurulmasında eş rızasının gerektiğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu..." gerekçesiyle "...davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davacının davasının reddine..." karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte yer alan 30.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 16.04.2025 tarihli, 2024/4069 Esas, 2025/2034 Karar sayılı kararı ile "...davacı ... tarafından davalı Banka ve davacının kocası ... hakkında ipoteğin kaldırılmasına ilişkin açılan davada, davacının yargılama devam ederken 04.12.2023 tarihinde öldüğü ve mirasçıları tarafından davaya devam edildiği, davacının mirasçılarından olan ...'nun aynı zamanda kısıtlı davalı ...’nın da vasisi olduğu, bu nedenle davacılardan [anonim mirasçı/vasi] ile kısıtlı davalı ... arasında menfaat çatışmasının meydana geldiği, davalı ...’in temyize konu davada vasiden farklı bir temsil kayyımı ile temsil ettirilmesi gerektiği hâlde bu husus gözetilmeden yargılamaya devam edilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilâmına uyularak yaptığı yargılama sonucu, yukarıda karar başlığında yer alan 14.10.2025 tarihli kararı ile "...davalı ...'nın da yargılama sırasında öldüğü, mirasçılık belgesinin sunulduğu, mirasçılarından alınan vekaletnamelerin ibraz edildiği, dosyada taraf teşkilinin sağlandığı, temsil kayyımı atanmasını gerektirecek durumun ölüm ile ortadan kalktığının anlaşıldığı..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle: 1. Davalı bankanın sunduğu muvafakatnamenin davacının % 90 - %100 görme engelli olması ve okuma yazma bilmemesi nedeniyle kefalete muvafakat olarak kabul edilemeyeceğini, 2. İpoteğin davacı eşin açık rızası alınmadan tesis edildiğini, davalı bankanın basiretli hareket etme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, 3. İpotek veren şahıs ile ipotek borçlusunun farklı kişiler olması durumunda taşınmazını ipotek veren kişinin kişisel olarak başkasının borcuna güvence verdiğinin açık olduğunu, bu durumda da eşin rızasının alınması gerektiğini, dava konusu uyuşmazlıkta kefalet ilişkisinin olmadığı sonucuna varılmasının kanuna aykırı olduğunu, 4. İpotek sözleşmelerinin düzenlenmesi sırasında okuma - yazma bilmeyen diğer davalı ...'nın hulus ve saffetinden faydalanıldığını, 5. Düzenlenmiş kefalet sözleşmelerinde davalıya tanık olmadan sadece parmak bastırıldığını, tanıklar olması gerekirken tanık da bulundurulmadığını, 6. Tapu Sicili Tüzüğünün "imza bilmeyenin işareti" başlıklı 18. maddesi, Tapu Kanunu’nun 17. maddesi ile Noterlik Kanunu’nun 87. maddesinde yer alan ve okuma-yazma bilmeyenler için yapılacak işlemleri belirleyen hükümlere aykırı işlem yapıldığını, 7. HMK’nın 206. maddesine göre de okuma-yazma bilmeyen, imza atamayan kişilerin yapacağı sözleşmelerin noterler tarafından düzenlenmesinin şart kılınmış olması nedeni ile her iki ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı mirasçıları vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 51699c3374d3a265ee49fadbc2f1a4d3052ce1d7b955959a0304fc14976b599d
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün