KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Kurumun hatalı işleminden doğan yersiz aylığın geri alınmasında önceden tebliğ kanıtı bulunmazsa yirmi dört aylık faizsiz sürenin hangi bildirimden başlatılacağı.
Kurum, yersiz aylık ödemelerinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptalini istemiş; bozma sonrası dava reddedilmiştir. Yargıtay, uyuşmazlığa Kurum hatasına ilişkin 5510 sayılı Kanun 96/b hükmünün uygulanacağını belirtmiştir. Takipten önce yersiz ödeme toplamının davalıya bildirildiği kanıtlanamadığından, faiz başlangıcının icra ödeme emrinin tebliğinden yirmi dört ay sonrası olarak belirlenmesi ve asıl alacak bakımından itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Sigortalının kasıt veya kusuruna ilişkin 96/a rejimi bu somut olayın dayanağı değildir.
Kararın sonucu
Davanın reddi, Kurum hatasına ilişkin özel iade ve faiz rejimi uygulanarak asıl alacak yönünden takibe devam edilmesi gerektiği için Kurum yararına oybirliğiyle bozuldu.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
10. Hukuk Dairesi 2019/1123 E. , 2019/2729 K.
"İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz ödenen aylıkların tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir. Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir özel düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır. Kurumun istirdadını isteyeceği yersiz ödemenin kapsamını belirlemedeki irade serbestisi de, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gereğini doğurmaktadır. Somut olay incelendiğinde, davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Yasanın 96/b maddesi olduğu belirgin olup,icra takip tarihi öncesinde yersiz yapılan ödemeler toplamının davalıya tebliğ edildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge olmadığından, faiz başlangıcının icra takip dosyasından yapılan ödeme emri tebliğ tarihinden, 24 ay sonrası olarak belirlenip asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken mevcut şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.03.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: b9ba911219c48ef8f8529198c40a7039ffa71106d4d2bc96b52f30836dfea869
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün