KARARA İLİŞKİN EDİTORYAL AÇIKLAMA
Kararın konusu ve hukuki mesele
Muris muvazaası davasında gerçek borca mahsup savunmasının ceza dosyasında sahte olduğu belirlenen senetle desteklenmesi.
Mirasçının açtığı davada, mirasbırakanın ölümünden önce satış göstererek devrettiği taşınmazın gerçekte bağış olduğu ileri sürülmüştür. Davalı, devrin daha önce verdiği borcun bir kısmına karşılık yapıldığını ve senede dayandığını savunmuştur. Derece mahkemesi, savunmaya esas senedin ceza dosyasında sahte olduğunun belirlendiğini ve diğer koşullarla birlikte mirasçılardan mal kaçırma amacının kanıtlandığını kabul etmiştir. Yargıtay, tapu iptali ve tescil sonucunu onamıştır. Sonuç yalnız düşük tapu bedeline veya davalının mesleğine dayandırılmamıştır.
Kararın sonucu
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil hükmünü uygun bulan istinaf kararı onanmıştır.
RESMÎ KARAR METNİ
Kararın tam metni
1. Hukuk Dairesi 2026/1500 E. , 2026/6532 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3015 E., 2025/3358 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/302 E., 2025/331 K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı ... vekili; muris ...'un 07.07.2020 tarihinde vefat ettiğini, murisin sağlığında 03.01.2020 tarihinde .....ilçesi, ... Mahallesi 37 48... parselde kayıtlı 2 bağımsız bölüm numaralı taşınmazı tapuda satış göstererek davalı adına temlik ettiğini, söz konusu işlemin mirasçıları aldatma kastıyla yapıldığını ve muvazaalı olduğunun gerek mirasbırakanın o tarihte taşınmaz satmaya ihtiyacının olmaması, gerekse davalının ev hanımı olması ve taşınmaz satın alacak maddi gücünün olmamasından anlaşılmakta olduğunu, ayrıca, her ne kadar işlem tapuda bir satış işlemi olarak gösterilmişse de murisin banka hesaplarında işlemin yapıldığı tarihlerde böyle bir para hareketliliğinin görülmediğini, söz konusu işlemin aslında bağış olduğu halde görünürdeki işlemin satış işlemi olduğunu, görünürdeki satış işleminin asıl olan bağış işlemini gizlemek amacıyla yapıldığından ve gerçek iradeyi yansıtmadığından muvazaalı olduğunu, gizli bağış işleminin ise gerekli şekil şartlarını barındırmadığından geçersiz olduğunu, aynca satış işleminde gösterilen taşınmazın değerinin gerçek değerinin çok altında olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile murisin mirasçıları adına miras payları oranında tescilini istemiştir.
Davalı vekili; murisin çocuklarının murisle ilgilenmediği, davalının murise yaşlılığında tamamen Allah rızası için bakıp insani yardımda bulunduğunu, bu süreçte kurulan güven ilişkisi doğrultusunda muris ve davacının acil para ihtiyacı üzerine tüm birikimlerini toplayarak onlara verdiği 420.000,00 TL borç karşılığında 2020 yılbaşı vadeli senet aldığını, vadesi geldiğinde borcun ödenememesi üzerine murisin borcun bir kısmına mahsuben dava konusu taşınmazı davalıya devrettiğini belirterek işlemin davacının da tarafı olduğu gerçek bir borç ödemesi olduğunu ve muris muvazaası içermediğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki, ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışına göre mirasbırakanın yapmış olduğu temlikteki gerçek irade ve amacı birlikte değerlendirildiğinde, murisin, adına kayıtlı dava konusu taşınmazını davalıya temlik ettiği, her ne kadar davalı tarafça senet karşılığı olarak devir işleminin yapılmış olduğu savunmasında bulunulmuş olsa da celp edilen kayıtlardan açıkça görüldüğü üzere davalı tarafın dayanmış olduğu senedin 3. ACM 2022/23 Esas, 2022/462 Karar sayılı kararıyla sahteliği ispat edilmiş bir senet olduğu, bu hali ile de yapılan bu temlikte murisin gerçek irade ve amacının davacı mirasçılardan mal kaçırma olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 5.635,59 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Kararın kaynağı
- Resmî kaynak
- Kararın resmî tam metin kaydı ↗
- Kaynağın kontrol tarihi
Başlık, konu açıklaması ve makale bağlantıları editoryal içeriktir. Karar, kendi olayları ve uygulandığı dönem içindeki mevzuatla birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak bütünlük bilgisi
SHA-256: 14091ae60b3735b5ccbf4f94abfe649361e1b0a9ff66f2ba7481b4b1310793f6
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay bakımından hukuki görüş veya taahhüt niteliğinde değildir.
← Yargıtay kararlarına dönün