Ceza Hukuku

Koruma Tedbiri Tazminatında Mahsup Edilmeyen Gözaltı Dönemi ve Faiz Başlangıcı

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025/6060 E., 2026/2877 K., 25 Mart 2026

Kararın tam metnine geçin

Sitede yayın: · Son kaynak kontrolü: . Karar tarihi yukarıdaki künyede ayrıca gösterilir.

Kararda incelenen mevzuat

  • 5271 sayılı CMK m.298/1,302/2,303/1-f,304/1
  • 6100 sayılı HMK m.362/1-a ve ek m.1
  • 7531 sayılı Kanun
  • 7550 sayılı Kanun

Gerekçedeki dayanak: IV.A kesinlik incelemesi ile IV.B faiz başlangıcı ve hüküm düzeltmesi

Bu liste kararın uyguladığı tarihsel hükümleri gösterir; yeni bir dosyada güncel metin ve geçiş hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir.

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Tazminata konu özgürlük kısıtlamasının mahsup edilen ve edilmeyen dönemlerinin, kanun yolu sınırı ile faiz talebinden ayrı değerlendirilmesi.

Bir suçtan beraat, diğerinden mahkumiyet bulunan dosyada tutukluluğun mahsup edilen kısmı ile tazminata esas gözaltı süresi ayrıldı. Davalı yönünden hükmedilen tutar kesinlik sınırının altında kaldı. Davacının gözaltı başlangıcından faiz istemesine rağmen tutuklama tarihinden faiz yürütülmesi hatalı bulunarak maddi tazminatın faiz tarihi düzeltildi; diğer itirazlar reddedildi.

Kararın sonucu

Davalının temyizi kesinlikten reddedildi; davacı yönünden maddi tazminatın faiz tarihi düzeltilerek hüküm onandı.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Dosyanın ilk karar tarihi, eski dava ve geçiş hükümleri önemlidir. Bu karar güncel bütün koruma tedbiri başvurularının görevli merciini veya her dosyanın parasal sınırını belirlemez.

12. Ceza Dairesi 2025/6060 E. , 2026/2877 K.

"İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/412 E., 2025/914 K.

DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi

Davacının tazminat talebi hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 04.06.2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın ek 1. maddesinde temyiz kesinlik sınırlarına ilişkin yapılan değişiklik kapsamında, hükmün 13.05.2025 tarihli olması sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesinin ilk karar tarihinde geçerli olan temyiz sınırı nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 750,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 24.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, hükmedilen maddi tazminatın davalı yönünden istinaf kesinlik sınırı altında kaldığından bahisle maddi tazminata ilişkin istinaf talebinin reddine, davalının manevi, davacının maddi manevi tazminat talebi yönünden ise, manevi tazminata ilişkin kısım hükümden çıkarılarak, manevi tazminat talebinin reddi ile 750,00 TL maddi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesince tazminat miktarının tamamına göre değerlendirilerek hükmün tamamı hakkında inceleme yapılması gerekirken, maddi ve manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı kesinlik sınırı bakımından değerlendirilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada kısmen kabulü ile davacının 24.11.2016 - 05.12.2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 05.12.2016 - 22.02.2017 tarihleri arasındaki tutukluluğun ise mahsup edildiği, mahsup edilmeyen kısma ilişkin olarak 2.672,95 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 05.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz talebi yönünden temyiz istemlerinin kesinlik sınırı dikkate alınarak reddedilmesi kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının sosyal, ekonomik durumu, mesleki, ailevi ve sosyal yaşantısı üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulduğunda hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna, davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğuna ve faize hükmedilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU

Bölge Adliye Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16 Esas - 2019/97 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma ve suçluyu kayırma suçlarından 24.11.2016 - 10.04.2017 tarihleri arasında 137 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği, kararın 08.03.2019 tarihinde kesinleştiği, suçluyu kayırma suçundan ise mahkumiyetine karar verilip, hükmün 12.02.2020 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, davacının beraate ve mahkumiyete konu her iki suç yönünden de tutuklandığı, suçluyu kayırma suçu bakımından tutuklamanın infaz gördüğü ve gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerinin mahsubuna karar verildiği gerekçesiyle kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulü ile makul bir miktar tazminata karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 04.06.2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer alan; 14.11.2024 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi arasında verilen kararlara ilişkin kesinlik sınırının belirlenmesinde, 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un "12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on” ibaresi “bin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (3) İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.” maddesi ile HMK'nın ek 1. maddesinde temyiz kesinlik sınırlarına ilişkin yapılan değişiklik kapsamında, Yargıtay'ın bozma ilamı öncesi Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 28.04.2022 tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 107.090,00 TL olduğu ve davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 27.672,95 TL olması nedeniyle hükmün davalı açısından kesin olduğu görülmekle;

Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK’nın 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362. maddesinin 1/a bendinde yer alan temyiz sınırı ve hükmedilen tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle, davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 07.11.2024 tarihli 7531 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile HKM'nın ek 1. maddesine 3. fıkra olarak eklenen 04.06.2025 tarihine kadar geçerli olan ''İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.'' maddesi uyarınca, Yargıtay'ın bozma ilamı öncesi Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 28.04.2022 tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 107.090,00 TL olduğu; davacı vekili yönünden reddedilen miktar itibarıyla temyize tabi olduğu anlaşılarak tebliğnamede temyiz isteminin miktar bakımından kesin olduğundan bahisle reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşılmakla davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Bölge Adliye Mahkemesince davacının dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında gözaltı tarihi olan "24.11.2016" tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulması karşısında, tutuklama tarihi olarak "05.12.2016" tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-f maddesi gereği hüküm fıkrasının maddi tazminata ilişkin faiz başlangıç tarihinin belirlendiği kısımda yer alan "05.12.2016" ibaresinin çıkarılarak yerine "24.11.2016" ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2026 tarihinde karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: b131f9af4ccb6defadf99190b76492b19b9da6029b6276feaba3f5159ffd1c7a

← Yargıtay kararlarına dönün