KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Online bilet satışında acentenin hizmet sağlayıcı adına ve hesabına hareket edip etmediğinin belirlenmesi.
Tüketici, seyahat edilecek ülkedeki terör olayları nedeniyle internetten aldığı bileti iptal ettirmek istemiştir. Acente aracılık yaptığını ve iade talebinin havayoluna ait olduğunu savunmuştur. Daire, faturayı düzenleyen ve bedeli tahsil eden acentenin taşıyıcı adına ve hesabına hareket ederek sağlayıcı sayıldığını kabul etmiştir. Tüketici lehine verilen karara karşı kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. Daire, henüz hizmet verilmeden sözleşmeden dönüldüğü için ayıplı hizmet hükümlerinin tartışılmasını doğru bulmamış, fakat sonuca etkili görmemiştir. Kaynaktaki cayma süresi ifadeleri kendi içinde farklıdır.
Kararın sonucu
Tüketici lehine sonucun değiştirilmesi için yapılan kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
Resmî metinde cayma süresi için hem 15 hem 14 gün ifadeleri bulunmaktadır; bu uyumsuzluk değiştirilmemiştir. Karar 2017 tarihli somut olayın 2019 incelemesidir; günümüz uçak biletlerinde genel koşulsuz cayma hakkı bulunduğuna dayanak yapılmamıştır. Bağlantı, faturayı düzenleyen ve bedeli tahsil eden şirketin sağlayıcı sıfatıyla sınırlandırılmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2019/2930 E. , 2019/5727 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davanın reddine dair Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yukarıda sayı ve tarihi verilen kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası ve içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve diğer tüm dosya kapsamı delil ve belgeler incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili, müvekkiline ait internet sitesinden satın alınan biletlerin bedeli ödenmeden bilet iptali, iadesi ve değişikliğinin yapılmayacağı hususunda gerekli ön bilgilendirmenin ekrana geldiğini, ayrıca bilgilendirmenin e-mail ile de davalıya gönderildiğini, davacının aracı olarak bilet satışı yaptığını, bu nedenlerle davalının iade talebinin koşulsuz olarak reddedildiği hususunun ilgili havayolu şirketi tarafından takdir edildiğini, diğer taraftan seyahat yapılacağı ülkede terör olayının olduğu 24.05.2017 tarihi ile seyahat yapılacağı 09.09. 2017 tarihi arasında uzun bir süre olması nedeniyle terör olayının mücbir sebep sayılamayacağını, o nedenle sözleşmeden dönme ve bedel iadesine ilişkin davalı talebinin tüketici hakem heyetince kabul edilmesinin doğru olmadığını, ayrıca vergi ve hizmet bedelinin de hakem heyetince dikkate alınmadığını ileri sürerek Onikişubat İlçe Tüketici Hakem Heyetinin 28.07.2017 gün ve 161020170001193 sayılı Kararının kaldırılmasını tedbir talepli olarak istemiştir. Davalı vekili, sözleşmede haksız şart bulunduğunu, haksız şartların geçersiz olduğunu, mesafeli sözleşme olması nedeniyle TKHK m. 48, f. 4 hükmü uyarınca 15 gün içinde sözleşmeden cayma hakkının bulunulduğunu, terör olayı nedeniyle davalının 7 gün içinde sözleşmeyi iptal ettiği hususunu telefon ve mesajla bildirdiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Dava, TKHK m. 70 hükmü kapsamında tüketici hakem heyeti kararına yönelik itirazdan ibarettir.Mahkemece, davalının davacıdan satın aldığı uçak biletini gitmek istediği ülkede meydana gelen terör olayları nedeniyle iptal ettirmek istediği, ancak talebinin davalı tarafından biletin iade edilemeyeceği gerekçesiyle reddedildiği, TKHK uyarınca tüketici açısından dengesizliğe yol açacak sözleşme hükümlerinin geçersiz olacağının belirtildiği, ayrıca terör olayları nedeniyle iki ay önceden yapılan bilet iptali isteminin reddedilmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı gerekçesiyle davacının Hakem Heyeti Kararına yönelik itirazının reddine TKHK m. 70, f. 5 uyarınca kesin olarak karar vermiştir. Karar kesin olmakla birlikte, Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 6502 sayılı Kanun da acentenin sağlayıcı ile birlikte sorumlu olacağına yer verilmediğini, ayıp nedeniyle birinci sorumluluğun uçuş hizmeti sunan sağlayıcı konumunda ki havayolu şirketine ait olduğunu, bununla birlikte acente olan davacının 6502 sayılı Kanun kapsamında sağlayıcı sayılıp sayılamayacağının tespitinin gerektiğini, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinin 20 nci maddesi dikkate alınarak bu hususta araştırma yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine davacının gitmekten vazgeçtiği ülkede meydana gelen terör olayının mücbir sebep oluşturup oluşturamayacağının da değerlendirilmeden itirazın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir. Bilindiği üzere, TKHK m. 3/1-ı hükmü uyarınca, tüketiciye hizmet sunan sağlayıcı adına ve hesabına hareket eden de sağlayıcı sayılmaktadır. Somut olaya ilişkin dosyaya ibraz edilen belgeler ve faturayı düzenleyenin ve bedeli tahsil edenin davacı olması davacının taşıma hizmetini veren ilgili havayolu şirketinin adına ve hesabına hareket ettiğini açıkça göstermektedir. Bu durum karşısında davacının madde 3 kapsamında sağlayıcı olduğu kabul edilmelidir. İnternet üzerinden yapılan sözleşmeler, TKHK m. 48 ve Yönetmelik m. 20 hükümleri kapsamında mesafeli sözleşmedir. Madde 48/4 hükmü uyarınca 15 gün içinde tüketici hiçbir gerekçe göstermeden ve ceza-i şart ödemeden sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Satıcı ve sağlayıcı cayma hakkı bakımından tüketiciyi önceden bilgilendirdiğini ispat etmelidir. Aksi takdirde 14 günle bağlı olmaksızın tüketici bir yıl içinde cayma hakkını kullanabilir. Somut olayda ise, tüketici olan davalı 14 gün içinde terör olayları nedeniyle cayma hakkını kullanmıştır. Belirtilmesi gereken bir husus ise, henüz taşıma hizmeti verilmeden sözleşmeden dönüldüğünden ayıp olgusu ve ayıp hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi doğru olmamakla birlikte sonuca etkili görülmemiştir. Bu durum karşısında sonuç itibariyle doğru olan Karara yönelik kanun yararına temyiz isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 6100 sayılı HMK'nın 363. hükmüne dayalı kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, gereğinin yapılması için karar örneği ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 23/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: ee6e0f17ec049f7746a2504e81ca3bd3bc8d31e1689cc1956996da516e2a80b6
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün