KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Hileyle yanlış mali veri verildiği iddiasının hakem kararının kesin hüküm etkisine etkisi
İki kooperatif hizmet ortaklığı sona erince hakem kararına dayanarak mahsuplaşma protokolü ve çekler düzenlemiştir. Davacı daha sonra karşı tarafın zarar etmediğini, yanıltıldığını ileri sürerek çeklerin iadesi ve gelir farkı istemiştir. Mahkeme taraf, dava sebebi ve talep sonucunun hakem uyuşmazlığıyla aynı olduğunu kabul etmiş; hile iddiasının kesin hükmü ortadan kaldırmadığını ve koşulları varsa yargılamanın iadesi yolunda ileri sürülebileceğini belirtmiştir. Daire usulden reddi onamıştır. İddianın esastan haklılığı karara bağlanmamış; önceden karara bağlanan uyuşmazlıkla özdeşlik belirleyici olmuştur.
Kararın sonucu
Hakem kararının kesin hüküm etkisi nedeniyle usulden ret hükmünün oybirliğiyle onanması
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
23. Hukuk Dairesi 2017/827 E. , 2020/1942 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de HMK 114/1-i -115. Madde uyarınca dava şartı noksanlığı (kesin hüküm) nedeniyle reddedildiğinden duruşma istemi reddedilerek incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili; taraflar arasında ekonomik sıkıntısı olan kooperatifin ilaç sanayine olan borçlarının ödenmesi ve sermaye birikimlerinin sağlanması amacıyla ulusal boyut proje uygulama ve depoculuk işletme hizmetleri sunum sözleşmesi imzalandığını, davalı kooperatifin 2012 yılına kadar müvekkili kooperatife her yıl kar paylaşımı için ödeme yaptığını, 2012 yılında yeni dönem sözleşmesi ile ilgili uzlaşma sağlanamadığını, 29/12/2012 tarihde işbirliğinin sona erdirildiğini, sözleşmenin tahkim şartı uyarınca hakem heyetine başvurulduğunu, hakem heyeti kararı doğrultusunda 09/05/2013 tarihinde mahsuplaşmaya yönelik protokol tanzim edildiğini, 2010 - 2011 - 2012 yıllarında EDAK'ın bilançolarında zarar etmesinden dolayı EDAK tarafından bu yıllar için GEK'e ödenmiş olan KDV'nin toplam 2.488.688,44 TL'nin GEK tarafından 6 eşit taksitle EDAK'a ödenmesinin kararlaştırıldığı, 6 adet çek tanzim edip davalı kooperatife verdiğini, daha sonra davalı kooperatifin 2010 ila 2012 yıllarında aslında zarar etmediğinin, müvekkili kooperatifi zarara uğratma amacıyla hareket ettiğinin ve yanılttığının öğrenildiği, ihtarname ile çeklerin iadesinin talep edildiğini ancak iadeye yanaşmadığını ileri sürerek, müvekkili kooperatifin hak ettiği karın tespit edilmesi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00-TL'ye kadar davalıya borçlu olmadıklarının tespiti, kooperatif tarafından verilen KDV dahil toplam 2.488.688,44 TL bedelli çeklerin iptaline ve iadesine, tespit edilecek 2010-2011-2012 yıllarına ait olumlu gelir gider farkı miktarının çek bedellerinin üzerinde olan miktarının da tespit edilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı iddialarının hakem heyetince karara bağlandığını, ortada kesin hüküm bulunduğunu, esasen iddiaların da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; hakem heyeti kararlarının kesin hüküm oluşturduğunu, bu kararlara karşı yalnızca iptal davası açılabilecek ise de; HMK 443.madde uyarınca mahkemede yargılamanın iadesi davası da açılabileceğini, davacı tarafından ileri sürülen, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunulması halinin yargılamanın iadesi sebepleri arasında yer aldığını, davacının bu iddiaları hakem heyeti kararının kesin hüküm oluşturmasına engel teşkil etmeyeceğini, hakem heyetindeki taraflar, dava sebepleri ve talep sonucu aynı olup ortada maddi anlamda kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 8f4fdc08a937c25067b1fea794e297a2bc64185b8c0a2aebbdf0f0261f18cf49
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün