KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Birden çok yazarın hazırladığı kitaplarda intihal ispatı ve sözleşme şartına dayanarak eser sahiplerinden birinin adının sonraki baskıdan çıkarılması.
Yayımcı ve diğer yazar, matematik kitaplarında davalının intihal yaptığını ve sözleşme gereği adının ikinci baskılardan çıkarılabileceğini ileri sürmüştür. Çoğunlukça onanan gerekçede, kitap ve bandrol belgelerindeki yazar adının eser sahipliği karinesi oluşturduğu, hangi soruyu kimin hazırladığının belirlenemediği ve intihalin kanıtlanmadığı kabul edilmiştir. Adı çıkarma şartı FSEK 15’in emredici niteliğine aykırı görülerek davalar reddedilmiştir. Karşıoy, ayrılmaz eserin birliğe ait olduğunu, bir yazarın bu eseri tek başına sahiplenmesinin intihal oluşturabileceğini savunmuş ve bozma istemiştir.
Kararın sonucu
Yazar adını sonraki baskılardan çıkarmanın hukuka uygunluğunu tespit istemlerinin reddi oyçokluğuyla onandı; karşıoy intihal ve sözleşmeye aykırılığın yeniden değerlendirilmesi için bozma yönündedir.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Ayrılmaz birlikte eserden atıfsız alıntının intihal oluşturacağına ilişkin ayrıntılı açıklamalar karşıoydadır. Karşıoyda birlik düzenlemesi 11. madde olarak anılmıştır; norm alıntısındaki bu kaynak gösterimi sessizce değiştirilmemiştir ve editoryal kural olarak tekrarlanmamıştır.
11. Hukuk Dairesi 2025/6854 E. , 2026/4097 K.
"İçtihat Metni " MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/692 Esas, 2025/1338 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/234 E., 2022/296 K. BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/45 E. sayılı dava dosyası
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ...'un yetkilisi olduğu ... Paz. Ltd. Şti. ile davalı arasında yapılan 01.07.2012 tarihli sözleşme ile davalının yazar sıfatı ile üniversiteye hazırlık veya ortaöğretim grubu matematik soru bankası ve konu anlatımlı eserleri meydana getirmeyi, şirketin ise bu eserleri yayınlamayı taahhüt ettiklerini, sözleşmede tarafların karşılıklı hak ve sorumluluklarının, sözleşmenin feshi, cezai şart ve diğer hususların ayrıntısı ile yer aldığını, sözleşme hükümleri doğrultusunda eserleri meydana getirmeyi üstlenen davalının sözleşmeye aykırı davranarak çok sayıda intihalde bulunduğunun anlaşılması üzerine sözleşmenin feshedildiğini, davaya konu Limit ve Süreklilik, Modüler Aritmatik, Bölme-Bölünebilme, ...1, ...... Çarpanlara Ayırma, Matematik 2. Dereceden Denklemler-....adlı eserlerin gerçek sahibinin davalı değil müvekkili ... ile diğer yazarlar olduğunu ileri sürerek davalının sözleşmeye aykırı olarak başka yazarlara ait eserlerden intihal yaptığının ve davalı ile müvekkil şirket arasında yapılan sözleşmenin cezai şartlara ait 7. maddesi gereği davaya konu eserlerin ikinci baskılarında yazar olarak davalının isminin yazılmamasının hukuka uygun olduğunun tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının yayın koordinatörlüğü görevinin devlet memuru olması nedeniyle şikayet edilmesi üzerine sona erdiğini, müvekkilinin davalının sözleşmeye aykırı olarak intihaller yaptığını fark edince kendisinden bu durumu açıklamasını varsa farklı yayın evlerinden alıntılarını kendisine bildirmesini, intihaller doğru ise çalışmayacaklarını, sözleşmeyi feshedip yasal yollara başvuracağını beyan etmesine rağmen davalının bilgi vermek yerine müvekkiline karşı saldırılara geçtiğini, davalının, dava konusu "Matematik Temel Kavramlar-Sayı Basamakları ve Taban Aritmetiği" adlı eserin gerçek sahibi olmadığını, davalının müvekkili şirket ile akdettiği 01.07.2012 tarihli sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını ileri sürerek müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşmenin davaya konu eserin ikinci baskısında yazar olarak davalının isminin yazılmamasının hukuka uygun olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacı şirket yetkilisinin branşı olan matematik alanı dışında da her alanda yazılan kitaba ismine yer verdirdiğini, müvekkilinin birçok eseri tek başına yazdığını, davacı ile aralarındaki sözleşmeleri feshederek ilişkisini sona erdiren ve maddi tazminat talebinde bulunanın müvekkili olduğunu, 01.07.2012 tarihli sözleşmeye imza attığını hatırlamadığını, müvekkilinin, davacı ile 2016 yılının Ocak ayında sözleşme imzaladığını, bahsi geçen 01.07.2012 tarihli sözleşmenin aslının dosyaya ibrazının ve hangi tarihte düzenlendiğinin tespitinin gerektiğini, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz beyanlarda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Dava konusu eserlerin daha önce birçok defa müvekkilinin adına bandrol alınarak basıldığını ve satıldığını, davacı tarafa yayınevi ile ilişkilerini kestiklerini bildirdiklerini, tüm sözleşmelerin feshedilerek müvekkiline ait eserleri basmamalarını ihtar ettiklerini ancak ihtara bir cevap alamadıklarını, bu sebeple davacı tarafla hukuksal sürece girdiklerini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak müvekkili aleyhine açılan haksız davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu edilen eserlerin birden fazla eser sahibi tarafından oluşturulmuş olmalarından bahisle, kitaplardaki hangi kısmın ve hangi soruların, hangi yazar tarafından yazıldığının net olarak tespitinin mümkün olmadığı, bu itibarla ortak bir yazar grubu tarafından daha önce yazılan kitaptaki soruların sonra yazılan kitaplara alınmasının intihal oluşturmayacağı, zira önceki kitaptaki soruyu hangi yazarın yazdığı ve sonraki kitaptaki her bir sorunun kimin tarafından hazırlandığı hususlarının belli olmadığı, hazırlanan soruların davacı yayınevinin organizasyon ve kontrolünde basılan yeni kitaplarda yer alması ve davacı asilin de eser sahibi olarak kitaplarda isminin bulunması hep birlikte dikkate alındığında davacının intihal iddialarının ispatlanamadığı, hayatın olağan gelişimine de uygun bulunmadığı, ayrıca davacı, sözleşmeyi feshettiğini ve bu feshin haklı sebebe dayandığını iddia etmiş olsa da, sunmuş olduğu bir fesih ihtarnamesi bulunmadığı gibi davalının 06.04.2016 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğinin anlaşıldığı, diğer yandan sözleşmeyi davacı yanın feshettiği iddiası kabul edilse dahi, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin içeriği ve gelişimi, eser sahipliği karinesinin aksinin ve intihal iddialarının dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu eser vasfını haiz tüm kitapların üzerinde davalı ...'nin eser sahiplerinden biri olarak isminin yer aldığı, Bandrol Talep Formu Taahhütnamesi'ne göre isminin müşterek eser sahiplerinden biri olarak bildirildiği, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 11. maddesine göre karine olarak davalının eser sahibi olduğu, davaya konu edilen eserlerin birden fazla eser sahibi tarafından oluşturulduğu, kitaplardaki hangi kısmın ve hangi soruların, hangi yazar tarafından yazıldığının net olarak tespit edilemediği, ortak bir yazar grubu tarafından daha önce yazılan kitaptaki soruların sonra yazılan kitaplara alınmasının intihal oluşturmayacağı, davacı tarafından davalının intihal yaptığı iddiasının ispatlanamadığı, davacı tarafından sözleşmeyi haklı nedenlerle fesih ettiğini ileri sürmüş ise de, fesih ihtarnamesi bulunmadığı, davalı tarafından 06.04.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, davacının iddiasının sübut bulmadığı, sözleşmenin 7. maddesinin FSEK'in 15. maddesindeki emredici hükme aykırı görüldüğü, davacının sonraki basılarda davalının ismini eser sahipliğinden çıkarmasının FSEK'in 15. maddesine aykırılık taşıdığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemece asıl ve birleşen davada davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, dava konusu eserlerin gerçek sahibinin davacı ... ile diğer yazarlar olduğu, davalının 01.07.2012 tarihli sözleşmeye aykırı olarak başka yazarlara ait eserlerden intihal yaptığı iddialarına dayalı olarak davalı ile davacı şirket arasında yapılan sözleşmenin 7. maddesi gereği davaya konu eserlerin ikinci baskılarında yazar olarak davalının isminin yazılmamasının hukuka uygun olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ...'a yükletilmesine, 02.07.2026 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Asıl ve birleşen davada çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, davalının dava konusu eserlerde birlikte eser sahibi olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre birlikte eser sahiplerindenbirinin sonradan yazmış olduğu kitaba ortak eserden atıfsız veya iktibas serbestisini aşar ölçüde alıntı yapmasının intihal oluşturup oluşturmayacağı, buradanda varılacak sonuca göre davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı noktalarında toplanmaktadır. Hem asıl hem de birleşen davaya konu olan somut olayda, ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olan ve davalının alıntı yaptığı dava konusukitaplar birden fazla yazar tarafından oluşturulmuştur. Bu durumda kitaplar üzerinde birden faza yazar eser sahibi konumundadır. Dava konusu kitapların hangi bölümünün hangi yazar tarafından yazıldığı belli olmadığı gibi, hangi sorunun hangi yazar tarafından hazırlandığı da belli değildir. Diğer bir ifade ile mahkemenin de kabulünde olduğu üzere hangi yazarın hangi soruları hazırladığı ve dolayısıyla kitaplarda hangi kısımları yazdığı tespit edilememiştir. O nedenle somut olayda ortak eser sahipliği değil, birlikte eser sahipliği söz konusudur.
Birlikte eser sahipliği ... Kanunu (...)’nun 11 inci maddesinde düzenlenmiş olup bu hükme göre, birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi onu vücuda getirenlerin birliğidir. Birliğe adi şirket hükümleri uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir. Eserin meydana getirilmesinde yapılan teknik hizmetler ile teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez. Yasada veya sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde, birlikte eser üzerindeki mali haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. Sinema eseri ile ilgili haklar saklıdır.
İntihalin sözlük anlamı bir kişinin başkasının eserini aşırıp kendisine mal etmesidir. Bu bağlamda intihalin ana şartı, özgün eser sahibinin “hususiyeti”nin çalıntı esere aynen geçirilmesidir. Yoksa bir eserden esinlenerek, ancak kendi hususiyetini yansıtarak meydana getirilen eserde intihalden söz edilemez. İntihal, bir kimsenin başkasının eserinden aşırma yapıp kendisine mal etmek olduğundan, normalde bir kimsenin kendi eserinden FSEK m. 35 de düzenlenen iktibas serbestisini aşar ölçüde atıflı veya atıfsız alıntı yapması intihal oluşturmaz (Tekinalp, Ünal/Nilson, O. Gül/Çelik, H.Ş., Feyzan, Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 6. Bası, Onikilevha, İstanbul, s. 234-237). Birliği oluşturan yazarlardan birinin birliğe ait eserden atıfsız veya sınırı aşan ölçüde atıflı alıntı yapmasının intihal değerlendirilmesinde alıntıyı yapan lehine etkisi olamaz. Zira, burada birliğe ait olan eserlerden aşırma yapılıp kendine mal edinme söz konusudur.
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelince, davalı kendisine ait kitaplardan değil, mali hakları kullanma yetkisi davacı şirkete ait olan kitaplar üzerindeki eser sahipliği davalının da dahil olduğu bir kısım yazarlardan oluşan birliğe ait olan kitaplardan alıntı yapmış olduğundan, bu alıntı birliğe ait eserleri kendisine mal etme sonucunu doğurur ve dolayısıyla intihal oluşturur. Davalının izinsiz alıntı yapmak suretiyle sadece kendi adına kitap yazmasının sözleşme ihlali oluşturup, oluşturmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince birliğe ait eserlerden davalının intihal yaptığı kabul edilip, birlikte eser sahiplerinden olan davacı gerçek kişinin ve sözleşme tarafı olan davacı şirketin bu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu gözetilerek, davalı eyleminin aynı zamanda sözleşmeye aykırılık oluşturup oluşturmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hem asıl hem de birleşen davanın reddine, bölge adliye mahkemesi (BAM) hukuk dairesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle BAM hukuk dairesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 328c05a0fb8cf9193020114f9096e91b6ef8cb300abc7340b0236214f44c9281
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün