KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
İnternetteki bayi şikâyetlerine karşı marka tecavüzü davasıyla ticari kötüleme iddiasının farklı çerçeveleri.
Marka sahibi, bayilerin internetteki satış kârlılığı ve ilgisizlik şikâyetlerinin markasına zarar verdiğini ileri sürmüştür. İlk mahkeme yazıları eleştiri ve yakınma niteliğinde değerlendirerek marka tecavüzü talebini reddetmiştir. Daire, dilekçedeki bazı ticari kötüleme ifadelerinin haksız rekabet oluşturabileceğini belirtmiş, buna rağmen ön incelemede belirlenen marka tecavüzü uyuşmazlığı çerçevesinde ret hükmünü onamıştır. Bu nedenle karar bütün internet şikâyetlerinin sınırsız biçimde hukuka uygun olduğu sonucunu vermez. Marka hakkı, ticari itibar ve farklı hukuki talep kapsamları somut sözler ve dava çerçevesiyle birlikte ayrılmalıdır.
Kararın sonucu
Marka tecavüzü ve buna dayalı tazminat taleplerinin reddi onanmıştır; olası haksız rekabet değerlendirmesi kesin kabul hükmü değildir.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Ön inceleme kapsamına ilişkin gerekçe, hâkimin bütün davalarda hukuki nitelendirmeyle bağlı olduğu şeklinde genel bir kural olarak çıkarılmamıştır. Ticari kötüleme ihtimaline ilişkin değiniyle marka talebinin reddi ayrı tutulmuştur.
11. Hukuk Dairesi 2025/7167 E. , 2026/4387 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2024/195 Esas, 2025/1234 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/93 E., 2023/226 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; “...” markasının sahibi olan müvekkili ile davalılardan ... arasında bebek ve çocuk ürünlerinin satışı için bayilik sözleşmesi imzalandığını, adı geçen ile işleri fiilen yürüten diğer davalının 13.04.2021 tarihinde “...” sitesinde müvekkilinin markası hakkında yanıltıcı, haksız beyanlar içeren yazılar yazarak yayımladıklarını, haksız fiil teşkil eden bu fiilin müvekkilinin markasını küçük düşürdüğünü, müşteri ve kazanç kaybına uğradıklarını, aralarındaki sözleşmenin 6. maddesinde yer alan bilgi gizliliği maddesinin ihlal edildiğini, internet ve sosyal medyayı haksız amaçları için kullanmaya çalıştıklarını, şikayetleriyle müvekkilinin markasını karaladıkları gibi okuyanları ... adresine yönlendirerek kendi markalarının reklamını yaptıklarını ileri sürerek davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil eden ve ticari kayıplara neden olan zarar verici hukuk dışı sözleşmeye aykırı eylemlerin durdurulmasına ve uğranılan zarar için 10.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılarca ürün satışının yeterince kar getirmediğinin, bayilerle yeterince ilgilenilmediğine dair işbu yazı içeriğinin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında hakaret veya marka hakkını kötülemekten ziyade eleştirel ve firma çalışanlarının ilgisizliğinden yakınılmasına yönelik olup, marka tecavüzü ve haksız rekabete ölçüsünde sonuçlar doğurmayacak nitelikte olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde özellikle dava dilekçesinde, yanıltıcı beyanlarla davacı şirketin ticari itibarının ve şartlarının kötülenmesi sureti ile ticari kayba sebep olunduğuna ilişkin ifadelerde bulunulmasına ve bu hususun davalılardan ... yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55. maddesinde yer alan haksız rekabeti teşkil eden eylemi oluşturabileceğinin anlaşılmasına rağmen 09.11.2021 tarihli ön inceleme tutanağında, taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının "Davacı adına tescilli "..." markasına davalılar tarafından ... sitesine yorum yazılmak sureti ile yapılan yorumun marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, davacı markasına zarar verip vermediği, maddi manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı" şeklinde olduğunun tespit edilmesine ve bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 08.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 5b294d198d66e7b8f25e5e209288a1f250358287f4b44c6f3ba3403f1dae42c5
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün