Bankacılık ve Finans Hukuku

2011 genel kredi sözleşmesindeki kefil imzasının davalıya ait olmaması nedeniyle banka talebinin reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/4722 E., 2026/2461 K., 29 Nisan 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Kefalet borcunun dayanağı belgedeki imza aidiyetinin teknik incelemeyle saptanması

Banka, 2011 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefalete dayanarak kredi borcu için takip başlatmış ve itirazın iptalini istemiştir. Davalı sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Adli Tıp incelemesi kefil bölümündeki imzanın davalının eli ürünü olmadığını belirlemiştir. Alt mahkemeler kefalet sorumluluğunun kanıtlanamadığını kabul ederek bankanın davasını reddetmiş; Daire sonucu onamıştır. Belgedeki imzanın aidiyeti uyuşmazlığın belirleyici konusudur. 2011 işlemi bakımından sonraki Türk Borçlar Kanununun el yazısı ve eş rızası koşullarının uygulandığı sonucu çıkarılamaz.

Kararın sonucu

Kefil imzasının davalıya ait olmamasına dayalı ret hükmünün oybirliğiyle onanması

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Genel kredi sözleşmesi 13.04.2011 tarihlidir. Sonraki TBK 583–584 geçerlilik koşulları hakkında içtihat oluşturmaz.

11. Hukuk Dairesi 2025/4722 E. , 2026/2461 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1894 Esas, 2025/879Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/15 E., 2023/703 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; bankanın ... Şubesi ile dava dışı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu kredi sözleşmesi kapsamında nakdi ve gayri nakdi krediler kullandırıldığını, davalı borçlunun ise 13.04.2011 tarihli genel kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin sözleşme hükümleri uyarınca geri ödenmemesi üzerine davalıya ait hesapların kat edildiğini ve noter ihtarnamesi ile 757.553,72 TL borcun ödenmesinin ihtar edildiğini ancak borcun ödenmediğini, bu nedenle alacakların temini amacıyla Erzurum 4. İcra Müdürlüğünün 2016/7241 E. sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından borca ve yetkiye itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine yönelik itirazının iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı çalışanı ... tarafından usulsüzce yapılan işlemler neticesinden dolayı müvekkilinin ve bir çok kişinin maddi ve manevi olarak zarara uğratıldığını, sanık ... hakkında Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2019/436 E. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, müvekkilinin bankaya hiçbir borcu olmadığı halde ihtiyati haciz alınarak vekil edeni aleyhine hukuka aykırı olarak takibe geçildiğini, işbu dayanak takipteki 16.06.2016 tarihli ihtarnamenin açıklamalar kısmı 3 no.lu bendinde borcun tamamının ... ve ... tarafından rehin altına alındığının yazıldığını, rehin altına alınan bir borç ile ihtiyati haciz alınarak takibe geçilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından takibe konu edilen kefalet sözleşmesindeki imzaya itiraz edilmesi nedeniyle evrakın inceleme için Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığına gönderildiği, 13.04.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi altındaki imzanın davalı borçlunun eli ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 29.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: fab67250390891726573685d4cbcf4c9bdf95c2a1cf0ff24717ca162dc100bce

← Yargıtay kararlarına dönün