KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Senede bağlanmamış pay için imzalanan devir sözleşmesinin geçerliliği ve vekâletname eksikliğiyle reddedilen temyiz işlemine tarafın sonradan onay vermesi.
Davacılar, yazılı sözleşmeyle devraldıkları anonim şirket paylarının kaydını istemiştir. Mahkeme, çıplak pay devrinde yazılı sözleşmeyi yeterli bulmuş; devredenlerin bedeli aldıklarını açıkça kabul etmeleri karşısında bedel yazılmadığı savunmasını da uygun görmemiştir. Yargıtay esas yönünden onamıştır. Ayrı usul bölümünde, bir davalının vekilin temyizine sonradan muvafakat etmesi üzerine onun yönünden ek ret kararı kaldırılmış; diğer davalıların süre ve temsil nedenlerine dayanan ek kararları korunmuştur. Belirsiz alacak veya ıslah sorunu bu davanın esası olarak çözümlenmemiştir.
Kararın sonucu
Bir davalı yönünden temyiz icazeti nedeniyle ek kararın kaldırılması; diğer ilgili ek ret kararlarıyla pay devrine ilişkin esas kararın onanması.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Kaynakta açık kalan özel kişi adı gizlenmiş, özgün kaynak ve hash korunmuştur. Girişte temyiz eden taraf davacılar olarak, devamındaki süreç ve sonuçta ise davalılar olarak yazılmıştır; editoryal açıklama ayrıntılı gerekçe ve sonuç bölümünü esas almaktadır.
11. Hukuk Dairesi 2026/4286 E. , 2026/4179 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1736 Esas, 2025/422 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/518 Esas, 2021/814 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 29.03.2013 tarihinde o zamanki unvanı ... İnş. A.Ş. olan davalı şirketin ortakları ile şirket hisselerinin devri hususunda anlaştığını, aynı sözleşme ile davalı şirketin %17'şer oranında hissedarı haline geldiklerini, 29.03.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi neticesinde, şirketin yeni ortakları müvekkilleri ile halihazırda şirket yönetim kurulu ve tek hissedar olan ... ve...olduğunu, sözleşme mukabilinde müvekkillerinin uzunca bir süre şirket yetkilileri ile görüştüğünü, ancak şirket hisselerinin şirket pay defterine kaydını bir türlü sağlayamadığını, bunun üzerine taraflarınca ihtarname ile davalı şirkete ve şirket yönetim kurulu başkanı olan ...'a, müvekkillerine usulüne uygun olarak devredilmiş bulunan hisselerin pay defterine kaydı için müracaat edildiğini, ancak bir aydan fazla süre geçmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığını, bu konuda kendilerine bir bildirim de yapılmadığını, hisse senetlerinin nama yazılı ya da hamiline yazılı hisse senetleri değil çıplak hisse denilen hisseler olduğunu, bu hisselerin devrinin artık yazılı şekilde yapılabildiğini ileri sürerek davalılardan ... adına kayıtlı davalı şirket hisselerinin %17'sinin müvekkili ... adına, %17'sinin ise müvekkili ... adına hükmen tesciline karar verilmesini, bu tescil işlemlerinin sözleşme tarihinden itibaren hüküm ifade edeceğinin tespitine karar verilmesini, tescil taleplerinin kabul edilmemesi halinde, davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'dan belirsiz alacak talebi olarak ve daha sonra arttırılmak üzere 10.000,00'er TL'nin müştereken ve müteselsilen 29.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, ilgili sözleşmenin konu başlığının altında açıkça "Bu Sözleşme; bazı işlemlerin hızlandırılabilmesi için geçici olarak imza altına alınmıştır.(Geçici A.Ş. Hisse devir sözleşmesidir.)" denildiğinden ve hisse devri bedeli dahi yazılmadığından, iş bu sözleşmenin hisse devir sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, davacıların ve dava dışı ...'ın, dava dışı ...'ndan İstanbul/...'te bulunan gayrimenkulü kiraladığını, kira bedelini aylar boyunca ödeyemediklerini, davacıların müvekkili şirket ortaklarına kiralanan yerde ortak bir işletme açılması için teklif götürdüklerini, müvekkili şirketin teklifi ile hali hazırda mevcut olan müvekkili şirket olarak yeni bir kira sözleşmesine taraf olmayı kabul ettiklerini, bu nedenle müvekkili şirketten hisse satın almaları gerektiğini, tapu kaydına uygun olarak ilgili gayrimenkulün okul ve yurt olarak faaliyete geçirilmesi için sermaye koymaları, davacılar adına ödenen kira borçlarının elde edilecek kâr payından mahsup edilmesi koşulları ile kabul ettiğini, müvekkillerinin önce davacılar adına ve hesabına oluşmuş ve ödenmemiş kira borcunu ödediğini, daha önce temerrüte düşmüş bir kira sözleşmesine taraf olmak istemediği için dava dışı ... ile müvekkili şirket arasında yeni bir kira sözleşmesi akdedildiğini, bu sırada davacıların, oluşan avukatlık ücretlerine, noter masraflarına hiçbir suretle katılmadığını, müvekkillerinin bu süreçten rahatsızlık duyarak davacılar ile bir araya geldiğini, müvekkillerine yaptırılan haksız ödemeler ardından davacıların, zaten aylardır kira bedeli ödeyerek nakitlerini tükettiklerini, hisse devrine ayıracak nakit bir yana; işletmenin faaliyete geçmesi için gereken sermayeyi dahi sağlamalarının mümkün olmadığını, hatta adlarına ve hesaplarına ödenen kira bedelini dahi geri ödeyemeyeceklerini beyan ettiklerini, adeta müvekkillerini ortada bıraktıklarını, müvekkillerinin yüklü krediler kullanarak, sermaye sağlayarak ilgili gayrimenkulü okul haline getirdiğini, faaliyete soktuğunu, bu nedenle davacıların herhangi bir alacak talebinde bulunmalarının olağan olmadığını, müvekkillerinin kâr amacı güden özel bir hukuk tüzel kişisi olduğu düşünüldüğünde, davacıların bir karşılık ödemek sureti ile hisse sahibi olacağına hiç şüphe duyulamayacağını, bu şekilde ticari ilişkinin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğuna da şüphe olmadığını, kendi borcunu ifa eden veya sözleşmeye uygun ifayı teklif eden kişinin akdin ifasını isteyebileceğini, ancak davacının ne kendi ediminden söz ettiğini ne de edimini ifa edeceğini belirttiğini, davacı tarafların, iddialarını ispatlar bir delil dahi sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar ile davalılar arasında 29.03.2013 tarihli bir hisse devri sözleşmesi aktedildiği, söz konusu hisse devri sözleşmesi ile davalı şirket hisselerinin % 17'sinin ayrı ayrı her iki davacıya devredildiğinin kararlaştırılmasına rağmen söz konusu hisse devirlerinin davalı şirket yönetim kurulu tarafından şirket pay defterine kayıt edilmediği, bu anlamda davacıların resmi anlamda şirkette pay sahibi olamadıkları, davalı şirket yönetim kuruluna ve payı devreden kişilere gönderilen ihtarnameye rağmen payların devredilmediği, devredilen anonim şirket hisselerinin hamiline veya nama yazılı hisseler olmaması nedeniyle çıplak pay niteliğinde bulundukları, çıplak payın devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olması nedeniyle yazılı bir sözleşmenin yeterli olduğu, bu anlamda 29.03.2013 tarihli hisse devir sözleşmesinin pay devrini sağlayabileceği, sözleşmede payı devredenler ile devralanların pay oranlarının yazılı olduğu, ayrıca payı devredenlerin, hisselerin tamamının değerini nakden ve haricen almış olduklarını açıkça belirtilmesi nedeniyle davacıların kendi edimlerini yerine getirmediğinin ileri sürülemeyeceği, her ne kadar her bir payın hangi bedel üzerinden devredildiği sözleşmede yazılı değilse de, payı devredenler tarafından pay bedelinin tamamen alınmış olduğunun kabul edilmesi nedeniyle sözleşmede pay bedelinin yazılı olmadığı hususunun ileri sürülmesinin mümkün bulunmadığı, sözleşme ile son ortaklık yapısının belirlenmesi, bundan sonra payı devredenlerin (eski ortakların) başkalarıyla herhangi bir devir sözleşmesi yapamayacağının kararlaştırılmış olması dikkate alındığında sözleşmenin her açıdan geçerli ve tarafları bağlayıcı nitelik taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. EK KARAR Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2025 tarihli ek kararı ile; davalılar ..., ... ve ... yönünden temyiz başvurusunun süre yönünden reddine, davalılar ... ve ... yönünden yapılan temyiz başvurusunun, başvuran vekilin bu davalılar tarafından kendisine verilmiş bir vekâletnamesinin bulunmaması nedeni ile yapılmamış sayılmasına, temyiz işlemlerinin davalı ... A.Ş. yönünden devamına karar verilmiş, ek karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 29.03.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi gereği davacıların şirket ortağı olduklarının tespiti ve ticaret siciline hükmen tescili; bu talebin reddi halinde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dairemizin 2025/6808 E., 2026/17 K. sayılı geri çevirme kararı uyarınca davalı […] tarafından 12.02.2026 tarihli dilekçe ile vekil Avukat ...'ın temyiz dilekçesine muvafakat ettiği anlaşıldığından davalı ... yönünden ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.10.2025 tarihli ek kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalılar ..., , ..., ... yönünden usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
3.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı şirket ve davalı ... yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin ek karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2025 tarihli ek kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ..., ..., ...'in temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2025 tarihli ek kararının bu davalılar yönünden onanmasına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 13.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 6cd05861ea84a6523aa9bba556d883da9b6cbdf56ccadb68c331ee46251ae315
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün