KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Kartları yetkisiz kişilere teslim eden çalışanın kastının, zararı adam çalıştıran sıfatıyla ödeyen dağıtıcının ihmalli işyerine rücu hakkını kaldırıp kaldırmayacağı.
Kart dağıtıcısının çalışanı, kredi kartlarını hak sahipleri yerine birlikte hareket ettiği kişilere vermiş; bu kartlarla işyerinde harcama yapılmıştır. Zararı dağıtım zinciri üzerinden ödeyen davacı, kimlik kontrolü yapmadığını ileri sürdüğü işyerine rücu etmiştir. Mahkeme, çalışanın kasıtlı eylemini esas alıp işyerinin ihmali için sorumluluk yüklememiştir. Yargıtay, çalışanın kastının diğer sorumlunun ihmalli davranışını ortadan kaldırmadığını; davacının adam çalıştıran sıfatıyla ödeme yapmasının kendi kastıyla özdeşleştirilemeyeceğini açıklamıştır. İşyerinin kusur oranına isabet eden bedel belirlenmek üzere ret kararı bozulmuştur.
Kararın sonucu
İşyerinin kusur oranına göre sorumlu olduğu rücu miktarı belirlenmeden talebin tümden reddi davacı yararına oybirliğiyle bozuldu.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Karar 24.05.2012 tarihlidir; gerekçedeki müteselsil sorumluluk, rücu sırası ve adam çalıştıran hükümleri 818 sayılı Borçlar Kanunu m.50,51 ve 55 çerçevesindedir. Güncel TBK hükümleriyle zaman bakımından ayrım korunmalıdır.
7. Hukuk Dairesi 2011/5012 E. , 2012/3757 K.
"İçtihat Metni " Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, dava dışı ... A.Ş. ile ... Dağıtım A.Ş. arasında imzalanan “kredi kartlarının sevk ve teslim sözleşmesi” uyarınca ... Dağıtım A.Ş.’nin ... tarafından düzenlenen kredi kartlarının kart sahiplerine dağıtımını üstlendiği, ... Dağıtım A.Ş.’nin üstlendiği bu görevi taşeron olarak kendisine devrettiğini, dava dışı çalışanı ...’ın teslim aldığı kredi kartlarını ilgilileri yerine kendi yakın çevresinde bulunan ve işbirliği içinde birlikte hareket ettiği kişilere verdiğini, bu kişilerin de kendilerine ait olmayan kartları kullanarak davalı işyerinden harcamalar yaptıklarını, alışveriş bedelinin ... Dağıtım A.Ş. tarafından ... A.Ş.’ye, kendisi tarafından da ... Dağıtım A.Ş.’ye ödendiğini belirterek davalının kimlik kontrolü yapmadan alışveriş yaptırması nedeniyle kusurlu davranarak davacının ödeme yapmasına neden olduğu iddiasıyla davalı işyerinden yapılan ödeme miktarının rücuen tahsilini istemiştir. Mahkemece, olayda davacı personelinin eyleminin kasti nitelikte ve tam kusurlu olduğu, davalının eyleminin ise ihmali nitelikte olduğundan davalıya yüklenecek müterafik kusur bulunmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir. Haksız fiil sonucu meydana gelen zarardan birden fazla kişinin sorumlu olması halinde, zarar sorumlularının sorumluluk türü ve bunlardan birinin zararı karşılaması halinde diğerlerine rücu edip edemeyeceği, rücu koşulları ve sırası Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanununun 50. maddesinde ortak kusurlu davranışları ile birden fazla kişinin birlikte zarara sebebiyet vermeleri halinde teşvik eden, haksız fiili işleyen ve yardım edenlerin ayrım yapılmaksızın zarardan müteselsil sorumlu olacakları açıklanmış, bunlardan birinin zararı karşılaması halinde birbiri aleyhine rücu hakları olup olmadığının ve varsa derecesinin tayini hakimin takdirine bırakılmıştır. Aynı Kanunun 51. maddesinde ise, haksız fiil, sözleşme, kanun gibi değişik hukuksal nedenlerle birden fazla kişinin zarardan sorumlu olması halinde bunlar hakkında da birlikte zarara sebebiyet verenlere ilişkin hükümlere göre işlem yapılacağı açıklandıktan sonra, maddenin ikinci fıkrasında zarar sorumlularının birbirine rücu sırası gösterilmiştir. Öğreti ve uygulamada, Borçlar Kanununun 51. maddesinde düzenlenen eksik teselsül halinde de, tam teselsülün düzenlendiği 50. maddede olduğu gibi, müteselsil sorumluluk kuralının uygulanması gerektiği, her iki sorumluluk türünde de zararı karşılayan müteselsil borçlulardan birinin payına düşenden fazlasını açacağı rücu davası ile kendisinden önce gelen diğer zarar sorumlularından isteyebileceği, diğer zarar sorumlularının kusurunun kast veya ihmali davranıştan kaynaklanmasının önemli olmadığı, zarar sorumlularından biri ve birkaçının fiili kasten işlemesinin ihmali davranışı ile kusurlu bulunan diğer zarar sorumlularının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı kabul edilmektedir. Somut olaya gelince; dava dışı bankanın zararına neden olan fiilin davacı tarafından işlenmediği, davacının yanında çalıştırdığı personeli tarafından işlendiği, davacının personeli ile birlikte hareket ettiğine, veya onun fiiline yardım ve yataklık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil ve belge bulunmamaktadır. Davacı ile zarar gören banka arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi yoktur. Davacının taraf olduğu sözleşme ilişkisinin zararı bankaya ödediği öne sürülen ... Dağıtım Şirketi ile olduğu gözetildiğinde, davacının zararı diğer zarar sorumluları ile birlikte zarar gören bankaya karşı Borçlar Kanununun 55 ve 51/2 maddeleri uyarınca adam çalıştıran sıfatıyla müteselsil sorumlu olduğu ve bu sıfatla ödeme yapmak zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Davacının çalıştırdığı personelinin seçiminde basiretsiz ve özensiz davranması bir kusur olmayıp, adam çalıştıran sıfatı ile kendisinden zararın tahsilinin istenilmesi halinde kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulmasına engel olan bir nedendir. Adam çalıştıran sıfatıyla kusursuz sorumlu olduğu belirlenen ve zararı ödemek zorunda kalan davacının ödediği bedelden kendi personelinin kusuruna isabet eden kısım dışında kalan kısmını rücu sırasında kendisinden sonra gelen ve kusur sorumlusu olduğu belirlenen davalıdan isteyebileceği kuşkusuzdur. Personelinin fiili kasti davranışla işlemiş olması, davacının rücu hakkını ortadan kaldıran bir neden olmadığı gibi, kusur sorumlularından olan davacının çalıştırdığı personelin fiili kasıtlı davranışla işlemesi, diğer zarar sorumlularının kusurlu davranışını ve sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden de değildir. Kusur sorumlularından bazılarının fiili kasıtla işlemesi ancak kusur oranlarının belirlenmesinde ve hükmedilecek tazminatın tayininde önemlidir. Bu durumda, mahkemece açıklanan olgular dikkate alınarak davalının kusur oranına göre sorumlu tutulması gereken bedelin belirlenmesi ve belirlenecek bedele hükmedilmesi gerekir. Anılan yön gözetilmeden istemin tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı ... yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 24.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 9608e64181ac02b3a1f43a3c6e8da8b3dd478defcffc9af6ee31d59fedab95ff
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün