Miras Hukuku

Ağır sistemik hastalığın tek başına vasiyetname tarihinde ayırt etme gücünün yokluğunu göstermemesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2025/4928 E., 2026/2994 K., 4 Haziran 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Vasiyetname ehliyetinin genel hastalık varsayımı yerine işlem tarihindeki somut tıbbi kayıtlarla belirlenmesi

Mirasbırakanın vasiyet tarihinde kanser hastası ve ileri yaşta olduğu ileri sürülerek iptal istenmiştir. ATKişlem tarihinde ehliyeti azaltan veya kaldıran akli durumu gösteren tıbbi bulgu ve belge bulunmadığını, sistemik hastalıkların tek başına ehliyeti etkilemediğini bildirmiştir. Alt dereceler şekil şartlarını da uygun bulup iddiaları kanıtlanmamış saymış; 7. Hukuk Dairesi ret sonucunu onamıştır. Hastalığı olan herkesin ehliyetli olduğu varsayılmamış, bu kişinin ilgili tarihteki somut kaydı değerlendirilmiştir. Mirasçılıktan çıkarma veya saklı pay yönünden savunmada yer alan tüm görüşler bağımsız kesin içtihat haline gelmemiştir.

Kararın sonucu

Vasiyetnamenin iptali talebinin reddinin oybirliğiyle onanması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

7. Hukuk Dairesi 2025/4928 E. , 2026/2994 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2046 E., 2025/1482 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/885 E., 2024/138 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; murisin 28.06.2019 tarihinde öldüğünü, muris tarafından 19.12.2017 tarihinde vasiyetname düzenlendiğini, tüm malvarlığının davalıya bırakıldığını, murisin işlem tarihinde 68 yaşında olup ağır kanser hastası olduğunu, fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnamenin gerekli şekil koşullarını taşımadığını ve murisin ıskat için geçerli bir sebebin bulunmadığından ıskat etmeye yönelik beyanının geçerli olmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının murisin anne ayrı baba bir kız kardeşinin kızı olduğunu, murisle davacının hiç görüşmediğini, davacının murisin cenazesine bile gelmediğini, vasiyetnamenin murisin fiil ehliyeti yerindeyken gerekli şekil koşullarına uyularak yapıldığını, bundan ayrı saklı pay mirasçıları dışındaki mirasçılar için ıskat sebeplerinin belirtilmesine gerek olmadığını belireterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği; Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından raporda, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetini azaltacak veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akli arıza içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıklarının da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceğinin bildirildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "tüm dosya kapsamı ve Adli Tıp Kurumu raporundan miras bırakanın vasiyetname tarihinde herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığının belirlendiği, vasiyetnamenin iptaline yönelik iddiaların tüm dosya kapsamı nazara alındığında kanıtlanamadığı" gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; vasiyetname tarihinde uzun süredir kanser tedavisi gören murisin, kanser hastalığına bağlı olarak akli dengesinin yerinde olmadığını, eldeki dosyada murisin fiil ehliyetinin tespitinin mümkün olmadığını, yapılan araştırmada sunulan literatüre göre ayırt etme gücünün sakatlanmış olduğunun varsayılarak vasiyetnamenin iptal edilmesinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: bafd8a068c4f6dfdc49c0f7c21802fe202f048d495b2a19a2ab894ef9383e77a

← Yargıtay kararlarına dönün