Aile ve Boşanma Hukuku

Mal Rejimi Tasfiyesinde TMK 226/2 İsteminin Açıklattırılması

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/5357 E., 2026/4887 K., 30 Nisan 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Ölen eşin taşınmazdaki payına ilişkin mülkiyet talebinin dilekçe ve duruşma açıklamaları birlikte değerlendirilerek TMK 226/2 kapsamında incelenmesi.

Davacı, ölen eş adına kayıtlı taşınmaz payı bakımından mal rejiminin tasfiyesi ve davalıların paylarını karşılayarak konutun adına tescilini istemiştir. Yargıtay, dilekçe ve duruşma beyanlarını birlikte değerlendirerek talebi TMK 226/2 kapsamında nitelendirmiştir. Hukuki nitelendirme hâkime ait olmakla birlikte belirsiz talep gerektiğinde HMK 31 uyarınca açıklattırılmalıdır. Önceki BAM kaldırmasının gereği yerine getirilmeden dava reddedildiğinden, bütün delillerin bu hukuki çerçevede değerlendirilmesi istenmiştir. Karar davacıya doğrudan yarım pay veya mülkiyet vermemekte, talebin esasının doğru temelde incelenmesini sağlamaktadır.

Kararın sonucu

TMK 226/2 kapsamında talep ve deliller incelenmeden verilen ret hükmü bozuldu; BAM’ın istinafı ret kararı oybirliğiyle kaldırıldı.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

2. Hukuk Dairesi 2025/5357 E. , 2026/4887 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2949 E., 2025/563 K. DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak İLK DERECE MAHKEMESİ : Hekimhan Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2024/117 E., 2024/418 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca, davaya konu taşınmazda müvekkilinin vefat eden eşi adına kayıtlı hissenin 1/2'si üzerinde hak sahibi olduğunu, mal rejiminin tasfiyesi ile dava konusu taşınmazın davalılara isabet eden 1/2 hissesinin tapularının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 10.10.2024 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; anılan karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara; ileri sürülen olayları hukuken nitelemek, uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33 üncü maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Bununla birlikte, 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddî veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi ve 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince, davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Somut olayda, dava dilekçesi, yazılı beyanlar ve davacı vekilinin 12.09.2024 tarihli duruşmadaki "Kaldırma kararına uyulmasını talep ederiz. Davanın kabulüne karar verilsin, davalıların payları belirlenerek mahkeme tarafından depo edilmesinden sonra müvekklimizin adına söz konusu taşınmazın aile konutu olması nedeni ile taşınmazın tescil edilmesini talep ederiz" şeklindeki beyanı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının talebinin 4721 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle mal rejiminin tasfiyesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2024 tarihli kaldırma kararıyla da bu yöne işaret edilerek delillerin bu yönde değerlendirilip bir karar verilmesi istenmiştir. Ancak kaldırma kararının gereği yerine getirilmemiştir. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, iddia ve savunma doğrultusunda tüm deliller yeniden değerlendirilerek TMK.m.226/2 kapsamında davanın esası hakkında bir karar verilmesinden ibaret iken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu sebeple bozulması gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 2f726611575097bec9823cd28ff5f1c524eaac7570080749f8228c07830df65e

← Yargıtay kararlarına dönün