KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Kelime markası tescilli görünümünden farklı renk ve şekillerle rakibin markalı ambalajına yaklaştırılarak kullanıldığında karıştırılma ve tecavüz incelemesi.
Temizlik ürünlerinde kelime unsurları farklı olan markaların fiili ambalaj kullanımları tartışılmıştır. BAM, tek başına mor rengin tekel oluşturmayacağını belirterek marka tecavüzünü reddetmiş, ambalajın bütünsel yakınlığı nedeniyle haksız rekabeti kabul etmiştir. Yargıtay, davalının kendi tescilindeki görünümden uzaklaşıp rakibin yarım oval şekil, zemin ve beyaz yazı düzenine yanaştığını; aynı sektördeki benzer mallarda bu kullanımın karıştırılma ihtimali yarattığını kabul etmiştir. Marka tecavüzü taleplerinin de kabulü gerektiği için karar bozulmuştur. Haksız rekabet kabulüne yönelik davalı itirazları ise incelenmemiştir; yalnız aynı rengin kullanılmasına dayanan genel bir tekel kurulmamıştır.
Kararın sonucu
Davacının temyizi kabul edilerek marka tecavüzü yönünden ret bozuldu; bozma şekli nedeniyle davalının haksız rekabet ve diğer itirazları şimdilik incelenmedi.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
11. Hukuk Dairesi 2026/47 E. , 2026/4335 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/897 Esas, 2025/1510 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/589 E., 2023/84 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 06.10.2010 tarihinde kurulduğunu, bu tarihten itibaren marka başvurusu yaptıkları ... esas unsurlu markalar ve bu markaların içerdiği ürünler için yurt genelinde, çok geniş kitlelere ulaşılan görsel ve işitsel medyada reklam ve tanıtım programları hazırladığını, tanınmış marka haline geldiğini, ...+şekil ve ...+şekil esas unsurlu seri markalarının neredeyse mevcut tüm online satış platformlarında satışa arz edildiğini, ...+şekil markasının Madrid Protokolü uyarınca ... nezdinde 21. sınıftaki emtialar için ..., 05, 11, 16. sınıflardaki emtialar için ... uluslararası tescil başvuru numarası ile tescil edildiğini, ... markalı ürünlerini sadece Türkiye içinde değil, geniş bir coğrafyaya ihraç ettiğini, her geçen yıl ihracat miktarı ile hem yaygınlığı hem de tanınmışlığının arttığını, müvekkili şirketin... alan adını ilk olarak 03.01.2011 tarihinde adına tahsis ettirerek kullandığını, sosyal medya platformları ve ağlarını da aktif olarak kullanıp, tanıtım ve pazarlama yaptığını, tüketicilerin marketlerde, temizlik malzemeleri ve mutfak yardımcıları vb. ürünler ve ambalajlarında mor renk gördüğünde, doğrudan bu ürünün ... markalı ürün olacağı düşüncesi ve marka hafızasına sahip olduklarını, müşterilerinden gelen şikayet ve ihbarlar ile pazarlama departmanlarının araştırmaları sonucunda davalının kendisine ait ... alan adlı .... sitesinde, online satış platformlarında ve marketlerde ... markasını taşıyan, fakat müvekkili şirketin tanınmış markası ... ve ... esas unsurlu markalı ürünleri ile özdeşleşen mor rengini, ürün ve ambalajlarında, web sitesi içeriğinde baskın olarak kullandığının tespit edildiğini, daha önce müvekkili şirkette çalışan kişilerin davalı şirket bünyesinde çalıştığının tespit edildiğini, davalının ... no.lu ... markasını, 28.10.2019 tarihinden itibaren 16... . sınıftaki emtialarda tescil ettirdiğini, davalının söz konusu markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığını, özellikle müvekkilinin tescilli ve tanınmış markasıyla aynı sınıflarda yer alan mallarda, ambalajları ve bunların tanıtımında müvekkili şirket ve markası açısından ayırt edilemeyecek kadar benzer/aynı olan renk ve kompozisyonları kullanarak müvekkili şirketin tescilli markasından doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden haksız eylemlerde bulunduğunun tespit edildiğini, davalının, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, her ne kadar davalı şirketin ürün ve ambalajlar üzerinde kullandığı kelime unsuru farklı olsa da; ... ve ... kelime unsurlarının son hecesindeki ... baskın unsuru, bunun yanı sıra, ürün ve ambalajlar üzerinde, web sitesi içeriğinde tercih edilmiş olan renk ve kompozisyonun, tarafların marka ve ürünlerini birbirlerine yaklaştırdığını ileri sürerek davalının, web sitesinde, sosyal medya hesaplarında, online satış sitelerinde müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden kullanımlarının tespitine, men'ine ve ref'ine, davalıya ait www.....com.tr isimli web sitesine erişimin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yarım asra yakın bir süredir merkezi Konya ili olmak üzere Türkiye'nin çeşitli illerinde ve bölgelerinde telekomünikasyon, gıda maddeleri, temizlik maddeleri vb. çok çeşitli alanlarda saygın ve itibarlı bir şekilde ticari faaliyetini yürütmekte olduğunu, ... markasının, renkten kaynaklı olarak davacının ... ve ... esas unsurlu marka hakkına tecavüzü, iltibası veyahut haksız rekabeti söz konusu olmadığını, her ne kadar müvekkili tarafından kullanılan renk ile davacı tarafından kullanılan renk birbirinden farklı olsa da asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için aynı renklerin kullanıldığı düşünülse dahi yerleşmiş Yargıtay kararları doğrultusunda, bir rengin başlı başına marka hakkına tecavüz sonucunu doğurmayacağını, haksız rekabete sebebiyet vermeyeceğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında isimden kaynaklı olarak iltibas, tecavüz ve haksız rekabet yaratıldığı iddialarının da kabul edilebilir olmadığını, müvekkili markasının ürün gamı ile davacı markasının ürün gamı arasında farklılıklar yer almakla birlikte müvekkili markasının ürün gamının davacı markasından oldukça geniş olduğunu, müvekkili şirketin ürün gamında yer alan ürünlerin bir kısmının üretimine davacı şirketten önce başlanıldığını ve piyasaya arz edildiğini, davacının tanınmış marka olduğunu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmayarak markanın tesciline yasal süresi içinde itiraz etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı markalarının tanınmışlığının markanın bütünü üzerinde korunması gerektiği, markaları unsurlarına ayırarak tek başına renk unsuruna tanınmışlıktan kaynaklı ayırt edicilik atfedilemeyeceği, yine aynı şekilde davalının ambalaj ve markalarında mor rengi kullanmasının haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği, aksi halin kabulünün, söz konusu rengi ticari takdim şeklinde yalnızca davacının kullanımına hasretmek anlamına geleceği, piyasa aktörleri arasında serbest rekabet ortamını zedeleyerek davacı lehine bir tekel yaratacağı, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54 ve devamı maddeleri kapsamında kanun koyucunun amacı olamayacağı, bilirkişi raporlarındaki aksi görüşlere iştirak edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının markaları arasında; “...” kelime markası ile “... + şekil” esas unsurlu seri markaları yer almakta olup, bu markaların 16, 21. sınıftaki emtialar dahil olmak üzere tescil edildiği, davacı markasının tanınmış marka olduğu, davalının, ise “...” kelime markasını 28.10.2019 tarihinde 2019/104933 başvuru numarasıyla 16. ve 21. sınıf emtialarda tescil ettirdiği, bu suretle tarafların markalarının tescil sınıfları itibariyle aynı/benzer mal gruplarını kapsadığı, taraf markalarının asli unsurları “...” ve “...” kelimeleri olup, ... markasının, mor zemin, yarım oval şekil, bez figürü ve kelime unsurundan, ... markasının ise, yeşil renk harflerle yazılmış kelime unsurundan oluştuğu, kelime markalarında zemin rengi ve ayırt edici niteliği bulunmayan şekil unsurlarının tali nitelik arz ettiği, karşılaştırmanın esas unsur olan kelime unsurları ile yapılması gerektiği, her iki markanın Türkçe ya da İngilizcede bilinen, anlamlı bir kelime olmadığı, ibarelerin sonundaki ortak "ex" hecesi dışında benzerlik bulunmadığı, okunuşlarının farklılaştığı, fonetik benzerliğin düşük olduğu, bu nedenlerle işaretlerin tescilli halleri itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik görülmediği, davalının fiili markasal kullanımlarına gelince; satışa sunduğu ürünler üzerinde markasını kelime olarak aynen kullandığı, davacının markasını veya benzerini kullanmadığı anlaşılmakla markaya tecavüzün söz konusu olmadığı, haksız rekabet iddiasına gelince; 6102 sayılı TTK'nın 55/4 hükmünde düzenlendiği üzere; "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" şeklindeki fillerin haksız rekabet teşkil ettiği, davacı markasının renk markası olmadığı, markanın zemininde kullanılan mor rengin davacı ile özdeşleşmiş, ürünün kaynağını gösteren bir durumunun bulunmadığı, davalının ambalajda mor renk kullanımı tek başına haksız rekabet teşkil etmemekle birlikte davalının fiili olarak ... markası kullanımının, tescilli halindeki yazım karakteri, rengi itibariyle tescilli şeklinden uzaklaştığı, davalının markasında renk kombinasyonu bulunmamasına rağmen, markasını internet sitesi ve tanıtımlarda koyu pembe zemin üzerine yerleştirdiği, ürünler üzerinde ise davacı markasındaki gibi yarım oval şekil üzerine beyaz harfle konumlandırdığı, yine ürünlerin ticari sunum ve ambalajında markayı davacının ticari sunum şekline benzer şekilde bir kullandığı, davalının "..." markalı ürünlerinin ambalajlarında kullanılan koyu pembe-mor-fuşya rengin davacının tescilli markalarında yer alan renk ile çok yakın olduğu, seçenek özgürlüğü olmasına ve bir zorunluluk bulunmamasına rağmen davalının özellikle davacının satışa sunduğu ürün çeşidi ile aynı olan ürün ambalajlarında davacının “...” markalı ürünlerin ambalajları ile benzer renk ve kompozisyon tercih ettiği, davalının ticari sunumu ve ambalaj kullanımlarının davacının ticari sunum ve ambalaj kullanımlarına yaklaştırma niteliği taşıdığı, söz konusu ürünlerin aynı raflarda satışa sunulduğu, bu nedenlerle ambalaj tasarımında seçenek özgürlüğü olmasına rağmen davacı şekil markaları ve davacı ambalaj kompozisyonu ile iltibas oluşturacak ve davacı şekil markalarına yaklaştıracak biçimdeki ambalaj kullanılmasının, davalının bu benzerlikte bir ürün ambalajı tercih etmesinin özellikle davacı ile aynı piyasada yer almaları dikkate alındığında tesadüf olmadığı, dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığı, bu şekildeki kullanımın nihai tüketicide karışıklığa neden olabileceği, bu nedenlerle, davalının iltibas teşkil eden ambalaj tasarımı kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüzün tespiti, men'i, ref'i talebinin reddine, davalının kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Uyuşmazlık, davalı adına tescilli olup ticaretinde kullandığı “...” markasını tescil edildiği şekliyle kullanıp kullanmadığı, buradan varılacak sonuca göre kullanım şeklinin davacının "..." ibareli markaları ile genel izlenim itibariyle benzer olup olmadıkları ve davacı markalarına yaklaşıp yaklaşmadığı, buradan varılacak sonuca göre ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine sebep olup olmayacağı ve dolayısıyla davacı markasına tecavüzün ve haksız rekabetin söz konusu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Markaya tecavüz halleri 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede markanın 7. maddeye aykırı kullanımı da tecavüz fiilleri arasında sayılmıştır. SMK'nın 7/b hükmünde "Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince somut olayda markaya tecavüzün söz konusu olmadığı, ancak davalının iltibas teşkil eden ambalaj tasarımı kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüzün tespiti, men'i, ref'i talebinin reddine, davalının kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine karar verilmiş ise de, davacının “... + şekil” esas unsurlu seri markalarının mor zemin üzerinde yarım oval şekil, bez figürü ve kelime unsurundan oluştuğu, davalı markasının ise sadece beyaz zemin üzerine yeşil renkli ... kelimesinden ibaret olduğu, davalı markası bu şekilde olmasına rağmen, davalının fiili kullanımlarının; davacının “... + şekil” esas unsurlu markalarına yanaşacak ve onu hatırlatacak şekilde, kendi adına tescilli ... markasından uzaklaşarak, internet sitesi ve tanıtımlarda koyu pembe zemin üzerine yerleştirdiği, ürünler üzerinde ise davacı markasındaki gibi yarım oval şekil üzerine beyaz harfle konumlandırdığı, tarafların aynı sektörde faaliyette bulunması, aradaki mal/hizmet benzerliği de nazara alındığında bu haliyle davalı markasının davacı markasına yaklaşarak davacı markasından yararlanma ihtimali söz konusu olup yanaşma halinin karıştırma ihtimali hallerinden biri olduğu gözetildiğinde ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları da dikkate alındığında taraf markaları arasında benzerlik bulunduğunun kabulü ile markaya tecavüz fiilinin oluştuğunun tespiti, men'i, ref'ine karar verilmesi gerekirken davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın haksız rekabet yönünden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin haksız rekabet yönünden davanın kabulüne yönelik ve diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin haksız rekabet yönünden davanın kabulüne yönelik ve diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 07.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: e9fa14f9787ad12c595bbbccbdfa111ecd56256903fbc57ab9aed03309d876dc
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün