İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

Tek Başına Yeterli Dört A Hizmetiyle Emeklilikte Hizmet Birleştirmesine Zorlanamama

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2026/83 E., 2026/10348 K., 8 Eylül 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

4a koşullarını yalnız o hizmetlerle tamamlayan kişinin 4b hizmeti bulunduğu için birleştirmeye zorlanması ve aylık başlangıcı/faiz.

SSK ve Bağ-Kur hizmetleri bulunan kişi, sadece 4ahizmetleriyle yaşlılık koşullarını tamamladığını ileri sürmüştür. Mahkemeler,2022tahsis tarihinde eski 506geçiş koşullarının bu hizmetlerle sağlandığını ve kişinin 2829kapsamında birleştirmeye zorlanamayacağını kabul etmiştir. Aylık takip eden aybaşından bağlanmış; ilk üç aylık farkın faizi Kurumun bağlama süresi dikkate alınarak sonraki tarihten başlatılmıştır. Yargıtay sonucu onamıştır. Karar bütün karma hizmetlerde serbestçe statü seçme hakkı veya herkes için aynı yaş ve gün koşulu getirmemektedir.

Kararın sonucu

Yalnız 4ahizmeti üzerinden 01.07.2022den aylık ve dönemlere göre faizli fark ödenmesini belirleyen BAM kararı oybirliğiyle onandı.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Koşullar 2022tahsis başvurusu ve 506sayılı Kanunun kişiye özgü geçiş hükmü üzerinden değerlendirilmiştir. Metindeki yaş ve gün koşulları bütün sigortalılar için güncel ortak eşik değildir.

10. Hukuk Dairesi 2026/83 E. , 2026/10348 K.

"İçtihat Metni "

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2743 E., 2025/2296 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/262 E., 2023/19 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının SSK ve Bağ-Kur'a tabi sigortalılığının bulunduğunu, 26.06.2021 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, yalnızca SSK prim ödeme gün sayısı ile buna hak kazanabilecek durumda olduğunu, talebinin Kurum tarafından reddedildiğini, davacının 506 sayılı Kanun'un geçici 81. ve 60. maddeleri kapsamında 01.03.1989 sigortalılık başlangıcıyla, SSK sigortalılığı statüsünden emeklilik bakımından 25 yıl sigortalılık süresi 51 yaş ve 5450 gün prim ödeme gün sayısına tabi olduğunu, bu koşulların davacı tarafından sağlandığını ileri sürerek, sadece 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri ile emekliliğe hak kazandığının tespitine, 26.06.2021 tarihi itibariyle de 4/a hizmetleri gözetilerek emekli aylığı almaya hak kazandığının tespitine, 01.07.2021 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsis edilmesini, mahrum kalınan aylıkların ödenmeleri gerektiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini istemiş, 01.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının lehine olan 28.06.2022 tarihli koşullara göre aylığının bağlanmasını talep ettiklerini, 28.06.2022 tarihi itibariyle SSK'dan emekli aylığı almaya hak kazandığının tespitini, 01.07.2022 tarihi itibariyle SSK aylığının bağlanmasını, mahrum kalınan aylıkların (Kurumun aylık bağlama süresi de dikkate alınarak) ödenmeleri gerektiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte taraflarına iadesini istemiştir.

II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun ve yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 28.06.2022 tarihli yaşlılık aylığı başvurusunun geçerli olduğunun, başvuruyu takip eden ay başı olan 01.07.2022 tarihi itibariyle yalnızca 4/1-a hizmetleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin, davacıya yapılan ödemeler dışında oluşan fark aylıkların faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı tarafından dava açılmadan önce Kuruma başvuru yapıldığı ve böylece dava şartının yerine getirildiği, davacının talebinin yalnızca 4/1-a bendi kapsamındaki hizmetleri üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması olduğu, davacının yaşlılık aylığı koşullarının 506 sayılı Kanun'un geçici 81/1-B.h maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği, davacının tahsis için başvurduğu 28.06.2022 tarihi itibariyle davacının 55 68... /1-a kapsamında ve 53 55... /1-b kapsamında ödenmiş priminin olduğu, davacının 506 sayılı Kanun'un geçici 81/1-B.h maddesinde belirtilen 25 yıl sigortalılık, 51 yaş ve 5450 gün prim ödemesi şartlarını taşıması nedenle yalnızca 4/1-a hizmetleri dikkate alındığında yaşlılık aylığına hak kazandığı, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmet birleştirmesine zorlanamayacağı ve yalnızca 4/1-a bendi kapsamındaki hizmetleri üzerinden aylık bağlanması gerektiği, mahkeme 01.07.2022 tarihi itibariyle yalnızca 4/1-a hizmetleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine ilişkin kararının yerinde olduğu ancak faiz başlangıcına ilişkin kararın 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesi hükümlerinin dikkate alınmaması nedeniyle hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 13.01.2023 tarihli, 2021/262 Esas - 2023/19 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacının 28.06.2022 tahsis talep tarihine göre 01.07.2022 tarihi itibariyle yalnızca 4/1-a hizmetleri dikkate alınarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, davacıya yapılan ödemeler dışında oluşan fark aylıklarının 2022 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayında ödenmesi gerekenlerin 01.10.2022 tarihinden ve sonraki aylarda ödenmeleri gerekenlerin ise ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, Kurum işleminin yasal mevzuata uygun ve yerinde olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmet birleştirilmesi yapılmaksızın 4/1-a bendi kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: ed8e3b719903b88d4c4c96f7a9f1b8a923ec758be73aac5332cabbaf4f150880

← Yargıtay kararlarına dönün