Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku

Akaryakıt Bayiliğinde Sözleşme Sonunda İstenebilen Asgari Alım Cezası ve Vekâlet Ücreti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2026/266 E., 2026/4445 K., 9 Eylül 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Sözleşme/protokolde süre sonu veya fesihte toplu istenebileceği düzenlenen asgari ürün alım cezasında önceki yıllar için çekince aranması ve nispi avukatlık ücretinin hesabı.

Akaryakıt dağıtıcısı, kredi borcu ödenmediğinden bayiliği feshedip fesih cezası ile eksik ürün alım cezası istemiştir. İlk derece, çekincesiz mal verilmeye devam edildiğinden ilk iki yılın alım cezasını reddetmiştir. İstinaf, protokolün cezanın süre sonunda veya fesihte toplu istenmesine izin verdiğini belirleyerek feshe kadar geçen dönemi hesaba katmıştır. Yargıtay bu esas değerlendirmesine yönelik bayi itirazlarını reddetmiştir. Davacı lehine nispi vekâlet ücreti eksik hesaplandığından yalnız bu tutar düzeltilerek onama yapılmıştır.

Kararın sonucu

Davalının tüm esas itirazları reddedildi; kabul edilen ceza alacakları korunarak davacı lehine vekâlet ücreti 79.047,83 TL’den 196.992 TL’ye yükseltilmek suretiyle hüküm oybirliğiyle düzeltilerek onandı.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

11. Hukuk Dairesi 2026/266 E. , 2026/4445 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/428 Esas, 2025/1102 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/210 E., 2022/718 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 20.03.2014 tarihli protokol ve 18.06.2014 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davacının davalıya toplam 900.000,00 USD kredi verdiğini, davalının kredi borçlarını 08.08.2016 tarihinden itibaren ödemediğini, davalının, beyaz ürün satın alma taahhüdü bulunduğunu, sözleşmenin fesih tarihi olan 09.12.2016 tarihine kadar olan süre içerisinde akaryakıt ürün alımını eksik yaptığını müvekkili tarafından bayilik sözleşmesinin 09.12.2016 tarihli ihtarname ile haklı olarak feshedildiğini, ihtarnamede 200.000,00 USD cezai şart ve beyaz ürün ve madeni yağ satış taahhüdünden kaynaklanan cezai şart borcunun ödenmesinin istendiğini ancak bugüne kadar ödenmediğini ileri sürerek sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebiyle 200.000,00 USD cezai şart, davalının asgari ürün taahhüdünü yerine getirmemesi sebebiyle toplam 163.420,83 USD tutarındaki cezai şart alacaklarının 09.12.2016 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 22.12.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 900.000,00 USD kredi verdiğini, bu kredinin ilk taksidinin 450.000,00 USD olarak, ikinci taksidinin 941.400,00 TL olarak davacıya ödendiğini, bir kısmının ise dolardaki aşırı yükseliş nedeniyle ödenemediğini, davacının müvekkiline akaryakıt verilmesini durdurduğunu ve bayilik sözleşmesini feshettiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve protokolün davacı tarafından .... Noterliği’nin 09.12.2016 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiğini, bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle cezai şartın yerine getirilmesinin talep edilemeyeceğini, sözleşmenin yerine getirilmesindeki aksaklıkta müvekkilinin kusuru olmadığını, cezai şart hükümlerinin gerçekleşmediğini ve muaccel olmadığını, ifaya ekli cezai şartta taahhüdü ihlalde ihtirazi kayıt ve ihtarname olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalının kredi ve cari hesap borçlarından dolayı taraflar arasında akdedilmiş bulunan bayilik sözleşmesini haklı nedenle feshedildiği, taraflar arasında akdedilen 18.06.2014 tarihli bayilik sözleşmesinin 23. maddesi hükmü gereğince ödemelerin vadesinde yapılmamasından dolayı haklı nedenle sözleşmeyi fesheden davacının 200.000,00 USD ceza koşulunu talep edebileceği, asgari alım taahhüdü nedeniyle talep edilen cezai şart talebi yönünden ise bayilik sözleşmesinin birinci ve ikinci yılında/döneminde davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği, davalıdan bu dönemde herhangi bir talepte bulunmayan veya bu konuda bir çekince koymaksızın sonraki yıllarda mal vermeye devam eden davacının ilk 2 yıla ilişkin ceza koşulu talep etmesinin haklı ve geçerli bir dayanağının olmadığı, sözleşmenin feshedildiği 3. yıl için 47.481,50 USD asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağı talep edilebileceği, davalı yanca cezai şartın tenkisinin talep edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 200.000,00 USD sözleşmeye dayalı cezai şart alacağı ile 47.481,50 USD asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca taraflar arasındaki sözleşme ve protokolün haklı nedenlerle feshedilmiş olduğu, sözleşme ve protokol kapsamında davacının cezai şart ve asgari alım taahhüdüne yönelik talepte bulunabileceği, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı yanın istinaf itirazlarının incelenmesinde; taraflar arasındaki 20.03.2014 tarihli protokolün asgari ürün alım taahhüdü başlıklı 8. maddesi ile davalının protokol süresince perakende standart satış fiyatından olmak üzere 5.0 00... beyaz ürün ve 5 ton madeni yağ almayı kabul ve taahhüt ettiği, protokolün 2. maddesinde; “…taraflar, bayilik sözleşmesinin imzalanmasını takiben iş bu protokolün bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde olacağını kabul ederler” şeklinde hüküm yer aldığı, protokolün süresi, taraflar arasındaki sözleşme ve protokol gereğince 5 yıl olarak belirlendiği, protokolün 9. maddesinde davalının, bayilik sözleşme süresinin sonunda veya fesih tarihinde perakende standart satış fiyatından TP’den satın almadığı beher m3 beyaz ürün için 107,00 USD, TP’den (veya TP ile anlaşmalı olan madeni yağ üreticisinden) satın almadığı beher ton madeni yağ için 2.000,00 USD tutarındaki cezai şart bedelini TP’ye ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, aynı protokolün 26. maddesinde davalı, fesih halinde “asgari ürün alım taahhüdünün sözleşmenin feshine kadar geçen süreye karşılık gelen kısmından doğan cezai şart borcunu öder” düzenlenmesinin bulunduğu, sözkonusu hükümler uyarınca davacı ihtirazi kayıt koymasa dahi o yıla ait cezai şart talep edebileceği gibi sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar gerçekleşen cezai şartı toplu olarak da isteyebileceği, bu durumda mahkemece asgari alım taahhüdüne yönelik davacının cezai şart talep hakkı bulunduğu kabul edilerek sözleşme başlangıç tarihi 18.06.2014 ile sözleşmenin feshedildiği tarih olan 09.12.2016 tarihine kadar olan bölüm yönünden hesaplanarak cezai şart miktarının belirlemesi gerekirken bu kalem yönünden eksik hesaplama ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 200.000,00 USD sözleşmeye dayalı cezai şart alacağı ile 163.202,35 USD asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağının faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesine istinaden cezai şart ve asgari alım taahhüdünden kaynaklanan alacağının tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13. Maddesinin birinci fıkrası "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. düzenlemesini içermektedir.

Davacı, dava dilekçesinde toplam 363.420,83 USD karşılığı 1.323.252,75 TL olarak dava değerini göstermiş ve bu meblağ üzerinden harç yatırmış olup, Bölge Adliye Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilerek toplam 363.202,35 USD cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilerek davacı lehine 79.047,83 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alındığında eksik hesaplanmış olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4-a) numaralı paragrafının (d) bendinde yer alan “79.047,83 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “196.992,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 6ea79d04b7f35e6857fc28bf9cdc80ebfec13c2e6b72c181d42f1546905c6ca1

← Yargıtay kararlarına dönün