Miras Hukuku

Muris Muvazaasında Diğer Miras Malları, Değer Farkı ve Dava Öncesi Üçüncü Kişiye Devir

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/1690 E., 2026/6331 K., 23 Eylül 2026

Kararın tam metnine geçin

KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA

Kararın konusu ve hukuki mesele

Diğer miras malları karşısında devrin oranı ve mal kaçırma kastının ispatı.

Mirasçı, babasının oğluna yaptığı satışın gerçekte bağış olduğunu ve mirastan mal kaçırmayı amaçladığını ileri sürmüştür. Alt mahkeme, tapudaki bedelle gerçek değer farkını tek başına yeterli görmemiş; diğer malların mirasçılara geçmesi ve devredilen malın bütün içindeki oranıyla birlikte kastın ispatlanamadığını kabul etmiştir. Daire, bu ispat yetersizliğine ve taşınmazın dava öncesinde üçüncü kişiye satılmış olmasına işaret ederek ret sonucunu onamıştır. Kalan mirasın varlığı tek başına her devir için geçerlilik karinesi veya otomatik dava engeli haline getirilmemiştir.

Kararın sonucu

Muris muvazaası iddiasının ispatlanamaması ve dava öncesi üçüncü kişiye devir gözetilerek ret hükmü sonucu itibarıyla onanmıştır.

RESMÎ KARAR METNİ

Kararın tam metni

Resmî kaynağı aç

Bağış ve cami inşaatı anlatımı davalının savunmasıdır. Somut kast değerlendirmesi ile Dairenin dava öncesi üçüncü kişiye devir ek gerekçesi ayrılmıştır.

1. Hukuk Dairesi 2026/1690 E. , 2026/6331 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3123 E., 2026/226 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erbaa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/247 E., 2025/502 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacının babası olan muris ...'un maliki olduğu 59... parsel sayılı taşınmazı davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini ancak yapılan işlemin esasında bağış olduğunu, taşınmazın satış bedelinin murise ödenmediğini, murisin devir tarihinde ekonomik olarak taşınmaz satmaya ihtiyacının bulunmadığını, devrin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazdaki davalının hissesinin davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; uyuşmazlık konusu taşınmazın bedelinin davalı tarafından ödendiğini, davalının ekonomik durumunun iyi olduğunu, murisin uyuşmazlık konusu taşınmazın bedeliyle Erbaa ilçesinde inşaatı devam eden camiilere inşaat malzemesi aldığını, arta kalan bedel ile cami minaresi yapımı için bağışta bulunduğunu, murisin esasında paylaştırma iradesi ile hareket ettiğini, vefatından sonra tüm mirasçılarına intikal eden taşınmazlar olduğunu, en değerli taşınmazının tüm mirasçılara intikal ettiğini, murisin mal kaçırma amacı bulunsaydı tüm taşınmazlarını erkek çocuklarına devretmesinin kendisinden bekleneceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapudaki satış değeri ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki farkın muvazaa olgusunu ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı, murise ait uyuşmazlık dışı taşınmazların değeri karşısında devredilen taşınmazın değerinin makul oranda olduğu, murisin mal varlığının büyük çoğunluğunun mirasçıları arasında pay edildiği, murisin diğer mirasçıların miras haklarına zarar getirmeden mülkiyet hakkı kapsamında tasarrufta bulunduğu, murisin mirasçılardan mal kaçırmak kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle; davacının açmış olduğu tapu iptali ve tescil talepli davasını ispatlayamadığı gibi uyuşmazlık konusu taşınmazın dava tarihinden önce 25.04.2008 tarihinde dava dışı ..... isimli kişiye satıldığı gözetildiğinde davanın reddine ilişkin kararın sonucu itibariyle doğru olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Kararın kaynağı

Kaynağın kontrol tarihi

Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.

Kaynak bütünlük bilgisi

SHA-256: c8344d7262b44a0dc33581400d1b35e387bafcbeb6ecad79e055394f01a3f455

← Yargıtay kararlarına dönün