Miras Hukuku

Atanmış Mirasçının Tenfiz Davası Yerine Mirasçılık Belgesiyle Tescili

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2025/1056 E., 2025/5396 K., 15 Aralık 2025

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Mirasçı ataması niteliğindeki vasiyetnamede tenfiz davasına hukuki yarar ve esastan ret yerine usulden ret ayrımı.

Vasiyetnameyle mirasın büyük bölümü kendisine bırakılan davacı, tenfiz davası açmıştır. İlk mahkeme tasarrufu mirasçı ataması sayıp atanmış mirasçılık belgesiyle tescil sağlanabileceği için hukuki yarar yokluğundan reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise kullanılan ifadenin belirsizliğine dayanarak esastan ret kurmuştur. Daire, atanmış mirasçının mirası ölümle kazandığını ve sulh hukuk mahkemesinden alacağı belgeyle tescil isteyebileceğini açıklamıştır. İlk mahkemenin hukuki yarar gerekçesini yerinde bulmuş, bunun yerine esastan ret verilmesini bozmuştur. Karar, belirli mal vasiyetinin ifa davasıyla mirasçı atanmasını ayırmaktadır.

Kararın sonucu

Hukuki yarar yokluğundan ret yerine belirsizlik gerekçesiyle esastan ret kurulması nedeniyle BAM kararı bozulmuştur.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

7. Hukuk Dairesi 2025/1056 E. , 2025/5396 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2372 E., 2024/307 K. MİRAS BIRAKAN: ... İLK DERECE MAHKEMESİ: Emirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/29 E., 2022/172 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'ın ... Noterliğinin 15.12.2004 tarihli vasiyetnamesi ile mirasının en büyük kısmını müvekkili ...'a vasiyet ettiğini, ...'ın vefat ettiğini, Emirdağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/167 Esas, 2020/627 Karar sayılı dosyasında vasiyetnamenin açılıp okunarak kesinleştiğini, vasiyetnamenin iptaline yönelik dava açılmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; tarafına yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yükletilmemesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu vasiyetnamede belirli bir mal varlığından bahsedilmediği, vasiyetnamenin içeriği irdelendiğinde muris, eşinin yasal miras payını saklı tutarak tüm mirasını davacı kızına bıraktığının anlaşıldığı, muris davaya konu vasiyetnamesi ile davacı kızını mirasçı olarak atadığı, diğer bir anlatımla, vasiyetnamenin; belirli mal vasiyeti niteliğinde olmadığı, mirasçı atamaya ilişkin olduğu, hâl böyle olunca mirasçı atanan kişi, mirasbırakanın ölümü ile tereke üzerinde doğrudan ve kendiliğinden bir ayni hak kazanacağından miras bırakandan intikal eden ayni hakların, atanmış mirasçı adına tescili için vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasına, dolayısıyla mahkeme hükmüne ihtiyaç bulunmadığı, atanmış mirasçıya, buna ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598/2 hükmü uyarınca mirasçılık belgesi verilmesi yeterli olup bu nitelikteki belge ile ayni hakların bu kişi adına tapuda (resmî senet düzenlenmeksizin) tescilinin mümkün bulunduğu (Tapu Sicili Tüzüğü md. 21/a), davacının; 4721 sayılı Kanun'un 598/2 hükmü uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesinden veraset ilâmı alarak aynı sonuca ulaşabilmesine göre vasiyetnamenin tenfizi (yerine getirilmesi) talebinin dava konusu vasiyetnamenin içeriği itibariyle muayyen mal vasiyeti niteliğinde olmayıp mirasçı atanmasına ilişkin olduğu hususu göz önünde bulundurularak davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı" gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "murisin davaya konu olan vasiyetnamede eşi ...'nin yasal hakkı saklı kalmak kaydı ile mirasının mevcut olan en büyük bölümünü kızı ...'a vasiyet ettiği, vasiyetnamede davacı ...'a kalacak malların oranı veya miktarı belirtilmediği, ''mirasının en büyük bölümü'' ifadesinin belirsiz olduğu, bu ifadeye göre eşin miras payı dışındaki muris adına kayıtlı malvarlığının tamamının veya bir kısmının davacı adına tenfizinin mümkün olmadığı dikkate alınarak bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Vasiyetnamenin tenfizi davası açılmasında hukuki yarar bulunduğunu, 2. Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi kararlarının gerekçelerinin hukuka aykırı ve çelişkili olduğunu beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. Mirasbırakan ölüme bağlı tasarrufla bir veya birden çok kişiyi atanmış mirasçı olarak belirleyebilir. Atanmış mirasçılar mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar ve bir kişinin mirasının tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her ölüme bağlı tasarruf mirasçı atamasıdır ve bir kişi hem yasal mirasçı hem de atanmış mirasçı olabilir.

Atanmış mirasçılar mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazandığından vasiyetnamenin tenfizi davası açmak zorunda değillerdir. Sulh hukuk mahkemesinden almış oldukları atanmış mirasçılık belgesi ile vasiyetname konusu taşınmazın adlarına tescilini talep edebilirler. Davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar yerinde olduğu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince vasiyetnamede "mirasının en büyük bölümü'' ifadesinin belirsiz olduğu, bu ifadeye göre eşin miras payı dışındaki muris adına kayıtlı malvarlığının tamamının veya bir kısmının davacı adına tenfizinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: fba4f300712fcffb0edd8dbc2d3ddff4bba1cd57f2f15224e3a0b4dc989566ec

← Yargıtay kararlarına dönün