Yargılama ve Usul Hukuku

Kesinleşmiş Kadastro Hükmünün Mirasçıları Bağlaması ve Mera Tesciline Yeniden İtiraz

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/4886 E., 2026/5973 K., 15 Eylül 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Önceki kadastro yargılamasında taraf olan kişi veya mirasçılarının aynı taşınmazda kadastro öncesi nedenle yeniden tescil istemesi.

Davacılar, ailelerinin uzun süredir tarım için kullandığını belirttikleri parselin mera kaydının iptalini istemiştir. Taşınmazın önceki parselden ifrazla oluştuğu ve davacıların kendilerinin veya murislerinin taraf olduğu kadastro hükmüyle mera tescilinin kesinleştiği belirlenmiştir. Mahkemeler, mirasçıların murisleri hakkındaki kesin hükümle bağlı olduğunu kabul ederek davaları dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir. Yargıtay bu sonucu onamıştır. Yeni bir zilyetlikle kazanma incelemesi yapılmamış, önceki hükmün bağlayıcılığı esas alınmıştır.

Kararın sonucu

Asıl ve birleşen davalarda kesin hüküm nedeniyle usulden reddi koruyan BAM kararı oybirliğiyle onandı.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

1. Hukuk Dairesi 2026/4886 E. , 2026/5973 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2242 E., 2026/557 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulanık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/341 E., 2021/829 K.

Asıl ve birleştirilen davalar, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davaya konu 522 parselin evveliyatının 397 nolu parsel olduğu, Bulanık 1. Kadastro Mahkemesinin 2004/8 Esas, 2004/15 Karar sayılı, 15.06.2005 kesinleşme tarihli kararına istinaden 397 parselin ifrazıyla 5 21... nolu parsellerin oluştuğu ve 522 parselin mera olarak mera sicil defterine tescil edildiği anlaşılmıştır.

Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili; ... köyünde bulunan 522 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık yüz yıldır davacıların ailesi tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını ve hiçbir zaman mera niteliğinde olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.

Davalı taraf; asıl ve birleştirilen davalarda taşınmazın öteden beri mera olarak kullanıldığını, Bulanık 1. Kadastro Mahkemesinin 2004/8 Esas, 2004/15 Karar sayılı kararıyla mera olarak tesciline karar verildiğini ve bu kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini belirterek kesin hüküm nedeniyle davaların reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aynı taşınmaza ilişkin önceki kadastro yargılamasında davacıların kendilerinin veya murislerinin taraf olduğu, taşınmazın mera olarak tesciline ilişkin kararın kesinleştiği ve mirasçıların da murisleri hakkında oluşan kesin hükümle bağlı oldukları gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli 522 parselin, 397 parselin ifrazıyla oluştuğu ve kesinleşmiş Kadastro Mahkemesi kararı uyarınca mera siciline kaydedildiği, kesin hüküm nedeniyle verilen usulden ret kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri ile katılma yoluyla davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacılardan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 492 saylı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: 38f1fe0278d52995707c22120bb91793fe9921a2a917bdc48878dcc552c698a7

← Yargıtay kararlarına dönün