KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Fiilî inşaatın uzamasının poliçede belirlenmiş esas inşaat teminat süresini kendiliğinden uzatıp uzatmadığı.
İnşaattan çalınan kablolar için sigorta tazminatı istenmiştir. İlk derece mahkemesi fiilî iş bitim süresine dayanarak talebi kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi poliçedeki bakım dönemini, süre uzatım zeyli bulunmamasını ve bakım dönemindeki hırsızlığın açıkça teminat dışında bırakılmasını esas alarak davayı reddetmiştir. Yargıtay ret kararını onamıştır. Somut poliçede fiilî inşaatın tamamlanmamış olması, sigortacının esas inşaat dönemi sorumluluğunu kendiliğinden uzatmamıştır.
Kararın sonucu
Sigorta tazminatı talebinin reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının onanması.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Kaynakta anonimleştirme veya aktarım nedeniyle bazı tarih aralıkları bozulmuştur. Açıklama, süre uzatım zeyli bulunmaması ve bakım dönemindeki hırsızlık istisnası hakkındaki istinaf gerekçesi ile Yargıtayın bunu onamasına dayanır; her inşaat poliçesi için aynı kapsam varsayılmaz.
11. Hukuk Dairesi 2025/7187 E. , 2026/4456 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/102 Esas, 2025/1237 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/60 E., 2021/706 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin üstlendiği ... İl Emniyet Müdürlüğü Hizmet Binası Yapım İşi için davalı sigortacı nezdinde İnşaat All Risk Sigortası düzenlendiğini, inşaat sahasında 19.09.2018 tarihinde gerçekleşen hırsızlık eyleminde 550 metre kablo çalındığını, ayrıca elektrik akım kablolarının 7 farklı yerden kesilmesi nedeniyle hattın tekrar işlev görmesi için toplam 1400 metre kabloya ihtiyaç duyulduğunu, buna göre zararlarının yaklaşık 350.000,00 TL olduğunu, davalı ... tarafından; "poliçede inşaat işleri döneminin 17.10.2017 tarihinde sona erdiği, hasarın inşaat bakım dönemi içerisinde gerçekleştiği ve bakım dönemindeki hırsızlığın teminat kapsamında olmadığı" gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında inşaat sigortalarında inşaat faaliyetlerinin başladığı tarihten geçici kabulün onaylanmasına kadar devam eden sürenin inşaat süresi, geçici kabul aşamasından kesin kabul aşamasına kadar geçen sürenin ise bakım evresi olduğunun belirtildiğini, somut olayda geçici kabul 22.01.2019 tarihinde gerçekleştiğinden, hırsızlığın inşaat süresinde gerçekleştiğini ve zararın poliçe kapsamında olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 122.427,77 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; İnşaat All Risk Sigortası Poliçesinin 28.09.2015 başlangıç, 17.10.2018 bitiş tarihli olduğunu, poliçede 17.10.20 17... .10.2018 tarihleri arasındaki dönemin bakım devresi teminatı olarak düzenlendiğini, inşaat süresinin değiştirilmesi için herhangi bir süre uzatımı veya zeyil talebinde bulunulmadığını, bakım devresi teminatı süresi içinde gerçekleşen hırsızlık nedeniyle oluşacak zararların teminat kapsamında olmadığını, geçici kabul yapıldığı beyan edilen 22.09.2019 tarihinde poliçe süresi bitmiş olduğundan, yürürlükte olan bir poliçe bulunmadığını, olayın inşaat dönemi içerisinde gerçekleştiği kabul edilse dahi, şantiyenin tamamen kapalı olması, 24 saat güvenlik görevlisi bulunması ve gece aydınlatma yapılması şartlarının sağlanmadığını ve güvenlik zafiyeti bulunduğunu, bu nedenle zararın teminat kapsamında olmadığını, zararın hırsızlık nedeniyle gerçekleştiğinin ve hasar miktarının ispatlanması gerektiğini, ancak dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile poliçede, "Bu teminat poliçe üzerinde belirtilmiş olan süre ile geçerli olup poliçede yazılı bakım devresi süresi her ne olursa olsun geçici kabulün yapılması ve/veya sigortalı kıymetin işletmeye açılması ile fiilen kendiliğinden başlar." hükmünün yer aldığı, ... Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yazısında iş bitim tarihini 20.08.2018 olarak belirlediği, aynı yazıda davacı yükleniciye 30 günlük süre verilmesinin uygun olacağının belirtildiği, bu durumda 30 günün eklenmesiyle iş bitim tarihinin 20.09.2018 olacağı, davaya konu hırsızlığın 19.09.2018 tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle hırsızlığın inşaat süresinde ve teminat kapsamında sayılabileceği, dinlenen tanığın inşaat sahasında güvenlik görevlisi bulunduğu ve şantiye sahasının çitle çevrildiğini beyan ettiği, hasar tutarının 250.046,80 TL olduğu, ancak teminat limiti 150.000,00 TL olup, davada talep edilen 122.427,77 TL'nin limit dahilinde kaldığı, tarafların tacir olduğu ve davadan önce davalı sigortacıya hasarın ihbar edildiği gözetildiğinde alacağa ekspertiz tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 122.427,77 TL tazminatın 08.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inşaat sigortası sadece esas inşaat süresi için koruma sağladığından bu süreden sonra da sorumluluğu devam eden müteahhidin bakım devresi için de sigortacı ile anlaşması ve ek prim ödemesinin gerektiği, inşaat sigortalarındaki bakım devresinde sigortacı açısından riskin azaldığı, bu devrede poliçe all risks özelliğinden çıktığından, sadece eksikliklerin tamamlanması sırasında ve genellikle bu faaliyetlerle sınırlı olarak müteahhit tarafından gerçekleştirilen zarar ve hasarların güvence altına alındığı, bu nedenle bakım devresinde meydana gelen ziya ve hasarların teminata dahil sayılabilmesi için müteahhidin sorumluluğunda olan bir sebepten kaynaklanmasının gerekeceği, doğal afetler, yangın, hırsızlık gibi nedenlerden kaynaklanan ziya ve hasarların sorumluluğu da müteahhide ait olmakla beraber eksikliklerin giderilmesi faaliyetleri ile ilgili olmadığından bakım devresi teminatının dışında kalacağı, somut olayda 28.09.2015 başlangıç, 17.10.2018 bitiş tarihli İnşaat All Risk Sigortası Poliçesinde 17.10.20 17... .10.2018 tarihleri arasındaki dönemin, bakım devresi teminatı dönemi olarak belirlendiği, inşaat süresinin uzatımı için herhangi bir zeyilname düzenlenmediği, poliçenin 7. sayfasında bakım devresinde gerçekleşecek hırsızlık veya hırsızlığa teşebbüs sonucu oluşacak zararların teminat harici olduğunun belirtildiği, inşaatın fiilen bitirilmemiş olduğu gerekçesiyle, sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresinin de uzadığının kabul edilmesinin, sigorta şirketinin, sigorta sözleşmesinde kararlaştırılan inşaat süresini aşan şekilde sorumlu tutulması sonucunu doğuracağı, o halde inşaat sigortasında maddi sigorta süresinin, sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresi ile sınırlı olduğu, bu sürenin bitimi ile poliçenin all risks özelliğinden çıktığı, somut olayda hırsızlığın sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresi dolduktan sonra, bakım devresinde gerçekleştiği, bakım devresi süresinde gerçekleşen hırsızlığın teminat kapsamında olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, İnşaat All Risk Sigortası Poliçesine dayalı olarak açılan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 9eee289b0f060ced7bab045bd794ecbc4bda1ca50f8d6294ba1806f325cb8ebd
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün