Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku

2014 kararında geç ödenen eser bedelinde genel enflasyon verisi yerine somut zarar ispatı

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2014/17 E., 2014/5253 K., 17 Eylül 2014

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Temerrüt faizini aşan kişisel zararın kanıtlanmaması nedeniyle munzam zarar kabulünün bozulması

Eser bedelinin geç ödenmesinde 1985–2001 enflasyonu ve iş için araçların satılması ileri sürülmüştür. Daire, temerrüt faizini aşan zararda genel ekonomik verilerin tek başına yeterli olmadığı ve kişisel somut kaybın ispatlanması gerektiği yaklaşımını uygulamıştır. İddialar somut delille desteklenmediğinden kabul hükmü reddedilmek üzere bozulmuştur. Bu 2014 tarihli somut ispat çizgisidir. Sonraki yıllarda uzun süreli değer kaybı ve ekonomik verilerle ispatı değerlendiren kararlarla birlikte tarih ve olay ayrımı korunarak sunulmalıdır; bugünkü bütün davalar için tek değişmez yöntem olarak gösterilmemelidir.

Kararın sonucu

Munzam zararın somut kanıtı bulunmadığı gerekçesiyle kabul hükmünün oybirliğiyle bozulması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Eski 818 BK 105 dönemine dayalı 2014 kararındaki somut ispat yaklaşımıdır. Daha yeni içtihat ve Anayasa Mahkemesi etkileriyle birlikte tarihsel olarak değerlendirilmelidir.

15. Hukuk Dairesi 2014/17 E. , 2014/5253 K.

"İçtihat Metni" Mahkemesi :Van 1. Asliye Hukuk Hakimliği Tarihi :09.10.2013 Numarası :2011/180-2013/348

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin zamanında ödenmemesi nedeniyle uğranılan munzam zarar alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece munzam zararın oluştuğunun kabulü ile davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince süresinde temyiz edilmiştir. Mülga 818 sayılı Borçlar Yasası'nın 105. (6098 sayılı T.B.K. 122) maddesi uyarınca alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir. Yasa koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etmek olanağı yasal olarak mevcut değildir. Dava konusu somut olaydaki çözümlenmesi gereken hukuki sorun; temerrüt faizini aşan bir zararın mevcut olup olmadığıdır. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira; davacı para alacağını zamanında alması halinde ne şekilde kullanacağını kanıtlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Burada davacının kanıtlaması gereken husus enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını, alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde gerçekleşen bu fark sebebiyle daha yüksek kurdan ödemek zorunda kaldığını kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular BK'nın 105. (T.B.K. 122.) maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. Davacılar vekili iş bedelinin zamanında ödenmemesi ve 1985-2001 yılları arasında yüksek enflasyon mürekkep faiz uygulaması nedeni ile mağduriyet olduğu ve murisin bu iş nedeni ile 2 kamyon satıp kullandığı malzemelere karşılıkta 5 adet otomobil verdiğini iddia etmiş ise de munzam zarara ilişkin davadaki iddia somut delillerle kanıtlanamadığından davanın tümden reddine karar vermek gerekirken kabulüne dair hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 17.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 98a3ebc1bca2a5e82f10ef9a6ecbb5683c54c167e9e69ad12c3dad9c31d3feef

← Yargıtay kararlarına dönün