Ticaret ve Şirketler Hukuku

Özelleştirme öncesi eksik tahakkukla devredilen alacağın azalmasında zarar ve ödenmiş KDVayrımı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/6473 E., 2026/4085 K., 1 Temmuz 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

İşletme hakkı/hisse devri sürecindeki okuma-tahakkuk işlemlerinin özel hukuk alacağına ve gerçek vergi zararına etkisi

Özelleştirme öncesi eksik okuma ve olağandışı tahakkuk iptalleriyle devredilen alacağın azaldığı ileri sürülmüştür. Alt derece uzman incelemesiyle 39.621.249,93 TL zarar saptayıp ticari avans faiziyle kabul etmiş; abonelerden tahsil edilen KDVdevlete ödendiği ve davacı zararına dahil olmadığı için ek KDVtalebini reddetmiştir. BAM ve 11. Hukuk Dairesi kısmi kabulü korumuştur. Karar bütün özelleştirme işlemlerinin idari iptali veya elektrik kullanıcısının tarife davası değildir; devir tarafları arasındaki özel alacaktır. Dönemsel zamanaşımı ve temerrüt kabulü somut eski işlem zinciriyle sınırlıdır.

Kararın sonucu

Gerçek zarar alacağının kabulü ve ayrıca KDVisteminin reddi şeklindeki kısmi hükmün oybirliğiyle onanması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

İşlem 2009, dava 2014 dönemindedir. Kaynak dava tarihi ile ilk derece esas numarası farklı yenilenmiş yargılama aşamalarına ait olabilir; yeni dava tarihi türetilmemiştir. Uygulanan süreler tüm güncel sözleşme alacaklarına aynı iki/on yıl kuralı diye taşınmamıştır.

11. Hukuk Dairesi 2025/6473 E. , 2026/4085 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1374 Esas, 2025/834 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/712 E., 2024/392 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, 30.10.2009 tarihli sözleşmeyle de hisselerin devredilerek davalı şirketin özelleştirme sürecinin tamamlandığını, davacı tarafından satış ve devirden önce ...'a gönderilen 04.06.2009 tarihli yazıda özelleştirme aşamasında olduğu belirtilerek bütün okuma ve tahakkukların haziran ayı sonuna kadar bitirilmesi yönünde gerekli düzenlemeler yapılması için talimat verildiğini, ancak sürecin uzadığını, davalı şirketin özelleştirme sürecinden hemen önce eksik tahakkuk ve olağanın üstünde gerçekleştirilen tahakkuk iptalleri-abone sayısını azaltmış olması nedeni ile davalının gelirinde azalmaya sebep olduğu, böylece ...'a olması gerekenden daha az tutarda alacak devrinin gerçekleştirildiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 39.621.250,00 TL'nin 30.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, okumanın eksik yapıldığı iddia edilen dönemde şirketi yönetenin davacı olduğunu, özelleştirme tarihinden önce devredilecek alacak tutarlarının kesin olarak tayin edildiğini, bilanço tarihi olan 30.09.2009 tarihi itibariyle muhasebe kayıtlarında yer almayan alacakların davacı tarafından istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya zamanaşımı yönünden mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, davanın 31.10.2014 tarihinde açıldığı, davalı tarafından zamanaşımı başlangıcı olarak savunulan 08.05.2013 tarihinden itibaren iki yıllık (haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye ilişkin) zamanaşımı sürelerinin sona ermediği gibi davalı şirketin hissesinin blok satış yoluyla devredildiği 30.09.2009 tarihinden itibaren on yıllık nihai zamanaşımı süresinin de geçmediği belirlendiğinden zamanaşımı def'inin reddedildiği, davalının sorumluluğu ve davacının zaranının miktarı yönünden dosya kapsamında bilirkişi raporu alındığı, davacının zararının toplam 39.621.249,93 TL olduğunun tespit edildiği, davacının hem sebepsiz zenginleşmeye, hem haksız fiile dayanması sebebiyle davalının fiilinin gerçekleştiği son tarih olarak 30.09.2009 tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, davacının alacağına talep gibi 30.09.2009 tarihinden itibaren ve taraflar arasındaki ihtilafın ticari iş olması nedeniyle avans faizi yürütülmesi gerektiği, davacı tarafın fer'i nitelikte KDV talebinde de bulunduğu ancak davalı ...'ın abonelerden tahsil edilen bedellerin KDV'sinin (tahsil eden davalı ... tarafından) Devlet'e ödenmiş olduğu, davacının KDV'den doğan bir zararının bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından da zararın KDV hariç tespit edilmesi karşısında davacının feri nitelikteki KDV'ye yönelik talebinin de reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacak istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 01.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 64b0487b9e64c14eb3ae4c1df1696a995e279b895766171b4ef3758d045fd077

← Yargıtay kararlarına dönün