KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Şirket belgelerini yetkisiz edinip açıklama/şantaj aracı yapma iddiasının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadan ticari sır suçuna ayrılması
Şirket belgelerini çalışanların bilgisayarlarından izinsiz alıp elinde tutma, yayımlama ve şantaj aracı kullanma iddiası hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma kapsamında değerlendirilmiştir. Daire, bu suç için rızayla teslim edilmiş mal üzerinde amaç dışı tasarruf gerektiğini açıklamış; isnattaki yetkisiz edinim ve açıklamanın ticari sır niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte tehdit, şantaj ve ticari sır suçları yönünden olağan dava zamanaşımı dolduğundan hükümler bozulmuş ve davalar düşürülmüştür. Bazı temyizler doğrudan zarar ve katılma yetkisi bulunmadığından reddedilmiştir. Sonuç, esas hakkında mahkumiyet yerine zamanaşımı nedeniyle düşmedir.
Kararın sonucu
Bazı temyizlerin hak/yetki yokluğundan reddi; incelenebilir suç hükümlerinin bozulması ve zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşmesi
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
11. Ceza Dairesi 2021/35391 E. , 2024/11049 K.
"İçtihat Metni "
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
1. Yapılan ön inceleme neticesinde; katılan ...'nin güveni kötüye kullanmak, katılan şirkete karşı şantaj ve tehdit suçlarından, katılan şirket vekilinin katılan ...'ye karşı şantaj ve tehdit suçlarından verilen beraat kararlarına ilişkin temyiz istemleri yönünden; Katılanlardan birinin, diğerine karşı işlendiği iddia edilen suçlardan doğrudan zarar görmediği, kamu davasına katılma ve hükümleri temyiz etme hak ve yetkilerinin olmadığı, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılanlardan birinin diğerine karşı işlendiği iddia edilen suçlar bakımından sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ...'nin ve katılan şirket vekilinin bu yöndeki temyiz isteklerinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, ayrı ayrı REDDİNE, 2. Katılan ...'nin kendisine karşı işlendiği iddia edilen şantaj ve tehdit suçlarından, katılan şirket vekilinin şirkete karşı işlendiği iddia edilen şantaj ve tehdit suçları ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz istemlerine yönelik olarak yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Her ne kadar sanık hakkında kamu davası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesi sevki ile açılarak bu suçtan hakkında beraat kararı verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun'un 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; malın mâliki veya zilyedi tarafından iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin bir malın zilyedi olması, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerektiği, somut olayda ise iddianamede, bu suç bakımından eylemin "katılan şirketin ıslak imzalı fatura fotokopileri, merkeze faks çekilmiş onayı alınmış evraklardan 5 yıllık evrak ayrıca 200 evrakın elinde bulunduğunu da belirterek, bu belirtilen faturaları ve sair evrakları müşteki şirket çalışanlarının bilgisayarlarından bilgileri olmadan ve şirketin sorumlu yetkililerden izin almadan, bilgileri dışında elde etmek , almak, toplamak, yedinde tutmak ve internet sitelerinde yayınlamak ve şantaj aracı olarak kullanmak" olduğunun belirtildiği, söz konusu atılı eylemin unsurları itibari ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu değil 5237 sayılı Kanun'un 239/1. maddesinde tanımlanan "Ticarî sır niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması" suçunu oluşturabileceği belirlenerek yapılan incelemede; Sanığa yüklenen “tehdit, şantaj ve ticarî sır niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması” suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 16.07.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan ...'nin ve katılan şirket vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak ayrı ayrı DÜŞMESİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: e1fd652dcffb0ec2161d5b6c8f3fe52efbbd986330db22595739f20ccffec163
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün