KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Keşideci şirketi bağlamak için gerekli imzanın bulunmamasının bonoyu aval veren sıfatıyla imzalayan kişinin kambiyo sorumluluğuna etkisi.
Bonoda şirket keşideci, gerçek kişiler ise kefil olarak gösterilmiştir. Yargıtay, senedin yüzündeki imzanın koşulları içinde kefil sıfatıyla imzalayanın aval veren sayıldığını açıklamıştır. Aval, şekil bakımından senede bağlı olmakla birlikte bağımsız kambiyo taahhüdüdür. Somut olayda şirketi bağlayacak yeterli imzanın bulunmaması şirketin sorumluluğunu engellese de avalistin sorumluluğunu kaldırmamıştır. Bu nedenle avalistin borca itirazının kabulü hatalı bulunarak karar bozulmuştur. Senedin şekil noksanı ile keşideci şirketin bağlanmaması ayrımı korunmalıdır.
Kararın sonucu
Alacaklının temyizi kısmen kabul edilerek avalistin borca itirazını kabul eden hüküm oybirliğiyle bozuldu.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
28.03.2011 tarihli ilam mülga 6762 sayılı TTK 613–614 hükümlerini uygular. TBK 583–584 ve eş rızasına ilişkin bir karar değildir.
12. Hukuk Dairesi 2010/24220 E. , 2011/4756 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/06/2010 NUMARASI : 2008/107-2010/673
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Takibin dayanağı olan bonoda keşideci olarak........ A.Ş, kefil olarak da davacı M. K.,M. Y.ve L.A.A. yazılıdır. TTK.nun 690/3.maddesi yollaması ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı yasanın 613/3.maddesine göre; "Muhatap veya keşidecinin imzaları müstesna olmak üzere poliçenin (bononun) yüzüne konan her imza aval şerhi sayılır." Dolayısıyla senedi kefil sıfatı ile imzalayan kişi de aval veren sıfatını taşır. TTK.nun 614/1.maddesinde ise aval veren kimsenin, kimin için taahhüt altına girmişse tıpkı onun gibi mesul olacağı belirtildikten sonra, aynı maddenin ikinci fıkrasında "Aval veren kimsenin temin ettiği borç,şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü muteberdir."hükmüne yer verilmiştir.Buna göre aval şekil bakımından asıl borca bağlı olmakla birlikte, TTK.nun 689.maddesi anlamında müstakil bir kambiyo taahhüdü niteliğinde olup, aval veren kimsenin temin ettiği borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi, aval verenin taahhüdü, kambiyo taahhütlerindeki imzaların bağımsızlığı ilkesine de (TTK.589.madde) uygun olarak TTK.nun 614/2.maddesi hükmü gereğince geçerlidir. Somut olayda takibe konu senetlerde, keşideci konumunda bulunan .... Hiz. A.Ş'ni ilzam edecek yeterli imzanın bulunmaması nedeniyle keşideci şirketin borçtan sorumlu olmaması, aval verenlerin sorumluluğunu etkilemez. Bir başka ifadeyle keşideci şirket belirtilen nedenle borçtan sorumlu olmasa bile aval veren M.K. takibe konu senetlerdeki borçtan sorumludur. O halde avalist (borçlu) M.K.'nın borca itirazının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile itirazın kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 28.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 876e88d3e6ff2fefa31967c734a111cff1cc859e586bf74a5cdced07bef89b6d
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün